Nimeti veren Zâtı tanımak için aklı olmayan (deli, çocuk veya hayvan gibi) şükürle de mükellef değil, imtihan da YOK.

Aklı olup nimeti Vereni tanımayana ise hesap YOK.

Hayvana dahi hesap yokken, aklı olup kullanmayan hayvandan aşağılık bir mahluka, hesap olmaz elbette.

Hesap iman etmiş kişilerin muhatap olacağı birşey.

İşte bu sebeple iman, ancak akıllı kişilerin ulaşabileceği bir hakikat ve emsalsiz bir nimettir.

Herkesin zekası farklı seviyelerde olabilir.

Ancak sadece akıllı kişiler iman esasına ulaşabilirler.

Zeka; fikirlerin sürüsü ise, akıl, onları idare eden bir çobandır.

İşte bu yüzden iman etmiş bir çoban, imansız ve deha kabul edilen bir profesörden daha akıllıdır elbette.

İmân nedir peki?

Analitik bir akılla arayan ve sorgulayan kimsenin kalbine Allahın lütfettiği bir Nur.

Son günlerin en akılları işgal eden gündemi ise bir ağaç.

Evet evet, bir ağaç; elbette soy ağacı..

İyi de soyunun nereden geldiğini seçemezsin ama nereye gideceğini seçebilirsin.

Peki, dini akla bina eden vazifeli bir güruh olan mealistler, hangi oyunlarla insanları kandırmaya çalışıyor, buyrun birlikte bir göz atalım.

Bu tayfanın tamamı insanları en zayıf damarı olan kibirle vuruyor ve bunu da sahibi olmakla en çok övündüğümüz aklımıza bizi havale ederek yapıyorlar..

Oysa bizim yaptığımız, sanal bellekli bir bilgisayarın bizi anlaması nasıl mümkün değilse;

AKLI YARATANI DA YARATTIĞI AKILLA KAPSAYAMAZSINIZ

Aklı yaratanı yarattığı akılla kapsayabilir miyiz?

Parantezin içindeki, parantezi içine alabilir mi?

Yani tasarlanan şey tasarlayanı kapsar mı?

Akıl; bir ölçü aletidir elbette, doğru ancak nihaî ölçü değildir tabi.

Bakın, aklı nihaî ölçü gören kitabı siz okuyun, Peygamber Efendimizin (sav) dahi okuyup size hadisler ile açmasına izin vermeyen, ancak kendilerinin meal ve tevil ile dolu kitaplarını size Kur’ân diye dayatanların nihaî ölçü gördükleri ve “bu hadis akla aykırı” deyip hepten reddettikleri veya “bu ayet akla aykırı” deyip tevil ile anlamını çevirdikleri Kur’ândan AKIL ile çıkara çıkara neler çıkarmışlar, şöyle şuraya sıralayalım. (Aklımıza ve onu Yaradana nasıl hakaret ettiklerini daha iyi görmek için…)

MEALİSTLERİN KURÂN'DAN ÇIKARTTIKLARI

Buyrun bir kaç örnek verelim:

— Allah bizi yarattı bıraktı, sonra ne olacağını bilemez! (Abdulaziz Bayındır)

— Hz. Meryem, çift cinsiyetli olabilir! Hayız iken Kur’ân okunabilir! (Mehmet Okuyan)

— Hz. Adem’in babası vardır, hayvandan geldik, evrime inanmayan kafirdir! Afrin operasyonunda ölen askerler şehit değiller! (Mustafa İslamoğlu)

— Kur’ân'dan başka kitap okumayın konulu 4. kitabım çıkmak üzere… (Emre Dorman)

— Hadislere güven olmaz! (Caner Taslaman)

— Kur’ânda bazı âyetler değiştirilmeli! Çünkü tarihseldir, bugün hükmü yoktur! (İlhami Güler)

Aman dikkat, elbette hepsi aynı prensiple çalışıyor: 9 doğru 1 yanlış, 9 doğru 1 yanlış..

Ve bu akıl budalası mealistlere göre :

— 14 asırdır herkes bu dini yanlış yaşadı, tâ ki onlar gelene kadar!

Kendilerini dinleyen bir avuç insan dışında herkes müşrik ve kâfir!

“Türedi Tipler”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İbn Haldun Üniversitesi'nde düzenlenen Uluslararası Medeniyet Şûrası'nın açılışında yaptığı konuşmada, şûranın bu yıl "Dinin bir maksadı olarak medeniyetin korunması" başlığıyla yapıldığına dikkati çekti.

Düşünceleri ve tartışmalarıyla şûraya katkıda bulunacak tüm ilim ve fikir insanlarına şükranlarını sunan Erdoğan, Türkiye'de son 2 asra damgasını vuran 3 tarzda siyasetin, esasen bir medeniyet yönelimi arayışının adı olduğunu vurguladı.

Adı konmuş olmasına rağmen bu yönelimleri etraflıca tarifte başarısızlık yaşandığına değinen Erdoğan, "Hatta daha da ileri giderek söylüyorum. Her fırsatta ifade ettiğimiz İslam medeniyeti mefhumunu dahi günümüz insanlarının muhayyilelerinde müşahhas hale getiremediğimiz bir gerçektir" diye konuştu.

Hz. Muhammed'in nübüvvetiyle temelleri atılan İslam medeniyetinin köklerinin Kur'an-ı Kerim ve sünnet-i seniyye olduğunu anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bugün aziz dinimizi terör örgütleri üzerinden öylesine bir yere konumlandırmaya çalışıyorlar ki, böyle olmadığını anlatmaya çalışmaktan çoğu zaman hakikati ifade etmeye fırsat bulamıyoruz. Şu anda birçok insanlar çıktı, türedi. Bu türedi tippler, sünneti ciddi manada tartışır hale geldiler. Bu tartışmaların özellikle ülkemizde yapılması, bizler için ciddi manada bir üzüntü sebebidir. Şunu açık, net söylemek zorundayım. Hoca olmak, ahkâm kesmek yetkisini kimseye vermiyor ve dolayısıyla Sevgili Peygamberimizin sünnetini tartışma yetkisini de onlara vermiyor. Bu tartışmaları açmak, aslında bir neslin ifsadı anlamınadır. Ve bu nesli ifsat etme hakkını da kimse onlara vermemiştir. Kendileri de böyle bir tarzla siyasetin içerisine giremezler, girerlerse bedelini onlar da ağır öderler" dedi.

İşte Sayın Cumhurbaşkanımızın “türedi tipler” dediği güruh, bu dini akla bina etmeye çalışarak ümmeti vurmaya çalışan mealist güruhtur.

Bu çok akıllı(!) ifsad ekibine sorsanız, Kur’ân ne zaman indi ve Kurânın bozulmadığına deliliniz nedir diye, “E içinde yazıyor ya!” derler..

Oysa ilmî hiç bir otorite, bir eserin içinde yazan şeyi o eser hakkında delil olarak kabul etmez.

Şimdi Arapça dahi bilmeyen ve bir zaman Adnan Oktar’ın yakışıklısı olan Caner Taslaman gibileri bile, bu mealist tayfada yer alıyor ve Kur’ân hakkında ahkâm kesiyor.

Bu tayfanın tamamına bu soruya cevap veremedikleri için, başka bir soru sormak icab ediyor: Madem Kur’ân ne zaman indi bilmiyorsun, bozulmadığına da delilin yoktur, Kurân sizin mi kalbinize indi?

Evinizde zaman makinesi mi var?

Işınlanmayı buldunuz da bizim mi haberimiz yok?

Durun, ben size bir delil vereyim de ileride bir gün bu cevap çok lâzım olabilir.

YouTube üzerinden de videosunu bulabileceğiniz haberde, bundan 100 yıl kadar önce Topkapı Sarayı’ndan çalınan Kutsal Emanetler içinde bir Kur’ân nüshası var ve şu anda tabi ki Oxford Üniversitesinde yer alıyor. Yapılan karbon testi ile yaklaşık bin 370 yıllık olduğu ortaya konmuş bu eser ile bugünkü Kur’ân arasında kelime veya harf değil, nokta bile farkı YOK.

Aslında bunlar Hadis inkârcısı değiller!

Dikkat ederseniz bu ekolün başını çeken İslamoğlu, Peygamber Efendimizin (SAV) tüm hadislerini reddetmiyor! Bir kısmına şüphe düşürerek bir gedik açıyor!

Kaderi de reddetmiyor, imanın rüknü değildir diyor!

Alimlerin de hepsini reddetmiyor, bir kısmına iftiralar ediyor sadece!

Hz. İsa’ya baba bulan Hristiyanlardan sonra Hz. Adem’e baba buluyor!

Başlattığı bu atak, Emre Dorman ve Caner Taslaman gibileri tarafından "hangisine güveneceğiz" deyip hadislerin tamamının inkârına gidiyor.

Daha sonra ikinci kademede Mehmet Okuyan ve Edip Yüksel gibileri tarafından madem hadis olayını aştık, tüm alimleri çürütüp kendi kitaplarını satmaya gidiyorlar.

Hz. Meryem’e “çift cinsiyetli olabilir” gibi tamamen materyalist ve kendi akıl fenerleri eşliğinde tahrip maksatlı yorumlar yapılıyor.

Üçüncü kademede iktidar destekçisi kılığında Sait Çamlıca ve Fatih Tezcan gibileri holigan ağızlarıyla elde ettikleri kitlelere bu zehirleri zerk ediyor.

En nihayet Abdülaziz Bayındır ve Yaşar Nuri gibileri hadisi inkâr ile yetinmeyip kaderi inkâr, teravih gibi ibadetleri inkâr, oruç gibi ibadetleri taciz, alimlere ağır iftiralar ile ortayı çıkıyorlar. Hatta deistliği savunuyor, ateistim de diyecek ama halen dinden ekmeğini çıkarıyor!

Ve finalde İlhami Güler gibileri "Kuranın bazı âyetleri değiştirilmeli!" diyerek gerçek niyetlerini açıklıyor ve şutunu çekiyor...

Bunların hepsinin yolu bir çok yerde kesişiyor, bir bedenin uzuvları gibi senkron hareket ediyorlar.

Bunların hiç biri ecnebilere mesai ayırmıyor, sadece Müslümanların ibadetlerini kırpmaya ve tahrip etmeye çalışıyorlar el birliğiyle...

Ancak yanlış demeyelim de eksik bilinen birşey var:

Bunların hiç biri hadis inkârcısı değiller!

Nihaî hedefleri Kur’ândır, İslam’dır, ümmettir...

Bir ağacı yerinden sökmek için evvela dalını yaprağını kırarsınız ki kökü kurusun da rahatça sökebilinsin…

İşte İslam bir ağaca benzetilirse, Kur’ân, bu ağacın kökü ve hadisler ve sünnet (yaşayan Kur’ân) onun gövdesi ve 1400 yıldır Kuranı ve hadisleri günümüze taşıyan (Efendimiz’in (sav) varislerim dediği) alimler, onun dalları ve yapraklarıdır diyebiliriz..

Peygambersiz bir İslâm servis ederken, Kur’ân’ı tek kaynak gösteren bu fasıklar güruhunu takip edenlerin kıldığı namazları iade etmeleri gerekir!

Neden mi?

Secdeden sonra oturduğumuzda okuduğumuz Tahiyyat, Kur’ân’da yoktur!

Mi’racı inkâr eden bu güruh, namaz kılamaz!

Çıktıkları programlarda Kur'an’a (kafa fenerlerine) göre içebilecek içecekleri tevil ediyorlar!

Kur’an’ı tek kaynak alarak “2 rekat namazı delilleriyle tarif et” desen hiç biri cevap veremez!

Zaten gayeleri de budur!

En dış tabakada alimlerin ve içeride bizzat hadislerin koruyup tefsir ederek yaşanabilir hale getirdiği Kur’an’ı elimizden almak!

Hasılı kelâm, hedefleri, hadisleri inkâr etmek değil; onların koruduğu Kur'an’a ilişmenin ve tahrif etmenin yolu hadisleri inkârdan geçiyor...

Koyun kim, diktatör kim?

Akıl demişken aklımıza hakaret edenlere cevaben yıllardır süren bir tartışmaya daha bugün burada son verelim: Koyun kimdir, diktatör kim..?

8 seçim kaybettiği halde biri koltuğunda hâlen oturuyorsa ya onu seçenler koyundur veya seçilen diktatör!..

Akıl bir ölçüdür ama nihaî ölçü olamaz!

Zira, aklı yaratanı yarattığı akılla kapsayamayız.

Parantezin içindeki, parantezi içine alamaz.

Yani tasarlanan şey, tasarlayanı kapsayamaz.

Kur’ân en öncelikli kaynaktır ama tek kaynak olamaz!

Yoksa "Kur’ân’dan başka kitap okumayın" konulu yüz tane kitap yazmazlardı değil mi?

Son sözümüz, şimdi milleti ile elele vermiş, ümmete sahip çıkan devletimizin yazdığı destan ve milletimizin birlikte şahsı manevîsinin çıkardığı ortak akıl hakkında olsun.

Her 10 yılda bir, darbeyle 50 yıl geriye gidiyorduk.

Sadece bir kez ıskaladılar.

Şimdi dünyaya meydan okuyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hulusi Cesur 2018-03-30 20:43:56

Teşekkür ediyorum.
Yazınızı okudum,bir çok konuda faydalandım.
Elinize,kaleminize,dilinize sağlık.
Gazete de hangi günler yazıyorsunuz,yazılarınızı takip etmek istiyorum.Selamlar.

Avatar
hasan hüseyin YILDIRIM 2018-04-09 15:58:18

hikmet bey ,sen yaftaladığın bu kıymatli hocaların eserlerini okudun mu . onlar m.akif'in "asrın idrakine söyletmeli kuranı" çalışması yapıyorlar. senin cübbeli gibi geçmiş alimlerin söylediklerini tekrar etmiyorlar

Avatar
samimi 2018-04-16 22:30:48

aklı olup nimet vereni tanımayana hesap yok ” cümlesi , ilk paragraf ve ondan sonrakiler yenilir yutulur cümleler değil... akıllıca ve alimane bir yaklaşım sergilemiyor.... bunlara hesap olmadığını neye kime göre ??

Avatar
samimi 2018-04-16 22:44:46

onların yanlışlarını da sizin yanlışlarınızı da görebiliyoruz...her birinize verecek cevabımız veya iddialarınıza soracak sorularımız vardır... merak ettik neden bu kadar provakatif yazdınız?