Türkiye, son yıllarda ardarda büyük zaferler kazanıyor. Bu galibiyetler hem bize ekonomik ambargo uygulamak hem de vatanımızı kuşatmak isteyen dış güçlere, emperyalist ülkelere ve hain örgütlere karşı elde ediliyor. Bu kirli ittifak ne yazık ki içerdeki ihanet örgütlerinin dışında siyasi kesimlerden de güç alıyor. Ancak bütün bunlara rağmen gücünü inancından alan halkımız, dimdik ayakta. Devletimizin itibarı artıyor, ekonomik çelmeler kâr etmiyor. Hakikaten Allah’ın inayeti altındayız. Buna yürekten inanıyorum. Tabii bu büyük özgüvenimizi büyük ölçüde tarihimizden, şanlı ecdadımızdan alıyoruz.

Meselâ “Osmanlı’nın Son Zaferi” olarak bilinen ve geçen yıl 100. Yılını kutladığımız Kut’ül Amare Zaferi, üzerinde güneşin batmadığı ülke olarak bilinen İngiliz Devleti’nin mağlubiyetinin savaşıdır. 29 Nisan 1916 tarihinde gerçekleşen bu zafer, bizim unutulmaz büyük destanımızdır. Ne var ki bazı zaferler, bize unutturulmak istenmiş ve bunda da başarı sağlanmıştır. Kendimize yeni yeni gelmeye, benliğimizi henüz keşfetmeye başladık.

Genç tarihçilerimizden Zafer Bilgi, Nasıl Fatih Oldu? ve Kedili Kütüphane’nin Hafız-ı Kütübü İsmail Saib Sencer isimli iki kitabından sonra yeni bir esere imza attı: Kut’lu Zafer Kut’ül Amare (Osmanlı’nın Son Zaferi). Kut’ül Amare Zaferi, 5’i general, 481’i subay olmak üzere 13 bin 300 İngiliz asker ve komutanının Osmanlı ordusuna kayıtsız şartsız teslim olduğu büyük bir hadisedir. Bu zafer, Osmanlı ordusunu destekleyen Arap milislerin de katkısıyla kazanılmıştır. İngilizlerin dünyaya rezil olduğu bu savaş, Osmanlı’ya karşı Çanakkale Destanı’ndan sonra kaybettiği ikinci büyük savaştır. İngiltere’nin tesirindeki bütün ülkelerde bu zaferi tarih kitaplarından sildirmiş ve unutturmaya çalışmıştır.

Kut’ül Amare, farklı ırklara ve kültürlere sahip olmasına rağmen İslam ümmetinin birleştiği ve İngilizlere karşı zafer anıtını diktiği bir tarihî harptir. Esasında bugün de büyük acılar çeken ve Haçlı saldırılarına her zaman muhatap olan Müslümanların kurtuluşu, bu birlik ve beraberlik ruhu sayesinde olabilecektir. Dolayısıyla bu dayanışmanın ve ittihadın ne kadar önemli olduğunu, Kut’ül Amare Zaferi çarpıcı bir şekilde bize gösteriyor. Bugün Kudüs sevdası ve şuuruyla bir araya gelen İslam ülkeleri geçmişten ders alıp onurlu duruş sergilemeye başladı. Bu, geç de olsa sevindirici bir gelişmedir şüphesiz.

Kitapta, bu savaşa katılan üst düzey askerlerin hatırat ve günlüklerinden yararlanılmıştır. Eser, devlet arşivlerinden ve Genelkurmay Başkanlığı Arşivi’nden edinilen bilgi, belge, resim ve haritalarla zenginleştirilmiştir. Kut’ül Amare hakkında ana hatlarıyla şu bilgileri paylaşmak mümkündür:

Kut’ul Amare Destanı, Osmanlı’nın son kutlu zaferidir. Bu zafer, yıkılmak üzere olan bir cihan devletinin en zayıf anında bile dünya çapında bir güç olan İngilizleri dize getirmeyi başardığı büyük bir galibiyettir.

İngilizler açısından büyük utanç kaynağı olarak görülen bu mağlubiyet, tarihlerinde aldıkları en büyük yenilgilerden biridir. İngilizlerin bu hezimet sonucunda yenilmezlik imajı derinden sarsılmıştır. Ayrıca bu savaşta İngiliz safında bulunan Müslüman Hintli askerler, Osmanlı safına geçerek din birliğinin canlanmasını sağlamışlardır.

Bu zaferin kazanılmasında iki Osmanlı Paşası önemli rol oynamıştır. İlk isim, Selman-ı Pak’ta İngiliz ordusunu yenerek Kut’a çekilmeye mecbur eden Sakallı Nureddin Paşa, ikinci isim İngiliz tümenini Kut’a sıkıştırıp esir alan Halil Kut Paşa’dır. Bu iki mümtaz komutan, büyük zaferin iki önemli mimarıdır.

Bu cephede İngilizler kurtulamayacakları anladıkları anda devreye meşhur İngiliz casusu yüzbaşı Lawrence girdi. Osmanlı ile görüşüp, önce 1 milyon sterlin, sonra 2 milyon sterlin rüşvet teklif eden Lawrence, Halil Paşa tarafından reddedilmişti. Bu zafer, Ortadoğu halklarının Osmanlı egemenliğinde, emperyalist güçlere karşı verdiği büyük bir mücadeledir. Kut Zaferi kahramanı Halil Paşa, bu kutlu güne ‘Kut Bayramı’ adını vermiş ve her sene 29 Nisan’da Şehitlerimize Yasinler, Tebârekeler, Fâtihalar okunmasını istemiştir. Sadece o gün mü okunmalı, hayır! Şehitlerimizi her gün rahmetle, şükranla anmalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-30 01:01:01

Yazarımızın kalemine ve gönlüne sağlık. İslam tarihini ve Osmanlı tarihini her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı okumali ve bilmelidir. İslam Tarihini doğru kaynaktan bütün Müslümanlarda okumalidir.