Kürt vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu Müslümanlığı yaşayan, dini bütün ve misafirperver insanlardır. Ülkemizin doğu kısmında çok önemli din alimleri, tarikat şeyhleri yetişmiş ve doğudan çıkan bu manevi münevverler tüm Türkiye’yi irşad etmişlerdir. Hatta bazılarının ünü dünya’ya yayılmış ve dünyada ki Müslümanların yollarına ışık tutmuşlardır. Bu manevi önderlerin hepsi devletine, milletine sonsuz bir sevgi ve saygı ile bağlıdırlar. Dolayısı ile onların irşad ettiği, rehberlik yaptığı insanlarda bu şekildedirler.

Cumhuriyet tarihimizde ülkemizin doğu kısmının ihmal edildiği doğrudur. Kalkınma hamleleri her nedense doğu’ya pek uğramamıştır. Bölgede ki feodal sistem devam ettiği ve devlet bunu desteklediği için doğuda devlete karşı pek bir hareketlenmede olmamıştır. Fakat süreç bu şekilde ilerlerken milli ve manevi değerleri hiçe sayan Marksist bir örgüt olan PKK’nın ortaya çıkışı ile işin şekli değişmiştir. Feodal sisteme de yaptığı kanlı eylemler ve adam kaçırmalar ile bir şekilde diş geçirmeye çalışan bu örgüt, yaydığı Marksist ve ateist ideoloji ile yeni yetişen Kürt gençlerinin – özellikle üniversiteye gitmişlerin – aklını çelmeyi başarmıştır.

***

Yıllardır söylediğimiz şeyin doğruluk sağlamasını yukarıda yazdığımız satırlar üzerinden yapmak mümkün. Kürtlerin siyasal temsilinin bir şekilde Marksist, ateist ve seküler kesimin eline geçmesi ile Türkiye deki toplumsal barış çabaları sekteye uğramıştır.

Bunun ilk sebebi Kürtlerin siyasal temsilcisi olan parti ve siyasilerin, Kürtlerin öz dinamikleri olan manevi değerlerin aksine bir siyasal çizgiyi takip etmesidir. Toplumsal uzlaşının temel malzemesi olan Müslüman ortak kimliğinin yerine başka değerlerin ikame edilmesi Kürt vatandaşlarımız ile oy verdiği siyasi görüş arasındaki makası iyice açmıştır. Buna halk üzerinde yapılan baskı ve tehdit de eklenince uzun yıllar boyunca Kürt halkının talebi olmayan şeyler sanki onun talebiymiş gibi yansıtılarak bir çözümsüzlük ortamı oluşturulmuş ve bundan beslenilmiştir.

Hiç şüphesiz bu siyasal hareket ve temsilcileri Kürt vatandaşlarımızı ve onların öz değerlerini değil, bölücü terör örgütü olan PKK'nın sözcülüğünü ve temsilciliğini yapmıştır ve yapmaktadır.

***

Gelinen noktada devletin attığı adımlar son derece önemlidir. Doğu'ya yapılan yatırımlar ve izlenen kucaklayıcı politikalar son yıllarda bölge halkının devletine olan güvenini ve bağlılığını tazelemesine, bölücü terör örgütü ve onun meclisteki siyasal temsilcisinin karşısına dikilmesine olanak sağlamıştır. Çok büyük bir olasılıkla bir sonraki genel seçimlerde toplumu gerici ve bölge aleyhinin öz değerleri dışında bir siyasal politika izleyen partiler parlamento dışında kalacaktır.

Terör ile mücadele noktasında parlamentoda ki tüm partiler devlete koşulsuz destek vermek mecburiyetindedirler. Çünkü bu terör belası Türkiye'nin son otuz yılında iktidara gelen her görüşten partinin önündeki en büyük sorun olmuştur. Türkiye dış politikada kararlı ve cesur adımlar atarken içerideki hainlerin varlığını devam ettirmesi iktidar partisi için değil, devlet ve millet için güvenlik noktasında tehdit unsurudur.

Şu noktada asla Kürt vatandaşlarımızın gözünden kaçmasın. Bölücü örgütün diktasına karşı gelen Kürtler ve Kürt siyasiler bu örgüt tarafından tehdit altındadır. Son dönemdeki alçakça yapılan katliamlar bunun en büyük göstergesidir. Bu tehdit ancak hep birlikte el ele verirsek ortadan kalkabilir. Bu noktada başta siyasi partiler, sivil toplum ve devlet yapısı olmak üzere toplumun tüm dinamikleri tıpkı Yenikapı mitinginde olduğu gibi bir araya gelmeli ve devletinin yanında olmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.