AK Parti İstanbul il kongresinde, Erdoğan’ın sunumuyla seçim manifestosunu açıkladı.

Manifesto,1071’den bu yana yaşadığımız tarihi sürecin, önemli kavşaklarının hatırlatıldığı ve yerinde vurguların yapıldığı iyi hazırlanmış bir metin.

“27 Mayıs darbesi bize yapıldı, darağacına çekilen de bizim irademizdi.
12 Mart muhtırası bize verildi.
12 Eylül darbesi bizi hedef aldı.
28 Şubat'ta milletin inancını boğmaya kalkıştılar.”

Buradaki “biz” ile verilen mesajı çok değerli buluyor ve siyaset üstü bir bakış olduğunu düşünüyorum. Cari siyasetin üstünde değerleri vardır ülkelerin. Bizim için, darbeler karşısındaki tutum ve demokrasiyi savunmak tartışmasız ortak noktamız olmalı. Şimdiye kadar olabildi mi derseniz, halka ve değerlerine rağmen dayatılmış bir zihniyetin ve onun kültürel iktidarını düşününce hayır olamadı.

Olamadı çünkü maalesef bu darbeci geleneğin, bırakın karşısında durmayı, daima sözcülüğünü yapan geni sorunlu bir ana muhalefetimiz var. Bir de onlara karşıymış gibi görünüp, söz konusu Erdoğan olunca da darbeden medet uman ‘aydın(!)’ bildiklerimiz var.

Manifestoda 27 Nisan e-muhtırasına karşı dik duruşun, sivil iktidarlar için bir milat olduğu vurgulanırken ve “Dünya 5’ten büyüktür!” derken, dünyadaki yerleşik nizama da bir karşı duruşun hatırlatması yer almış.

Aslında, tüm bunlar AK Parti’nin içeride ve dışarıda yıpratılması için yeterince geçerli nedenler değil mi sizce de. Ne var ki, yıllarca slogan devrimciliği yapanlar, gerçekten bir devrimle karşılaşınca apışıp kaldılar.

İktidara geldiğinden beri AK Parti’nin icraatları kısaca anlatılırken, IMF’e borç veren ülke konumuna geldiğimiz gibi köprüler, tüneller, barajlar, havalimanları, yollar, hızlı tren hatları, eğitim, sağlık, enerji yatırımlarıyla da ülkemizin sınıf atladığından bahsediliyor.

Manifestoda Hükümet ,başarı grafiğini yükselttiğinde çeşitli darbe girişimleri ve terör olaylarının tırmanışını özetlerken, asıl maksadın Türkiye’nin önünün kesilmesi olduğunu okuyabilirsiniz. Ki bunları hep birlikte yaşadık. İşte en sonuncusu 15 Temmuz değil miydi!

2002’den günümüze o kadar çok şey değişti ki, yazmaya kalksak, uzun bir yazı dizisi olur. Zira bazı şeyler vardır ki, çok önemli eşiktir ve aşılması tek başına devrimdir. Bununla birlikte hayat dinamiktir ve daima daha iyisine ihtiyaç vardır.

Manifestoya dönecek olursak, tekrar seçildiklerinde yapmak istenilenlerin, önemli bir kısmının geçmişte olduğu gibi ifa edileceğinden şüphem yok. Çünkü Erdoğan, büyük ölçüde vaadlerini yerine getiren bir lider oldu.

İlk tepki, “16 yılda bunları neden yapmamış?” gibi tuhaf bir yaklaşım oldu. Bunun cevabını sosyal medyada veren çok değerli yazılar okudum ve paylaştım. Oysa 80 yılda yapılması gereken şeylerin, son 16 yıla sıkıştırılması ya da o dönem lüks sayılan vaadlerin gerçekleşmesi için bir alt yapı çalışması desek, anlarlar mı ki!

Nitekim, büyük ölçüde malum zihniyetin değişimi için verilen mücadeleden duyulan rahatsızlıklar değil miydi tüm benzemezleri, ortak noktada buluşturan. Aslında müesses nizama karşıymış gibi görünüp, değişimden korkan çok mankurt var ülkede. Erdoğan’ın yanındaymış gibi görünenler de zamanla su koyuverdiler.

Şimdi, köşelerinde artistlik taslarken, kişisel nefretlerinin görülmediğini sanıyorlar.

Erdoğan, ilk kez seçime girmiyor ve bu ülke de 16 yıl önce kurulmadı. Birikmiş devasa sorunlarımıza sebep olanlar, önce bir özeleştiri versin. Zira bu soruyu da kendisine ilk Erdoğan sorar; eksiğini, hatasını görür, söyler ve yapar.

Çünkü, kendisine muhalefet ederek gelişen ve değişime açık olan bir fenomen AK Parti var.

Hâla anlayamadıysanız...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.