Türkiye’nin de dünyanın da en büyük sorunu adalettir. Haksızlığa uğrayan bütün mazlumların yanında yer almak gerekir. İnsan olmak da zaten bunu gerektirir. Özellikle 28 Şubat mağdurlarını, sürekli gündemde tutmalıyız. Milat yazarlarımızdan Av. Ercan EZGİN: “28 Şubat ile helalleşmenin tam zamanı” başlıklı yazısıyla, konuyu iyi bir şekilde özetledi. Ercan  EZGİN abimiz, bu konunun sıkı bir takipçisi. Geçen haftaki yazısını da okumanızı özellikle öneririm.

Başta MAZLUMDER olmak üzere, 28 Şubat mağdurlarının sesi olan; STK, yazar (Yakup Köse, Özlem Albayrak, Hayrettin Karaman,…), siyasetçi,… herkesi bu konuda gösterdikleri duyarlılıktan dolayı takdir ediyorum. ‘Önce İNSAN ve Herkes için ADALET’ diyen ve bunun için mücadele eden herkesi, taktir ve teşvik etmeliyiz.

28 Şubat mağdurlarının yeniden yargılanması için, MAZLUMDER, bir basın açıklaması yapmış.

28 Şubat mağdurları yeniden yargılansın

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) Ankara Şube Başkanı Abdurrahman Ünlü, 28 Şubat siyasi yargı kararlarının iptal edilmesini ve hapiste bulunanların bahanesiz serbest bırakılmasını talep ettiklerini belirtti.

MAZLUMDER üyesi avukatlar, 28 Şubat siyasi yargı kararlarının iptal edilmesi ve bu kararlarla tutuklanan insanların hiçbir bahane olmaksızın serbest bırakılmasını talep etti.

Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı önünde toplanan MAZLUMDER üyesi bir grup avukat adına açıklama yapan Kaya Kartal, “28 Şubatçıların oluşturduğu siyasi ortamda brifing aldıktan sonra binlerce insana ağır cezalar yağdıran DGM’lerin kararlarıyla hapsedilen 28 Şubat mağdurları için yıllar, hükümetler, siyasi iktidarlar, güç odakları, yargı mensupları değişse de bir şey değişmediğini gördük. 28 Şubatçıların müebbet hapis talebiyle yargılandığı, insanların kendilerine ceza veren hakimlerle aynı cezaevlerinde tutulduğu, örgütçülerin başka kişileri ‘örgütçü’ diyerek soruşturduğunun ve cezalandırdığının ortaya çıktığı bugünlerde, ‘bu zulme son verilsin’ demekten, ‘yeter artık’ diye haykırmaktan başka bir yolumuz kalmamıştır. MAZLUMDER olarak, 28 Şubat siyasi yargı kararlarının iptal edilmesini ve 28 Şubat tutsaklarının hiçbir bahane ya da erteleme olmaksızın serbest bırakılmasını talep ediyoruz" demişler.

Biz de, MAZLUMDER’in bu basın açıklamasında dile getirdiklerine, genel olarak katılıyoruz ve yetkilileri bu konuya azami derecede dikkat etmeye çağırıyoruz.

28 Şubat mağdurları ile ilgili olarak, ADALET zaten yeterince gecikmiştir. 28 Şubat mağdurları yargılamaları, tarihe ‘Adalet yerini buldu’ olarak geçmelidir. Bunun için de yeniden yargılanma şarttır.

***

Bütün dünya insanlığının, üzerinde uzlaşabileği en önemli olgu

ADALETTİR.

ÖNCE ADALET ve herkes için ADALET, 8 Mart 2016,

https://twitter.com/Galipilhaner/status/707244739301666816

***

TÜRKİYE'nin, ÖNCE İNSAN - ÖNCE ADALET Diyebilecek;

MİLLİ, Cesur, ADİL, Demokrat, CUMHURİYETÇİ, ...

Bir çoğunluğa ihtiyacı var. 3 Nisan 2016, https://twitter.com/Galipilhaner/status/716522943917006850

***

Dünya insanlığının üzerinde ulaşabileceği en önemli kavram ADALET

Dünyanın da TÜRKİYE'nin de en büyük sorunu ADALET

ÖNCE İNSAN ÖNCE ADALET, 1 Haziran 2016,

https://twitter.com/Galipilhaner/status/738014825285046272

***

SORUMSUZ SENARİSTLER

Ahlaksız senaristler mi, yapımcılar mı,… demeliydim bilemiyorum?

Sorumsuz olan senaristler mi, yoksa toplum mu?

Kim bu sorumsuz senaristler? Bu senaryoları kim/kimler hazırlıyor? Bu senaryoları yazan senarsitler, kendi ailelerini mi, kendi öz yaşantılarını mı filmlere alıyorlar?  Kendi dünya görüşlerini mi dayatıyorlar topluma? Nedir bu rezalet. Bu rezaleti yapanlar mı yoksa, izleyenler mi sorumlu bu rezaletten? Özellikle dizi filmler, ensest ve gayri meşru yaşam tarzlarını dayatıyorlar. İşte birkaç örnek;

Aşk-ı Memnu: Amcasının eşi ile gayru meşru hayat yeşayan yeğen

Kızlarım İçin: Dağılan bir aile ve gayri meşru yollara süürklenen kızlar

Kadın: Ablasının eşini/kocasını baştan çıkarıp ayartan bir kardeş

Binbir Gece: Para için patronu ile ZİNA edip, sonra evlenen kadın

Ufak Tefek Cinayetler: Kadınların (özellikle 4 kadın), kocaalrını aldatmaları ve sürekli çevirdikleri entrikalar.

Siyah Beyaz Aşk: Zorla alıkonulan bir doktorun, kiralık bir katille yaşadığı gayri meşru hayat

Fazilet Hanım ve Kzıları: katil bir eş, gayri meşru ilişki ile sevgilisinden hamile kalan bir kadın, entirkalar çeviren bir anne,…

ÇUKUR: gayri meşru ilişkilerden doğan çocukların intikamı ve uyurşturucu tacirleri

Yuvamdaki Düşman: kocası öldürülen kadının, başkasının eşini ayartmaya çalışması ve entrikaları

Sen Anlat Karadeniz: zorla evlendirilmiş ve kocasının tecavüzlerinden, işkencelerinden kaçan bir kadın

Şekıya Dünyaya Hükümdar Olmaz: Gayri meşru ilişkiler yaşayan mafya babaları, insan öldürmenin bir tavuk, bir fare öldürmekten daha kolay olduğu bir ortam.

Kalbimdeki Deniz: İki üvey kardeşin evlendiği, aynı evde yaşayan yabancılar.

Bu diziler gibi daha çok sayıda dizi, örnek gösterilebilir. Bu dizilere ses çıkarmayıp; ensest ilişkiler, çocuk istismarı,… konularında duyarlı olanlar var. Halbuki bu dizilerin çocuk istismarlarına da  ensest ilişkilere de etkileri var. Onun için, önce samimiyet diyoruz.

Bence; bu dizilerin yapımcı ve senaristleri yerine, daha çok bunları izleyen biz seyircileri sorgulamın zamanı artık gelmiştir. Kendimizi bir sorguya çekip, öz eleştiri yapmanın zamnı gelmiştir. Aslında, bu biraz da Arz- talep meselesidir. Önce seyirci sorumluluk sahibi olacak ki; yapımcı, senarist, oyuncu,… da sorumluluk sahibi olsun. Herkes toplumun ahlakı konusunda duyarlı olmalıdır. Ahlaksız bir toplum, çökmeye mahkumdur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.