9.yüzyıldan 19.yüzyıla kadar geçen sürede muazzam bir birliktelik ve bütünlük... Tarihin hiçbir döneminde birbirini stratejik “kart” olarak kullanmayan iki kadim halk… Siyasetin aile, soy-sop, kavmiyetçilik esasına göre değil adalet ve hukuk esasına göre tesis edildiği dönemde haliyle bir siyasi ufuk geliştirildi. Bu siyasi ufka mensubiyet duyan sosyolojide artık soy, sop, din, dil farkı gözetilmedi. Öyle ki bir Kürt olan Selahaddin Eyyübi'nin Yemen üzerinden başlattığı ortak seferlerin adı “Oğuz hareketiydi.”

Hristiyan Bizanslılarla savaşan Sultan Muhammed’in komutasında yer alan on beş bin Kürt, o gün orada bağımsız bir Kürdistan şartıyla bulunmuyordu!

Sultan Selim’e “Bilad-ı Ekrad’ın Osmanlı Devleti’ine iltihakı, İstanbul’un fethi zaferini tamamlayacak derecede ehemmiyetlidir” diyen Bitlisli Şeyh Hüsameddin'in oğlu İdris-i Bitlisi de bu sözü bağımsız bir devlet kurma düşüncesiyle sarf etmemişti.

Çanakkale ve İstiklal Harbi’nde de emperyalist işgalci güçlere karşı birlikte vatan topraklarını müdafaa ettik. Sonra bir şey oldu. Bir küresel çete imalatı olan İttihat Terakki tarih boyunca ümmet bilinciyle bir ve diri olan bu iki kadim halkın dinine, diline, tarihine, ilim, irfan birikimine operasyon düzenledi. Kamyon çarpmışa döndük! Bir daha ebediyen bir araya gelmesinler diye uzun vadeli planlar, projeler tezgâhlandı.

Bakınınız şimdi size sadece 1961-75 yılları arasında Kuzey Irak’ta yaşanan silahlı isyan hareketinin arka planına dair bir kesit sunacağım. Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in Dünya üzerinde Kürt diye adlandırılabilecek müstakil hüviyetli bir ırk yoktur dediği yıllar…

Kuzey Irak’ta başlayan isyan hareketinin bir numaralı aktörü tahmin edeceğiniz gibi İsrail’di. Reuven Shiolah’ın 30’lu yıllardan beri temasları, çabaları meyve vermişti. Derhal bölgeye İsrail ajanları sevk edildi. Öyle ki ajan Eliav, katır sırtında yaptığı maceralı yolculukla Kürt isyancılarının karargâhına kadar vardı ve onlara doktor, hemşire ve ilaç yardımında bulundu.

J. Anderson’un WP’taki yazısında ifade ettiği gibi; İsrail yetkilisi İran sınırından Irak’a gizlice girerek Molla Mustafa Barzani’ye düzenli olarak 50 bin dolar para veriyordu. 1967 yılında Arap ordularından ele geçirilen Sovyet silahları da ulaştırılmaya başlandı. O tarihlerde Molla Mustafa Barzani mutluluktan uçuyordu. İsrail’e yaptığı bir ziyarette Moşe Dayan’a bir Kürt hançeri hediye ederek ilişkilerini tazeledi.

Bu ittifakın temelleri 1930’larda atılmış ve 1960’lı yıllarda da fiili olarak hayata geçiyordu. Bugün The Guardian’ın “Batı, Kürtlere borcunu ödemeli “dediği hikâye!

Devam edelim. Bu yıllarda ABD ve İran da Kürt kartıyla piyasada kendine yer buldu. ABD deyince tabi ki Bay Kissinger! Kissinger ve Şah Kürtlere yardım etme konusunda anlaşmaya vardı. Irak ve Sovyetler Birliği arasında imzalanan anlaşmadan bir ay sonra Nixon ve Kissinger Tahran’da Pehlevi ile bir araya gelerek Kürt isyanlarının desteklenmesi konusunda anlaştılar. Buna göre üç yıl boyunca CIA fonlarından Iraklı Kürtlere tam 16 milyon dolar kaynak aktarılacaktı.

Ne var ki bu sürede beklenmedik bir hadise gelişti. Irak rejimi ile Şah Cezayir anlaşmasını imzalayarak birbirleriyle anlaştılar. Irak Şatt-ül Arab’ın eşit kullanım hakkını İran’a vermeyi kabul etmişti. Gerek Şah gerekse Cezayir Kürtleri desteklemeyeceklerini bildirdiler. İran, Kuzey Irak sınırı kapatıldı. Kürtler tutunamadılar ve Molla Mustafa Barzani ABD’ye kaçtı.

Ömrünün geri kalan kısmını Kissinger’e “Ekselans hazretleri” diye başlayan ve ABD’den medet uman mektupları yazarak geçirdi. Ne var ki Kissinger’in cevabı hiç değişmedi.

Baba Barzani’nin ve Kürtlerin geçmişteki akıbeti ortada iken bugün oğul Barzani’nin yine o malum vaatlerle aynı hataya düşmesi hiç şüpheniz olmasın Kürtlerin aleyhine olacaktır.

Kürtler her dönem satıldılar ve bir kart olarak kullanıldılar ancak bizler de kabul edelim ki bu çerçevede kendi planımızı kuramadık. Kürtlerin ders kitaplarımızda hala tek bir yerde o da zararlı cemiyetler bahsinde geçtiği ülkemizde nasıl plan kuracaktık o da ayrı bir trajedi!

Bakınız bugün bu tezgâhın içerisinde yer almayan ve olan bitenin farkında olan Kürtlerle, Türkleri tekrar düşmanlaştırmanın temelleri atılıyor. Biz de resmi tarih tezleriyle cevap yetiştirmeye çalışıyoruz. Oysa Ortadoğu’nun Balkanlaştırılması projesine karşı hiç olmadığımız kadar uyanık ve bilinçli olmalıyız.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.