Allah alem in her yerini hem gizli, hem aşikar sırlarla dolu olarak yaratmış tır . Gözle görünen veya görünmeyen her şey harika ve mucizedir. Bunun farkında olmak için ilim ve hikmet sahibi olmak gerekir.

Onun içindir ki bir ayet bizlere şu mesajı vermektedir; Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?

İlim ilerledikçe bu âleme yerleştirilmiş İlahi sırlar her gün biraz daha iyi anlaşılmakta ve dün nazil olmuş gibi Kur’an-ı Kerim gençleşmekte ve içindeki deruni manalar açığa çıkmaktadır.

Evet konumuz madde her şeye mani değildir derken bildiğimiz kadarıyla şu misalleri verebiliriz. Mesela; insan maddeden yapılmış kapalı bir yerde olsa, hayal gücüyle maddeyi aşıp bir anda bile fezanın uçsuz bucaksız alemlerin de hayalen gezebilir.

Katı olan demire elektrik akımı girse ve o demir onun akımına mani olamaz. Cam madde olduğu halde güneşten gelen ısı renk ve ışık onu parçalamadan geçer. Bu durum nurani olan şeylere has bir özelliktir. Amma cama sert bir cisim atılırsa onu parçalar. Hava ve su yürüyüşümüze mani olamaz. Eğer mani olsalardı hayatımız zehir olur ve hareketlerimiz hiçte kolay olmazdı Röntgen şuaları da vücudumuzu parçalamadan iç alemi gösterir, böyle bir durumda eğer vücudumuz parçalansaydı o nimetten istifade edemezdik.

Bir odada hem ışık, hem ısı, hem güneşten gelen renkler, radyo televizyon dalgaları aynı yerde bulunur ve herhangi bir sıkışma olmaz. Halbuki bir maddenin kapladığı bir yere başka maddeleri koyarsanız sıkışma olur.

İnsanoğlu aynı zamanda madde ile de yaratılmış olduğundan, cesedi ruhuna hakim olmuş ve ruhu hapsetmiştir. Eğer ceset ruha tabi olsaydı insan nurani yet kazanacak Hz. Peygamberin (a.s.m.) miraca çıkması nurani âleme geçmenin zirvesidir. Onun cesedi ruhuna tabi olmuştur.

Rüya aleminde cesedimiz uyurken maddi alemden nerede ise ilişiği kesilmektedir. Ancak gördüğümüz bir rüyayı dakikalarca anlatabiliriz. Birçok mekânda dolaşıp konuşmalar yapmaktayız Oysa cesedin bundan hiç haberi yoktur. En uzun rüya saniyeler olduğuna göre insanda maddi olmayan bir başka âlem vardır. O küçük zaman dilimi içine yerleştiren ve zamanın üstüne çıkan bir alemde, cesedimiz uyurken sanki diri gibidir.

İnsan beyni ufacık olduğu halde kütüphaneler dolusu kitapların manasını hıfzeder. Eğer okuduğumuz kitapları depolamaya kalksak başımızın bir dağ gibi olması gerekirdi. Hem o kadar kitabı nasıl temin edecektik. Mana maddede sıkışmadan hıfzedilmektedir.

Melekler nurdan, cinler de nardan(ateşten) yaratıldıkları için hiçbir madde onların hareketlerine, seyahatlerine engel değildir. Çünkü Allah onları öyle yaratmıştır. Onlar hiç bir engele takılmadan maddenin için den süratle geçerler.

Bu hususta misalleri çoğaltabiliriz ve bize başka bir mesaj daha vermektedir. Bütün bunları yaratan yaratıcı olan Allaha da hiçbir şey haşa ağır gelmez ve engel değildir ve şah damarımızdan bize daha yakındır. Bu akide bizi Allaha yakınlaştırır ve mesuliyetimizin idrakini sağlar.

Abdulkadir İkbal

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali TUTLUOĞLU 2018-01-25 14:43:45

ağabey tebrikler, güzel ve özel bir yazı olmuş. "i̇nsanoğlu aynı zamanda madde ile de yaratılmış olduğundan, cesedi ruhuna hakim olmuş ve ruhu hapsetmiştir. eğer ceset ruha tabi olsaydı insan nurani yet kazanacak hz. peygamberin (a.s.m.) miraca çıkması nurani âleme geçmenin zirvesidir. onun cesedi ruhuna tabi olmuştur. " çok isabetli tespitler bunlar, Allah razı olsun bizi aydınlattığınız için...!