Reis’in çok isabetli bir karar vererek Merve Kavakçı hanımefendiyi Kuala Lumpur Büyükelçisi olarak görevlendirmiş olması Malezya’ya verdiği önemin en bariz ifadesi. Ayrıca ülkemiz ve Malezya adına yeni atılımların olması için de çok isabetli bir karar olmuş. Çünkü Türkiye Malezya için sadece Ortadoğu’da küçük bir ülke değildir.

Türkiye, hem Orta Asya’dan Avrupa’nın ortalarına kadar kök salmış, Anadolu’yu Vatan edinmiş, insanlık için can suyu olabilen bir medeniyet merkezi, hem de Batılıların hırçınlıklarını dizginleyen koruyucudur. Bunun farkındalar.

Türkiye’nin asırlarca Batılıların emperyal saldırılarına karşı her türlü desteği sağlayan bir koruyucu olduğunu, 1511 Malaka savunmasını, II. Abdülhamid Han’ın saraydan verdiği iki hanımefendiyle halkın kaderinin nasıl değiştiğini çok iyi biliyorlar. Batılıların her türlü enformatik ve siyasi tecavüzlerine, askeri yıkımlarına, ticari sömürgeciliklerine ve sinsi saldırılarına rağmen halk hâlâ Türk ve Osmanlı hayranı.

Bu yüzden Osmanlı’nın cihanşümul mefkuresini yansıtan, o dava için mücadele etme azminde olan bir Büyükelçinin Malezya’ya Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından tayin edilmiş olması oldukça isabetli olmuş. Zaten ilk görüşmemizde Merve hanım Türkiye ile Malezya arasında yapılması kaçınılmaz niyetlerini paylaştı bizimle. Tarihi derinliklere dayanan akraba ve dostluk ilişkilerimizin ticari ortaklıkla belirgin hâle getirilmesinin Malezya’da bulunmasının en öncelikle amaçlarından olduğunu bahsetmesi oldukça önemli. Dostlukların sadece sözde kalan sevgi ve muhabbetle sınırlı kalması aramızdaki bağları güçlendirmediği gibi zayıflatır. Dostluklar ancak karşılıklı ticari, siyasi ve stratejik ortaklıklarla güçlendirilerek anlam kazanabilir.

“Doslarımız ve kardeşlerimiz Türkleri çok seviyoruz, hep kalbimizdesiniz gibi” sözlerin elbette manen bizim için anlamı var. Ama Malezya’daki şehirlerin, kasabaların lüks alışveriş merkezlerinin marketlerinde, pazarlarında Türk malları olmadıktan sonra dostluğun ve kardeşliğin ne anlamı var ki?

İki ülke arasında olması muhtemel her türlü ortaklıkların Merve hanımın gelişiyle daha da artacağına inanıyoruz. Zira kendisinin verdiği hayat mücadelesi bu hedeflerin gerçekleştirilmesi için yeterlidir diye düşünüyorum. Önüne çıkartılan engelleri fırsata çevirmesini bilen nadide şahsiyetlerden biri. Engellerin insanı bir adım daha ileri taşıdığını, kişiyi zayıflatmaktan ziyade daha da güçlendirdiğini, vizyon ve misyonunun daha da büyüdüğünü açık bir örnekle görebiliyoruz. Yeter ki insan inancında, ve mücadelesinde istikamet sahibi olsun.

Hatırlarsak Merve Kavakçı Nisan 1999 seçimlerinde Fazilet Partisi’nden milletvekili olarak seçilmiş, demokratik hakkı 2 Mayıs 1999’da TBMM’de gasp edilmişti. Halkın iradesi ile seçilen bir vekil, halkın inancı ve töresi olan başörtüsünden dolayı Meclis’te hakkı gasp edilmişti. Hak ve hukukun rafa kaldırıldığı dönemde zamanın başbakanı Bülent Ecevit tarafından hakarete uğramış, bizler gibi, 28 Şubat mağdurları arasına katılmıştı. Sürgün yemişti Merve hanım...

Öncelikli yapılması gereken Türkiye ile Malezya arasında ticari hacmin artırılması olmalı. Şimdilerde yaklaşık 2 miyar dolarlık bir ticaret hacmi var. Bunun 300 milyon civarını Türkiye’nin, geri kalan 1 milyar 700 milyonunu da Malezya’nın ihracatı oluşturuyor...

Marketlerde Batıdan gelen malların yerini Türkiye’den gelen mallar dolduracak şekilde her türlü ilişki ortamları oluşturulmalıdır. Raflarda Okyanuslar ötesi ABD’den, Avrupa’dan gelen malların yerleri bizim mallarımızla dolmadan dostluk ve kardeşlik sözleri sadece lâfta kalır.

Bir de geçtiğimiz hafta Malezya dünyada gelişen olaylara duyduğu hassasiyetle Putrajaya Uluslararası Güvenlik Diyaloğu konferansını organize etti. Türkiye, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Sayın Mehdi Eker, Yasin Aktay ile temsil edildi. Ayrıca konuşmacılar arasında akademisyen olarak ODTÜ’den Hüseyin Bağcı da vardı.

Batı’nın her konuda olduğu gibi kelimeler üzerinde oynayıp “terör” algısını kendi çıkarları için kullanmasını eleştiren Yasin Aktay, paradigmaları sarsacak göndermelerde bulunması dinleyenleri hayli etkiledi.

Türkiye’nin bulunmadığı hiçbir birlikteliğin hakiki misyonunu yüklenmesi mümkün değil. Türkiye her yerde olmak zorunda. Bizim değerlerimizi korkmadan en yüksek düzeyde seslendirecek mücadeleci şahsiyetlerin varlığı ülkemizin misyonunu canlı tutacaktır.

Bu yüzden Reis’in Merve Kavakçı hanımı Malezya’ya ataması oldukça isabetli olmuş...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.