Halk adına halkın, yani kamunun işlerini görenlerin ahlâken ve vazife bilinci itibariyle diğer kesimlerden daha hassas olması beklenir. Maalesef kamu ahlakı, günden güne çöküyor ve olumsuz örneklerin sayısı artıyor. Bu, mevcut siyasi durum ya da konjonktürle alakalı olduğu kadar geçmişin bugüne taşıdığı negatif yığılma ile de yakinen alakalı. Bütün bu birikmişlik, bir sosyal ve siyasal maliyet kalemi olarak bugün karşımıza çıkıyor. Yarınki kuşaklar bu işten ne ölçüde payını alır bilemiyoruz ama bireysel ve toplumsal plandaki ahlaki aşınma özelikle kamu işlerinde kalitesizliği, verimsizliği, eşitsizliği, hakkaniyetsizliği ve hantallığı beraberinde taşıyor. Adalet duygusu, hakperestlik, dürüstlük, vefa, saygı ve kul hakkı bilinci aşındıkça maalesef daha büyük sorunlarla yüzleşmek durumunda kalıyoruz. Bu sıkıntılı durum bürokratik yapıyı çepeçevre kuşatırken bir yandan siyaset kurumuna olan güveni de zedeliyor.

Başlangıçta küçük semptomlarla ortaya çıkan hastalıklar daha sonra kamusal bünyede birer habis ur haline geliveriyor. Hele bir de bu kötü huylu doku metastas yapmış, sağa sola sıçramışsa yani yerel yönetime, muhtarlığa, valiliğe, bakanlığa, partilerin ilçe teşkilatlarına yani kamunun görünen ve görünmeyen değişik yüzlerine sirayet etmişse, yani bütün bedene sari vaziyet almışsa tedavisi mümkün olmayan çürümeler baş gösteriyor.

İşte bu hastalıklardan belki de en kötüsü makamı kötüye kullanmadır. Belediye müdürü evinin eşyasını bedavadan, üstelik hafta sonu temizlik hizmetlilerine taşıtıyorsa, başkan yardımcısı elinde bulundurduğu yetkileri kullanarak imar değişikliği yoluyla müteahhitlik, inşaatçılık yaparak köşeyi dönüyorsa, devletin bürokratı aracının bagajında rüşvet paketi gezdiriyorsa, bir başkası devletin aracıyla tatile gidiyorsa, yek diğeri kahvede okey oynarken devletin şoförünü gece 12’lere kadar kahvehane kapısında bekletiyorsa, şirket sahibi siyasetçi kendi iş çıkarları için devlet gücünü kötüye kullanıyorsa böyle bir düzenin memleketi nereye taşıyabileceği ortadadır.

Peki çare ne? Çare çok boyutlu ve uzun vadeye yayılabilecek türden teklifler içeriyor. Kamusal denetim, şeffaflık, ahlaki eğitim, caydırıcı cezalar, etkili kanunlar, liyakata değer verme, siyasetin finansmanı sorununun yeniden ele alınması, yerel yönetimde geri çağırma gibi demokratik yöntemlerin kullanılması ve belki çok daha fazlası… Sabır ve sükunetle ciddi, ahlaklı, bilgili, inançlı, donanımlı eni nesiller yetiştirmek zorundayız. Bu gelecek nesillere borcumuzdur!

***

ABD Yeni Oyunlar Oynuyor

ABD daha öncesi de bulunmakla birlikte 1960 ihtilalinde Türkiye’ye oyun oynadı, 72 muhtırasında oyun oynadı, 80 ihtilalinde oyun oynadı, Özallı yıllarda, Körfez krizinde, 28 Şubat’ta oyun oynadı, sonrasında Irak tezkeresi sürecinde, Irak’ın işgalinde, 15 Temmuz’da oyun oynadı.

Şimdi 15 Temmuz’da başaramadığını gelecek tarihlere ertelemeksizin daha büyük oyunlar kurguluyor ve bir bir sahneye sürüyor. “Büyük müttefik”, “stratejik ortak” şeytanın başı ABD, şimdi Türkiye’ye Kuzay Irak ve Barzani üzerinden oyun oynuyor. Türkiye’yi sıcak çatışmanın göbeğine çekerek PKK terörü üzerinden Türkiye’ye kaybettirdiği insani ve mali değerlere yenilerini eklemek üzere Türkiye’nin takatini tüketmek istiyor. Sınırdaki hareketlilik bu yüzden. Belki Türkiye buna mecbur ama orada bulunmanın bir maliyeti var hem de büyük maliyeti. Peki bulunmamanın bir maliyeti var mı? Evet var, o daha da büyük! Aşağı tükürsen sakal, yukarıya tükürsen bıyık. Allah Mehmetçiğimize yardım etsin. Diğer yandan ABD, Zarrab ve Halk Bankası meselesi üzerinden Türkiye’nin uluslararası finans hareketlerini yakından mercek altına almış vaziyette ve mahkemede delil oluşturacak doneler toplamak üzere harekete geçtiler. Türkiye’yi buradan da vurmak istiyorlar. Ancak ABD bir şeyi unutuyor. Türkiye eski Türkiye değil. Ama FETÖ uzantısı CIA istihbaratçısı Fuller’in tanımladığı yeni Türkiye de değil. Bölgedeki gücünü etkin şekilde kullanmak isteye ve tarihsel hafızasını yenileyerek varoluş amacına dönme yolunda hızlı adımlar atan bir Türkiye var. Unutmasınlar ki bu millet ne zaman yok olmayla karşı karşıya gelmişse küllerinden yeniden doğarak emperyalistleri bir kaşık suda boğmuştur. Eğer ABD Vietnamda uğradığı yenilginin daha ağırını yaşamak istemiyorsa bir an evvel ellerini Türkiye’nin üzerinden çekmelidir. Türkiye Ortadoğu bataklığının yegane derin gücü, sorun çözücü iradesidir. Türkiye’nin içinde olmadığı hiçbir denklemin çözümü mümkün değildir.

***

Kürt Kardeşlerimize...

Özellikle ayrılıkçı dindar Kürt kardeşlerimize sesleniyorum. Lütfen oyuna gelmeyin. Batı, sizin istikbale dönük beklentilerinizi kaşıyarak, duygularınızla oynuyor. Barzani denilen maşa üzerinden kurulması ön görülen bağımsız devlet asla sizin devletiniz, oradaki topraklar da asla sizin topraklarınız olmayacak! Romantizm ile realizm arasında düştüğünüz çelişkiler sizi yanlış noktalara sürüklese de gelin istikametinizi bozmayın. Kurulacak sözde Kürt devleti üzerinden batı sonu acıklı bitecek bir maceraya sürüklüyor sizi! Varoluş mücadelenizin kadim merkezi Anadolu’dur. Anadolu hepimizin bir arada barış içinde yaşadığı ana kucağıdır. Bu kucağı bırakıp üvey babaların üvey anaların dizinde şefkat aramak size yakışmaz. Gelin bu hatadan geri dönün. Sizi Siyonist emellerine alet etmek isteyen maşalara, terör örgütlerine, siyasi partilere aldanmayın. Onlar sizi değil kendilerini finanse eden ağababalarına hizmet ediyorlar.

***

ABD ve İsrail Bayrakları!

Kuzey Irak referandumu tamamlandı. İlk sonuçlara göre %90’ın üzerinde evet oyuyla bağımsızlık yanlıları “kendilerince(!)” zafer kazanmış oldular. Ama zaferin asıl sahibinin kim olduğu, bölgeden gelen fotoğraflarda açıkça anlaşılıyor. Referandum akşamı Erbil’de ABD ve İsrail bayrakları ile kutlamalar yapılıyor. ABD her ne kadar “Irak’ın toprak bütünlüğünden yanayız” gibi iki yüzlü açıklamalar yapsa da bu sonuçlardan ABD ve İsrail’in mutlu olduğu ortada. Yazdıklarımızın haklılık payı da böylece ortaya çıkmış oldu!


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.