Yıl 1998, Diyarbakır Ticaret Lisesi’ni bitirdikten sonra, büyük azim ve gayretlerle İzmir Hukuk Fakültesi’ni kazanmıştım. Kayıt işlemlerimi tamamladım. İzmir’de ne ana-baba vardı ne de akraba. Devlet yurdu da çıkmamıştı. Diyarbakır’dan tanıdığım birkaç arkadaşla kiralık ev aramaya koyulduk. Bir emlak ofisini girip; “ Abi Diyarbakır’dan öğrenci olarak geldik, bize uygun kiralık eviniz var mı?” diye sorduk. Emlakçının “Yeğenim bizim buralarda yabancıya ev vermezler” cevabı bizde büyük üzüntü ve hayal kırıklığı yaratmıştı. Oysa bizler okumaya, hayatlarımızı kurtarmaya, memlekete faydalı birer birey olmaya gelmiştik. “Peki abi sen nerelisin?” diye sorduk; “Buralıyım” cevabını aldık. “Peki abi sen nerede doğdun?” diye sorduk, “İzmir’de doğdum” cevabını aldık. “ Baban, atan nerede doğdu?” diye sorduk, “Babam Selanik’te doğdu” cevabını aldık. “Vay be amca, baban Selanik’te doğmuş, Anadolu’nun yiğit ve mert inanları sizleri de anavatanda bağrına basmış, sizler buranın yerlisi ve sahibi oldunuz da bizim de atalarımız yüzlerce yıldır Anadolu topraklarında yaşamış, bizler neden sizin için yabancı olalım?” diye sitem ederek, ırkçılığın kalp kırıcı yüzünü görerek emlak ofisinden ayrıldık. Oysa ben Osmanlı-Rus harbinde şehit olan ve cenazesi dahi bulunamayan büyük dedem Diyarbakırlı Mehmet Ali’nin torunuydum. Sonra indik oradan İzmir Konak meydanına gezmeye. Meydanın bir köşesinde modern giyimli, adeta kentsel dönüşüm geçirmiş bir bayanın, oyuncak bebek satan iki seyyar satıcıya “Burası Türkiye, burada Kürtçe konuşamazsınız” diyerek bağırdığına, ardından seyyar satıcıların ürkek ve şaşkın bir şekilde bayana hitaben “Vallahi biz aramızda Kürtçe konuşmadık, Arapça konuştuk, bizler Arabız” demesiyle bayanın “tamam o zaman sorun yok” diyerek sakinleştiğine şahit olduk.

ERDOĞAN’LA BEN KÜRDÜM DİYEBİLDİK

İzmir’de sonradan çok güzel insanlıklar gördük, dostluklar kurduk, tanıdıkça birbirimizi Osmaniyeli Mehmet Emin’le, Trabzonlu Adem’le, Denizlili Aslı’yla, İzmirli Banu’yla, Antepli Ramazan Murat’la, Adanalı Veysel’le, Sinoplu Gürhan’la bir babadan 7 öz kardeş gibi yani Anadolu gibi olduk. Kim ne nerde desin, ne kadar şerh koyarsa koysun biz Kürtler, Erdoğan ile mutsuz ve zorunlu vatandaşlıktan mutlu ve gönüllü vatandaşlığın tadına vardık. Erdoğan ile korkmadan ben Kürt’üm diyebildik, korkmadan Kürtçe konuşabildik. Erdoğan ile bu vatanı daha çok sevebildik, bu vatana bağlılığımızı, aidiyet duygumuzu geliştirebildik. Anadolu’ya uzaydan gelmediğimizi, bu vatanın onurlu ve saygın ayrılmaz parçası olduğumuzu görebildik.

KÜRTLERİ KIŞKIRTAN FİTNECİLER

Tarihin hiçbir döneminde Kürtler ve Türkler arasında bir problem, bir çatışma olmamıştır. Problem hep Kürtleri potansiyel bölücü ve tehlike olarak gören, dillerini ve kültürlerini yok sayan, Mimar Sinan’ın kafatasını mezarından çıkarıp, Türk mü Ermeni mi Rum mu olduğunu ortaya koymak için ölçmek amacıyla kayıplara karıştıran katı ırkçı yaklaşımlardaydı. (Bu arada Mimar Sinan’ın kafatası halen de mezarında yok bilgisini bir dipnot olarak paylaşayım). Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan Kürtlerin kahir ekseriyeti, kadimden gelen kardeşleri Türklerle beraber, anayasal, eşit ve özgür vatandaşlar olarak bir ve beraber yaşama konusunda büyük bir istek ve azim içerisindeler. Kirli hendek ve çukur siyasetinde, sokaklara inmeyerek, terör ve şiddete destek vermeyerek bunu iradeyi dünyaya göstermediler mi? Bütün etnik ve ideolojik sorunlara rağmen ayrılıktan değil birlikten yanadırlar. Kürtler geleneksel olarak dindar bir toplumdur. Ne dininden ne dilinden ne de kadimden gelen kardeşleri Türklerden vazgeçerler. Türkiye Cumhuriyeti devleti, dünya üzerindeki tüm Kürtlerin sırtını dayayabileceği, daima kapısını çalabileceği, üzerinde hayaller kurabileceği, benim öz vatanımdır diyebileceği yegane topraktır. Türkiye Cumhuriyeti devleti sadece Türkün değil, Kürdün de vatanı, onuru ve namusudur. Türkün ne kadar hakkı varsa Kürdün de o kadar hakkı vardır. Vatan birdir, bölünemez ve müşterek mirastır. Ancak Irak’taki, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirirken işi Kürtlere hakarete kadar götüren, ırkçılık da tavan yapan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı 20 milyon Kürdü kışkırtan, devletten soğutmaya çalışan fitneciler var. Lütfen büyük tuzağı görün, Kürtlere yapılan hakaretlerle Kürtler de yaşatılmak istenen duygusal kırılmayı ve kopuşa götürülüşü fark edin. Şunu kimse unutmasın! Kürtlerin en fazla oy verdiği ve temsilci gönderdiği parti halen de Ak Parti’dir. Kürtleri katı ırkçı ve tahrik edici söylemlerle 2019 seçimlerine yönelik Ak Parti’den koparmaya, Sayın Erdoğan’a olan desteği kesmeye çalışan büyük bir oyun ve tuzak var. Tuzağı görelim ve oyunu hep beraber bozalım.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet 2017-09-27 10:42:59

Yazı güzel olmasına güzel olmuş ama bahsettiğiniz ötekileştirici dili Erdoğan bizatihi kendi kullanıyor.Buna ne diyeceksiniz.

Avatar
sadık 2017-09-27 13:31:15

Söylediklerinizde yüzde yüz haklısınız yüreğinize sağlık yanlız anlattıklarınızı zamana yayarak daha çok gündeme getirmeniz lazım diye düşünüyoruz

Avatar
Ali Kırdım 2017-09-27 21:13:37

Gerçekten samimi buldugum, gerçekçi ve yürekten gelen bir yazı.
Tebrik ediyorum.

Avatar
Egeli oluyucu 2017-09-30 22:21:02

Yaıda geçen şehir ve kişi isimleri (...Osmaniyeli Mehmet Emin’le, Trabzonlu Adem’le, Denizlili Aslı’yla, İzmirli Banu’yla, Antepli Ramazan Murat’la, Adanalı Veysel’le, Sinoplu Gürhan’la bir babadan 7 öz kardeş gibi yani Anadolu gibi olduk...) gerçek mi? Gelişi güzel verilmiş örnek isimler mi?

Avatar
S.aydın 2017-10-02 18:30:19

Mesele başkanlık ve propagandası.

Avatar
Müslüm Orhan 2017-09-30 15:10:20

Yıllardır sayın Erdoğana güvenen ve inanan kürt kökenli bir vatandaş olarak,son günlerde hükümetin ve sayın Erdoğanın açıklamalarını çok sert ve kürt leri aşağalıyıcı buluyorum.Ne yazıkki hükümeti ve Sayın Erdoğanı destekleyen muhafazakar medyadada çok aşağalıyıcı bir uslup var.Bu hiç hoş değil.Bu uslup bu ülkenin asli unsuru olan bu bayrağa ve bu devlete asla ihanet etmemiş kürtlere büyük bir sayğısızlık.Bu şekilde devam edilirse 2019 hem Sayın Erdoğan hem Sayın Barzaninin sonunu hazırlayacak.Çok kısa bir zaman öncesine kadar dünyayı karşısına alarak ceyhandan akan petrolun parasını amerikan bankaları yerine Türk bankası Halkbanka yatıran barzani kardeşti.Bu gün aynı medyanın gözünde Atası babası ve kendisi hayin.

Avatar
Egeli okuyıcu 2017-09-30 22:23:37

İzmir ve Denşzli’den verilen isimlerin kadın diğerleirinin erkek olmasının bir anlamı var?