Bir kitabı başından, ortasından ve sonundan okuyup tanıtmaya çalışmak daima uzak, utanç gelmiştir ruhuma. Çünkü gönülden kopup kâinatın içindeki yerini alan kelimeler kadar, o kelimelerden örülen ve kitap olarak kalbe bağışlanan dünya da saygıyı hak eder. Çünkü gördüğümüz bir kitapsa okuduğumuz çok hayattır. Çünkü yazılan her şey hasretten, gurbetten, aşktan, ayrılıktan cüzler taşır. Bu nedenle yaklaşık bir ay geçmiş olmasına rağmen ancak kalemimle bütünleştirebildim Çıra yayınlarını ve eserlerini… Bir sabah müjdesi gibi kapımda duran ve içime çocuklardan coşku taşıyan birbirinden güzel kitapları henüz hakkını vererek tamamlayamadım da üstelik… Bu sebeple okuyabildiğim kısımlarını yansıtacağım bugün köşemde…

Çıra Yayınları otuz yıllık ancak Edebiyat dizisi yaklaşık bir sene önce başlamış ve ilk sene yirmi iki kitap yayımlanmış. Ekim’den itibaren her ay iki kitap yayımlamayı sürdüreceklerini söylüyor yayınevinin değerli editörü Şakir Kurtulmuş. Kısa zamana yayılan bu dengeli ve güzel çıkışla Çıra, edebiyat camiamızın takdirini ve en nadide kalemlerini topladı. Elbette bunda çok iyi bir şiir kumaşı olan Şakir Bey’in etkileri büyük. Elimde Mustafa Özçelik’in üç eseri var. İlki “Dilim Ol Söyle” isimli şiir kitabı. 93 sayfa ve üç bölümden oluşan kitabın özellikle ilk kısmında içli yakarışların nağmesini duyuyoruz; “Seni andım kabul buyur/aşkını bereketlendir göğsümüzde”(sf.11) “Anneler ve Çocuklar”ı kapsayan ikinci kısma “merhamet” teması hâkim ve son kısım mevsimleri, göçleri, yolculukları, çiçekleri içine alan dizelerle örülü. Özçelik’in diğer kitabı “Kitap Kitabı Çağırır” şiirimizin abide şahsiyetleri hakkında yazılara yer veriyor. “Bir Irmak Düşü” isimli şiir kitabı ise kırılgan bir tonda yazılan ve yer yer göğünde umudu, sevgiyi ve ayrılığı ağırlayan şiirlerle dolu.

Fark ettiğim andan itibaren hep sevdim, başkalık buldum Nurettin Durman’ın edebî ikliminde. Şair “hamd” ile başladığı “Gül ile Bülbül Meseli” isimli denemesinde oruçtan öğrenmeye, Kerbelâ’dan aramaya kadar pek çok konuya edebî bir dille temas etmiş. “Şiirin Kanatları Altında” isimli diğer deneme kitabı ise şiir ve şairliği merkeze alan yazılardan mürekkep. Durman burada fikirlerini somut örneklerle taçlandırmış. “Özgürlük İçin Bir Şarkı” isimli şiir kitabı ise genellikle İslâm coğrafyasının hüznünü yansıtan eserlerle dolu; “Yalnız bir baş değildir elbet vardır manidar/Birçok şeyle birlikte bu kadar süfli yürek/Başka nerde bulunur bir beladan kaçarken/Bir ırmaktan geçerken olacak şey midir ki/Dönüp katliam yapmak çoluk çocuk üstüne”

Serdar Arslan’ın “Ayazda Bir Islık” isimli kitabı –itiraf edeyim- seri içinde kalbime en yakın bulduklarımdan… Ürün “ben bir çiçeğin yasını tuttum/tuttum ve bırakmadım bir daha” mısraının cazibesiyle merhaba diyor. Şiirler kısa, etkili, mısralar küçük cüsselerine rağmen ağır anlamlar vermeye yönelik, altları çok çok çizilesi; “güzel bir rüya içindir belki karanlık”

“güneşin gamzesi sabah/sessizce doğruluyor başak/bütün sır/bir bedende kalabalık yaşamak”

Bu latif yürüyüş İshak Aslan’ın “Âdem Güncesi” ile karşılaştırıyor beni… 44 sayfa olan kitapta mısra bütünlüğü korunmuş ve sınırlarımızı zorlayan imgeler var; ”Anneler, hayallerini yitirmiş dualardır/parçalanmış gövdeleri babaların/yeni bir nesil çağıralım ufukları kaybolmadan/türkülerimizin diyorum”

Tayyip Atmaca “Ucu Yanık Mektuplar” la göz kırpıyor okura. Denemelerinde ağlayan, inleyen, acı çeken ve mektup edâsına bürünen bir ses var; samimi, şiirsel bir ses… Mevlüt Ceylan ise “Güller ve Çığlıklar” dosyasında göstermiş şiirin kısa ve kırgın izlerini; “Kimin servetidir elimizdeki kir?”

Çalışmalar arasında Mustafa Uçurum’un “Şairin Aynası” isimli deneme kitabı da var. Edip Cansever’den İsmet Özel’e, Ece Ayhan’dan Sezai Karakoç’a kadar pek çok şairin şiir sesi ve şairin şairi şiirle yorumlayışı düşmüş sayfaların inceliğine…

Özcan Ünlü’nün “Ahiret Kumbarası” isimli deneme çalışması da dikkat çekenlerden… Kitap aşkı konu alan ve devir şiirlerinin aşk anlayışından bilgi veren, örnekler sunan bir bölümle başlıyor. “Düşman Aynada Saklı”, “Eyüp Sultan’da Soluk Almak”, “Ben Sana Şiir Sundum Efendim” çalışmanın diğer kısımlarından. Eserde, farklı kaynaklardan örnekler sunan derin bir bilgi zenginliği göze çarpıyor. Sadi Kocabaş “Yakın Okuma” ile sıra dışı bir eleştiri kitabına imza atmış. Henüz lâyıkıyla inceleme fırsatı bulamadığım kitap, yazar ve eserleri hakkında derin tahlillere yer vermiş. İbrahim Eryiğit “Gezgin Gönül Rehberi”nde hece şiirine de gerekli hürmet gösterilirken, Arif Dülger “Sessizce” isimli çalışmasında kesif bir duygu iklimi sunmuş şiiri vasıta kılarak…Hüseyin Karaca’nın “Kanlı Tarih Atlası” çarpıcı şiirlerle dolu.

Şakir Kurtulmuş’un 3. baskıya giden “Ölüm ve Ayna” isimli şiir kitabı dua ve tespih ile başlıyor; kitapta bilhassa kızı Şeyma’nın anısına yazmış olduğu “Yıldızlar Sevinir Gelişine” şiiri dikkat çekici… Sezai Karakoç ve Cahit Zarifoğlu’na “Üsküdar’da Bahar” ve “Dağ Örtüsü” isimli şiirleri armağan etmiş. Şairin aynı samimiyeti devam ettirdiği “Ah Güzel Bir Gün” isimli şiir kitabı yanında “Yusufun Kuyusu” altını sıklıkla çizdiğim mısralardan oluşuyor; “İbrahim’in üç günlük rüyası/İsmail’in bıçakla dostluğudur.”

“sabahın ulu çağrısıdır alıp getiren seni/yitik cennetin sesi/gökkuşağı rengin vurdu/akdeniz rüzgarın/kudüs gözlerin vurdu beni” Kurtulmuş “Kültürün İzi” ve “Edebiyatın İzi” isimli iki de deneme kitabı yazmış, huzurlu zamanlara sakladığım…

Selam ile

Nuray Alper

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624