Ramazanı Şerifin son haftasına, yarın itibarıyla girmiş bulunuyoruz. Oruç ibadetini yerine getirmenin hazzı yanı sıra; BİR SABIR, BİR ŞÜKÜR, BİR KANAAT TALİMİNİN de son demleri. Bu vesileyle sekülerleşmenin tavan yaptığı, biz yerine ben merkezli anlayışın hâkim olduğu ve asli unsurların göz ardı edildiği bir dünyada, kendimizi tekrar çek etme fırsatı yakaladık. Geriye ise mide ile dizkapağı arasına sıkışan hayata inat, kazandığımız bu edinimleri YAŞANTIMIZA AKSETTİRMEKTEN başka bir şey kalmıyor elbette.

Öyle ki söz konusu ahlaki değerlere, zamanımızda ne derece ihtiyaç hissedildiği herkesin malumudur. Toplumsal huzur için sevgiyi, saygıyı, yardımlaşmayı ve empati kurmayı tesis edecek bir iklimin önemi ise kesinlikle tartışılmaz. İbadetlerin özünde de bir anlamda aynı mefhum yatmıyor mu zaten. Keza Hz. Peygamberin (sav.) “İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Size yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir şey söyleyeyim mi? Aranızda selâmı yayınız” hadisi fazla söze hacet bırakmıyor.

Bunları neden mi yazdım? Çünkü önümüzdeki dönem MANEVİ BİR OLGUNLUĞA, BİRLİK VE BERABERLİĞE ne denli gereksinim duyulacağı kati surette yadsınamaz. O sebeple herkes için “Ben zarar görmeyim” yerine, “Davam zarar görmesin” noktasına gelmek büyük önem arz ediyor. Netice de menfaat odaklı ufak hesaplar beslemenin, birçok hayati meselenin (değerlerimize uygun bir tavır takınmak, ortak Vatan paydasında buluşmak vb…) önünde engel olduğunu kim inkâr edebilir ki?

Şayet bunu başarırsak; ne ekonomik saldırılardan, ne terörden, ne de sinsi oyunlardan sonuç alabilmeleri imkânsız hale gelecektir. Yani böl, parçala, yönet virüsünün bu topraklara enjekte edilmek istendiği düşünüldüğünde, yukarıda değindiğimiz PANZEHRİ uygulamaktan başka bir çare kalmıyor bizlere. Zira İsrailli akademisyen Cohen’in, Dolar/TL paritesindeki dalgalanmayla ilgili; "Dünya servetinin yarısı sadece Yahudi bir aileye ait ve bu ailenin İsrail'in en büyük destekçisi olduğunu bilmiyor musun? Peki ya diğer Yahudi zenginlere ne dersin?"  ifadesiyle Türkiye’yi tehdit etmesi birçok şeyi ispatlıyor.

***

En acısı ise bu ekonomik saldırılar olurken, içimizde ellerini ovuşturanları görmek değil mi? Gerekçeleri ise belli… Eğer Türk ekonomisi bozulursa, Ülke zayıflarsa, Millet birbirine düşerse, Sn. Erdoğan’da zayıflar, sendeler gibi çirkin bir mantalite... Böyle bir durumda ise malum ülkelerin, Türkiye korkusunu üzerlerinden atacağı aşikâr… İçimizdekiler bunun farkında mı değil mi bilinmez ama;  ABD ve İsrail’in bölgemize yönelik nasıl bir plan yaptıkları hakkında, en ufak bir fikirlerinin olduğunu sanmıyorum. Dahası böyle bir kafanın; İtalya’da ki siyasal çalkantıyı, Avrupa’da yükselen ABD aleyhtarlığını, İspanya’da ki hükümet krizini, Ürdün ve Lübnan’da yaşanan kaotik gelişmeleri doğru değerlendirmesi de beklenemez.  

Oysa bu gelişmelerin nerelere varacağını şimdiden söylemek mümkün. Zira Yeni Dünya Düzeninin temellerini AKDENİZ’DE ATMA kararlılıkları artık sır değil… Zaten Devletimizi sınırlamak adına her türlü iç ve dış saldırıyı gerçekleştirmelerinin özünü de bu konu teşkil ediyor.  En çarpıcı alâmet-i fârikası ise Kuzey Kıbrıs yönetimin, Türkiye karşıtı açıklamalarına yansımış durumda. Yoksa her ne kadar sonradan düzeltme gereği duysalar da; Kuzey Kıbrıs'ın “Türk Lirası'ndan vazgeçmesi ve Türkiye’nin garantörlükten çıkartılması” şeklinde basına düşen söylemler başka türlü açıklanamaz.

Anlayacağınız Suriye konusunda beli başlı anlaşmalar yapılan ABD yönetimiyle, ileriki zamanda Akdeniz'de de KARŞI KARŞIYA GELECEĞİMİZ kulağa hiçte ütopik gelmemeli. Nitekim geçen hafta toplanan MGK toplantısında; “Ege ve Doğu Akdeniz'deki kışkırtmalarda, uluslararası antlaşmalardan doğan haklarımızın kullanılmasında tereddüt edilmeyecektir” açıklaması aynı çerçevede okunabilir. O cihetle yaklaşan 24 Haziran seçimlerine de bu perspektifte bakmak elzem. Takdir edersiniz ki olayın promter’le ya da bebek bezi ile SULANDIRILMASI, Ülke geleceğine hiçbir şey kazandırmayacaktır.

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Bedri Caner Alpay 2018-06-07 09:27:52

EyvAllah