“Gerçekçi olmayan iyimserlik” belli meslek gruplarına özgü değildir. Genelde bazı meslek mensupları, aslında herkese açık olan bilgileri sadece kendileri biliyormuş gibi değerlendiriyor, kaynağı belirsiz dedikoduları da çok önemli “iç bilgi” gibi algılayarak, çoğu zaman sağlam olmayan bu bilgilerle hareket ediyor. İlginç ve üzüntü verici olan, bu hayalci yaklaşımın, günlük hayatın gerçekleriyle defalarca çatışmasına rağmen sürdürülmesidir.

Dayandığı biyolojik temellerin bilimsel olarak ortaya koyulduğu savunma mekanizmaları, her insanın içinde, onun egosunu besleyen ve çevresindekilerin üstün olduğunu inandıran bir “Süpermen” oluşturuyor.

Bu durum bir noktaya kadar kişinin kendisine olan güvenini beslediği için yararlıdır. Hiç kimse mükemmel değildir. Gündelik hayatta ölçüyü kaçırdığımız zaman, aşırı iyimserlik, bizi hayal dünyasına sürükler. Bunu önlemenin yolu geribildirimleri isabetli biçimde değerlendirmek lazımdır.

Akıl sağlığı yerinde olan birçok kişi, özgüvenlerini yükseltmek ve gelecekleriyle ilgili iyimser bir tablo oluşturmak için, gerçeği çarpıtma konusunda kıskanılacak bir kapasiteye sahiptir.

Bu yazıyı kaleme almamızın sebebi Mircea Lucescu’nun kurtarıcı olarak görülmesidir. İzlanda maçından sonra umarız, bu kanaat değişmiştir. Fatih Terim’in gitmesi için kılıç sallayanlar memnun olmuş mudur? Demek ki dere geçerken biniti değiştirmemek gerekiyormuş.

Halbuki Lucescu’yu öğretmen antrenör olarak görmek daha yerinde olur. Aynen Piontek’te olduğu gibi, Lucescu’nun yanına genç ve geleceği olan bir Türk yardımcı verilir. Böylece geleceğin planlaması yapılır, futbolumuz güvenceye alınır. Bu değerli hocamızın birikiminden ve bilgisinden yararlanmalıyız.

Nitekim ona “Süpermen” muamelesi yapmanın zararını İzlanda maçında gördük. Milliler hızlı ataklarla pozisyon aldılar %74.6 oranında topla oynadılar, ancak rakip sahaya giremediler. %25.4’lük orana sahip İzlanda takımı bizim ceza sahamıza daha çok girdi, gol attı.

Umutsuzluğa kapılmayalım. Altınordu yapılanmasına bakmalıyız. Altınordu Türkiye’nin en mükemmel futbol altyapısına sahiptir. Cengiz Ünder’i, Çağlar Söyüncü’yü yetiştirip futbolumuza katmışlardır. Kalıcı hizmetlere imza atıyorlar, Türk gençlerine yatırım yapıp mesafe alıyorlar, geleceğe umutla bakmamıza yol açıyorlar. Altınordu camiasını kutluyoruz.

Bir nokta daha var. Kulüplerde profesyonellik ruhu önemlidir. Onun içindir ki, takımlar paraya kıyıp yabancı oyuncu alabiliyorlar. Kulüpler için galip gelmek ve parayı bulmak önemlidir. Nitekim kulüplerimizde yerli Türk futbolcuyu gözümüz arıyor, ama bulamıyor.

Milli takımda profesyonellik kadar amatör ruh da önemlidir. Bayrak, vatan, millet gibi kutsal kavramlar amatör ruhlu insanlar için daha çok anlam ifade ediyor. Demek ki, yerli ve milli oyuncularımızı çocukluktan itibaren iyi seçmeliyiz.

Fatih Terim ile ters düşen Arda İzlanda maçında varlık gösteremedi. Barcelona’da kadroya alınmayan Arda’nın formsuzluğu dikkati çekti. Ancak İzlanda maçı sonrası Arda ıslıklandı. Arda’nın gülümsemesi kasıtlı değildi, ona haksızlık yapıldığı kanaatindeyiz.

Sonuç: “Başarı Süpermenlerle değil, çalışarak ve azimle gelir.”


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.