Ataol Behramoğlu, Erdoğan'ın seçim gecesi konuşması için şöyle diyor; “Ben o konuşmayı tabii izledim. Bu bir çete reisinin konuşmasıdır. Bu bir darbecinin konuşmasıdır. Bu, demokratik seçimle iş başına gelmiş bir devlet adamının konuşması değildir..."

Şimdi Ataol'u analiz edelim...

Ataol ne demek, hiç etrafınızda böyle bir isim duydunuz mu?

Ataol'un kendisi gibi komünist arkadaşı Yalçın Küçük, isimler üzerine yorumlar yapar. İsim bilimine Onomastik denmektedir. Yalçın Küçük' ün onomastik çözümlemelerine göre "ataol" ismi Sabataycıların (Kripto Yahudiler) çoğunlukla kod isimlerindendir.

Behram'a gelince, Farsçada Mars gezegeninin ismidir. Acemler Mars'a (Merih Gezegeni) Behram derler.

Mars, aslında Roma Savaş Tanrısının ismidir, gezegene Roma savaş tanrısının ismi verilmiştir.

Ataol da, Behram da, Anadolu Türklerinin kullandıkları isimler değildirler.

Ataol’un adı da soyadı da “bizden” değil...

Acaba kendisi bizden mi?

Erdoğan'ın şehit ailelerine yaptığı bir konuşmayı da eleştiren Ataol, Erdoğan'ın şehitler için "Onların ölmüş sayılmayacağını" söylemesine sinirlenmiş, bu konuşma için "Ortaçağdan sesleniş" isimli bir yazı yayınlamış. Bilindiği gibi şehitler için Erdoğan'ın sarf ettiği bu söz Bakara suresinin 154. Ayetidir.

Ataol, “Ortaçağdan Sesleniş” sözleriyle Yüce Kur'an'a bayat "Ortaçağ" göndermesi yapıyor, aslında Erdoğan’ı değil, Kur’an’ı eleştiriyor.

Oysa kendisi, soyadı olarak İlk Çağı’ın Roma Tanrısı Mars'ı (Behram) seçerken, Ortaçağ'ın da gerisine düşmekten hiç arlanmamakta, gocunmamaktadır.

İslam’ın ilk elden reddettiği, imha ettiği, Mekke'deki Arap tanrıları, Roma tanrılarının Arap versiyonları idi.

İlk zafer yıllarında İslam, Roma Tanrılarına ve “Roma Düzeni”ne meydan okuyarak yeryüzüne yayıldı ve Bizans'ı fethederek Roma'yı tarihe gömdü.

Anlaşılan o ki Roma hortladı, İslam-Roma mücadelesi yeniden alevlendi, Ataol’un kişiliğinde Roma savaş putu Mars, Allah'a meydan okuyor(!).

Milli Eğitim ve AK Parti

Berna Laçin, twitter hesabından tecavüzcü ve çocuk istismarcıları için idama karşı çıktı, "İdam çözüm olsaydı Medine toprakları tecavüzde rekor kırmazdı" dedi.

İstatistiklere göre, tecavüzün en çok yaşandığı 10 ülke şöyle sıralanıyor: ABD, Güney Afrika, İsveç, Hindistan, İngiltere, Almanya, Fransa, Kanada, Sri Lanka, Etiyopya.

Görüldüğü gibi bu sıralamada Medine yok!

Medine alerjisi böyle saçmalatıyor.

Kesintisiz 27 yıl CHP milletvekilliği yapan Fatih Rıfkı Atay da, (PKK sempatizanı gazeteci Hasan Cemal'in dedesi Cemal Paşa'nın yaveri) görevi gereği Medine'ye gider, bu gezisi ile izlenimlerini Zeytindağı isimli kitabında şöyle anlatır:

".... Medine, Peygamber ölüsü ile tüccarlık eden bayağı ve ahlaksız simsar yuvalarından biridir. Her Medineli uzaklardan gelen saf halka, bu harap ve pis çöl köyünün taşını toprağını, kuyu suyunu kırk defa öptüre öptüre satar.” (Falih Rıfkı Atay, Zeytindağı–Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları, İst.,1997, sh.58)

Acı olan şudur:

Bu satırların geçtiği kitabı1997’de devlet, üstelik de Milli Eğitim Bakanlığı basmıştır.

Hem böyle kitapları Milli Eğitim Bakanlığı basıyor, hem de “Berna Laçin nerden çıktı” diye afallıyoruz.

Milli Eğitimimiz, Berna Laçinler yetiştirmek üzere kurgulanmıştır, halen bu kurgu tıkır tıkır işlemektedir.

Milli Eğitime rağmen, çocuklarımız, gençlerimiz aile müdahalesi ile normalleşmektedirler.

"Milli Eğitim" deki bu zihniyete, bu eğitim kalıbına, AK Parti 16 yılda bir müdahalede bulunamadı, zannedersem hâla gücü yetmiyor...

***

Adalet ve Devlet

Koçi Bey, 4. Murat zamanında yaşamış, 1650’de vefat etmiş değerli bir ilim adamımızdır. Yazdığı "Koçi Bey Risalesi"nde 4. Murad'a bozulan devlet çarkını ve çarelerini anlatır. Rapor sunar.

Koçi Bey, risalesinde şöyle der:

"Velhasıl Osmanlı saltanatının şevket ve kudreti asker ile, askerin ayakta durması hazine iledir. Hazinenin geliri reaya iledir. Reayanın (vatandaşın) ayakta durması Adalet iledir.”

Biz adalet denilince sadece adliyeyi ve hakimlerin kararlarını anlıyoruz.

Halbuki, adalet, her an her yerde söz konusudur.

Öğretmen derste, doktor hastanede, tüccar ofisinde, işçi işyerinde, çiftçi ürününde, baba evinde adaletli olmalıdır.

Hak etmeyen birini göreve getirmek de adaleti çiğnemektir, bu göreve talip olmak da adaleti çiğnemektir.

Adaleti illa yanlış karar veren hakimler çiğnemez. Bürokratın görevini yapmaması, işi yokuşa sürmesi, savsaklaması da adaleti çiğnemektir.

AK Parti’nin yeni dönemde bu konuya odaklanması ustalığın gereğidir.

Koçi Bey’in formülüne dönersek, ne demişti koca alim:

Devlet Adalet ile ayakta durur.

Adaleti yıkarsak, devleti yıkarız!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.