Üniversitelerde 4 yıllık eğitimden sonra “lisansüstü eğitim” denilen daha üst bir eğitim başlamaktadır. Lisansüstü eğitim programları; ilk basamağı yüksek lisans, sonrasında ise doktora derecesi ile tamamlanan bir eğitimdir. Türkiye’de lisansüstü eğitim,yüksek bir oranda üniversitelere bağlı enstitülerde gerçekleştirilmektedir.

Üniversitelerimize bağlı olarak 673 adet enstitü vardır… Bu enstitülerde müdür ve yardımcısının sayısı toplamda 2 binden biraz fazladır… Bu enstitülerde 700 kadar sekreter, binlerce memur görev yapmakta ve ayrı ayrı kaynak tahsis edilmektedir…

2016-2017’de yüksek lisans öğrencisi 480 bin 215 ve doktora öğrencisi ise 91 bin 267’dir. (bk. YÖK, İstatistikleri).

Lisansüstü eğitim;geniş bir kesimi ilgilendiren bir eğitim olması yanında, ülkenin ihtiyacı olan insan kaynaklarının yetiştirilmesi açısından da önemlidir. Bu önemine rağmen lisansüstü eğitimde istenilen standardı yakalayamadığımız gözden uzak tutulmamalıdır. Çünkü 600 bin kadar lisansüstü öğrencinin hazırladığı tezlerin %10’u (%1’i diye de düşünün) ülkenin/bilimin bir problemini çözse veya yeni bir öneri getirse binlerce sorun çözülmüş olur; uluslararası bilim liginde iddialı konuma gelirdik…

Yeniden yapılandırma

Resmi Gazete’ de (28.03.2018 tarihli) TED Üniversitesi Rektörlüğü’ne bağlı olarak “Lisans Üstü Programlar Enstitüsü’nün” kurulduğu yayımlandı (Kararname 11.483/Madde 1). Aynı kararnamenin 2. Maddesinde ise TED Üniversitesi Rektörlüğüne bağlı olarak Eğitim Bilimleri, Fen Bilimleri ve Sosyal Bilimler Enstitüsünün kapatıldığı belirtilmektedir…Bu kararla bu üniversitemizde bulunan enstitüler tek bir çatı altında toplanmış oldu…

Yeni bir üniversitenin rektörlüğünü yürüttüğüm yıllarda bu enstitüleri tek sekreterlik altında toplayarak kaynakları daha etkin kullanmaya çalışmıştım… O yıllarda birçok yeni kurulan üniversitede sağlık, sosyal, fen ve eğitim alanlarında ayrı ayrı enstitülerin veayrı ayrıyöneticilerinin var olduğunu fakat bilimsel anlamda çok da işlevsel olmadıklarını gözlemledim…

Türkiye’de 185 civarında yükseköğretim kurumu mevcuttur. Başta yeni kurulan devlet üniversiteleri olmak üzere lisansüstü eğitim yapılan bu kurumlar, TED Üniversitesi örneğinde olduğu gibi yeniden yapılandırılmalıdır…

Gelişmiş üniversitelerdeki durum…

En iyi üniversitelerin bulunduğu ABD’de lisansüstü öğretime“Graduateschool” denilmektedir. Yale, MIT ve Harvard gibi dünyada tanınan üniversitelerde “Lisansüstü Enstitü” (TheGraduate School of ArtsandScience) farklı anabilim dallarında ancak bir çatı altında çalışmalarını sürdürmektedir. Harvard Üniversitesi; lisansüstü enstitüde 55-60 farklı anabilim dalında eğitim-öğretim hizmeti vermektedir. Bu alanlar dil, antropoloji, matematik, mimarlık, bilgisayar mühendisliği, biyokimya, ekonomi, tarih, müzik vs. gibi farklı bilim dallarıdır…

Bizde ise farklı enstitüler ile geniş bir bürokratik yönetim oluşturulmuştur… Yeni kurulan üniversitelerde bile ön lisans seviyesinde eğitim verilemez iken 2-4 enstitü vardır. Bunlar birilerine yönetici fırsatı dışında ne üretmektedir? Eğitimde yönetici sayısı fazlalığına daha önceki yazılarımda dikkat çekmiştim.(bk. 22.02.2018 tarihli yazım)

Genel bir tecdit…

Yükseköğretim lisansüstü eğitimde tecdit (yenileme) veya ıslah, uzun yıllardan beri yapılmak istenmektedir…1980 sonrası Yükseköğretim Kanunu (2547 Sayılı) ile Türk üniversiteleri lisansüstü eğitimde enstitüler ile Amerikan sistemine dönüştürülmek istenmiştir… 1990’larda lisansüstü eğitim belli üniversitelerde yapılması için planlama yapılmış hatta bu üniversitelerde yurtlar/lojmanlar yapılmıştı; ancak bu çalışma da sürdürülemedi… Lisansüstü eğitimde esaslı bir yenilenme ihtiyaçtır.Bu kapsamda fazla zaman kayıp edilmeden bürokrasinin azaltılması, program yeterlilikleri, tez/araştırma konularıvs dikkate alarak lisansüstü eğitimde yenilenme (tecdit)yapılmalıdır…

Son söz: Tezsiz tezi olanlar tezli tezi olanlarla rekabet edemez…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Aziz Gül 2018-04-05 11:34:27

Hocam ülkenin ve toplumun önemli kanayan yaralarından bahis ediyorsunuz bizleri de aydinlatiyorsunuz görülüyor ki eğtim ve bilim yuvaları işlevlerini kayıp etmiş bazılarının arpalık olarak gördüğü yer haline gelmiş ilgililerin bunları gorup dünya standartlarında eğitim ve lisans üstü eğitimde gerekli adımlar atılır temennisinde bulunuyoruz

Avatar
Dr.Sıddık Sesikısık 2018-04-05 07:03:06

Ben doktora yaptım. Kapı kapı iş arıyorum Sayın hocamız haklı. Bırakın beni az da olsa doçent işsiz de var. İnsanları oyalamaya kimsenin hakkı olmamalı. YÖK duruma müdahele etmeli.

Misafir Avatar
Ali Kaygısız 2018-04-05 11:58:08 @Dr.Sıddık Sesikısık

1) eğer doktora yapmış bir akademisyen hala "müstear" isimle yorum yazmayı tercih ediyorsa bir yerde sorun var demektir.
2) eğitim konuların nezih bir ortamda tartışılmasını sağladığı için yazar hocamıza teşekkür ederim.

Beğenmedim! (0)
Avatar
Celal Kuru 2018-04-05 18:24:32

Hocam önemli bir konuyu irdelemissiniz,siz cesurca gorevinizi yapmışsınız ama ülke o hale geldi ki eksikliğe işaret edeni yaşıyorlar.O kadar işsiz ihtisas ve doktora yapmış gençlerimiz var ki ....Bir genç yapabileceğinin azamisini yapmış fakülteden sonra 4_5 yıl okumuş daha okumusama iş bulamiyor ,