İslam dini, akla büyük önem vermiştir. Akıl din ilişkisi, Kur’an-ı Kerim’de bir çok ayette geçmektedir. Çok sayıda ayette; akletmez misiniz, düşünmez misiniz,… şeklinde geçmektedir. Ancak, akıl her şeyin ölçüsü müdür, her şeyi açıklamaya yeterli midir? Soruları çok önemlidir.

     Selçuk Üniversitesi İlahiyat mezunu, Orman Su İşleri Bakanlığı’nda Bakanlık Müşaviri  Dr. Ahmet GELİŞGEN hocam, bu hafta dikkat çekici bir makale ile ‘Maturidilikte akıl’ konusunu gündeme getirdi. Akıl-din ilişkisi önemli bir konu ve aynı zamanda istismar edilen bir konu.

GELİŞGEN hocam giriş bölümünde;

     “Son zamanlarda, Fazlurrahman ve tarihsellik eleştirileriyle yıpranan “diyalogcu” ve ılımlı İslam”cı modernistler, kendi bidat veya batıl görüşlerini Müslüman kitleye benimsetmek için, akla hayale gelmedik yöntemlere başvurmaktadırlar. Başvurdukları yöntemlerden birisi de Müslümanların gönlünde taht kurmuş muteber alimler üzerinden kendi batıl fikirlerini pazarlamak şeklindedir. Kendi fikirlerini muteber alimlerin fikri gibi göstererek, Müslümanları yanlış inanca sevk etmeye çalışmaktadırlar. Bu suiistimalde evveliyetle, Fıkıh imamız İmam Azam (rahmetullahi aleyh) ile, Ehl-i Sünnet itikat imamız İmam Maturidi (rahmetullahi aleyh) hazretlerinin tercih edilmesi, son derece manidardır. Bu seçimle Müslüman toplum, itikat ve amel yönünden en etkili alimler aracılığıyla kendi kalesinden vurulmak istenmektedir. İmam Gazzali, Şah Veliyyullah Dehlevi, Âmidi gibi büyük ehli sünnet alimleri de suiistimal edilen alimlerimizdendir.

     Bu hainliğe alet edilen alimlerimizin başında hiç şüphesiz İmam Maturidi hazretleri gelmektedir. Modernist bidat ehli, koca imamın, akılcı olduğunu iddia ederek, akla uymayan nassları reddettiğini ileri sürmektedirler. Bu yöntem, son derece tehlikeli bir hainliği içermektedir. Zira batıl bir düşüncenin, çağlara önder olmuş bir zata yüklenip, sonra da o zat üzerinden kitleye sunulması, muhataptaki etkiyi doğrudan artıracaktır. Asıl hedeflenen de budur.  Esasen onlar, İmam Maturidi’nin veya başka bir alimin, kendi fikirleriyle ters yapıda olduklarını pekâlâ bilmektedirler….”  diyerek, ölçülü ve dikkatli olmamız gerektiğini ifade ediyor.

Maturidilik’te dini anlama yöntemi konusunda ise GELİŞGEN hoca;

     “İmam Maturidi, akla dayalı din anlayışını savunan Mutezile’ye aksülamel olarak çıkmış ve “kelâmi metot”u kullanmıştır. Kelamî metod, akla önem vermekle birlikte vahyi hareket noktası kabul eder.  Bu bakımdan İmam Maturidi, aklı, naklin kontrolünde kullanmıştır. Bu metotta akıl hâkim değildir. Yani aklın yanında nakil ikinci plana alınmaz, akla uymayan nakil/vahiy inkâr edilmez. Akıl sadece istidlal için kullanılır, nakli anlamaya vasıtadır, Nitekim, analiz, sentez, kavrayış akılla mümkün olduğu gibi, icihad da akıl aracılığıyla yapılır. Aklı olmayanın zaten dini sorumluluğu da yoktur. Dolayısıyla İmam Maturidi’de dini bilgide akıl, dinin kaynağı değil, düşünme akletme ve istidlal aracıdır. Nassın olduğu yerde akıl asla bilginin temel kaynağı değildir. Bundan dolayı, İmam Maturidi’nin genel olarak duyuları, sahih haberi ve istidlâl/nazar/akıl yürütmeyi bilginin genel kaynağı kabul etmesi, onun salt akılcı olduğu anlamına gelmez. Nitekim o, duyularla ve akılla ulaşılamayan bilgiye, ancak doğru haberle ulaşılabileceğini açıkça ifade etmiş, nassları ihmal etmeden, itikadi esasları ve ana ilkeleri akılla izah etmeye çalışmıştır. O halde İmam Maturidi, günümüz modernistlerinin iftira ettiği gibi, akla uymayan nassları asla reddetmemiştir. Bu bağlamda Ehl-i sünnetin aklı kullanması ile, Mutezilenin aklı kullanması arasında çok büyük fark vardır. Mutezile, Ehl-i Sünnet’in aksine, akla çok fazla ehemmiyet vermiş, neredeyse meselelerde aklı hakem kabul etmiştir.

İslam öğreti usulünde “kıyas”ın kabul edilmiş olması, akılcılğa delil teşkil etmez. Zira, “kıyas”, “asıl”, “aslın hükmü”, “fer’” ve “ortak illet” olmak üzere 4 unsurdan oluşur. Bu rükunlar arasında aklın yer almadığı aşikardır. Şu kadar var ki kıyas, akıl aracılığıyla yapılır. …”

     GELİŞGEN hoca, Maturidilik ile Eşariliği kavga ettirmeye çalışan art niyetlilere de ayrıca dikkat çekmektedir. Konu hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmenizi öneriyorum. Makalenin tamamına şu linkten, https://www.ahmetgelisgen.com/Makale-Detay.aspx?ID=334#20180330140052 , ulaşabilirsiniz.

***

ALO yerine SELAM

İngilizce Hello sözcüğünün söylenişinden türeyen bir sözcük olduğunu iddia edenler olduğu gibi, telefonun mucidi Alexander  Graham Bell'in sevgilisi, Allessandra Lolita Oswaldo’nun kısaltması (baş harfleri ALO) olduğunu iddia edenler de var. Kullanımın çıkış süreci ve amacı ne olursa olsun, büyük bir kolaylık sağlıyor. Biz de genel olarak; ALO, Selâmün Aleyküm ile başlarız konuşmaya. Halbuki ‘ALO’ yerine, ‘SELAM’,  Selâmün Aleyküm de diyebiliriz.

Otomatik TORPİL

Geçmiş yıllarda, özellikle hastane, banka kuyruklarında büyük tartışmalar olurdu. Sırasını bozanlar arasında tartışmalar, hatta kavgalar bile olurdu. Derken, teknolojinin gelişmesiyle birlikte, kuyruklar da tartışmalar da azaldı. İnternet bu konuda büyük kolaylıklar sağladı. Fakat, torpil denen lanet yine de bitmedi. Yine güçlü olanlar sistemi delebiliyor. Özellikle banka sırasında bu daha çok oluyor. Banka müşterisi olanlar, parası çok olanlar,… yine sistem tarafından öne çıkarılıyor ve işlemlerini önce yaptırıyor. Teknoloji artık otomatik torpil için kullanılıyor.

***

Haftanın Twitleri

#ZeytinDalıHareketı TÜRKİYE, Suriye (Kürt, Arap, Ermeni,...) Halklarını bir arada tutacak idari sistemler kurmalıdır. 

TÜRKİYE, Afrin'de fethettiği her yerde, yeni bir idari birim kurmalıdır.  Fethedilen yerlerin güvenlik güçleri, Özgür Suriye Ordusu olmalıdır. (21 Ocak 2018), https://twitter.com/Galipilhaner/status/955156267470909441

***

OTOMATİK TORPİL Torpil mahiyet değiştirdi. Bankalarda sıra alırken, çok parası olan ilk sıraları OTOMATİK olarak alıp işlemlerini yapıyorlar , (7 Ocak 2016) ,  https://twitter.com/Galipilhaner/status/685177772633894912

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.