Cumhurbaşkanı’nın ‘eğitim ve kültür alanında başarısızız’ şeklindeki mükerrer itirafı, Sayın Müsteşarın ‘Cumhuriyet’in başından beri eğitim alanında teknik ve minimal düzenlemeler dışında bir değişim yaşanmamıştır’ tespiti, yapılması gerekenlerde bir şeylerin eksik olduğu ve bu eksiklikte hükümetin, MEB’in ve MEB bürokrasisinin de hatırı sayılır bir vebali olduğunu belirtiyordu. Bu vebalin altından çıkmak için mevcudu geliştirecek bir performans ve politika gereksinimi açık iken MEB’in, şikâyet etmekten bizar olduğumuz cari mevzuatın bile ihlal edildiği uygulamalarla anılması vaziyetin vahametini göstermektedir.

Kamuoyunun malumu olduğu üzere MEB, 13.01.2018 tarih ve 30300 sayılı Resmi Gazete’de MEB Personelinin Görevde Yükselme, Ünvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Ataması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 14. Maddesi ile; 12/10/2013 tarihli ve 28793 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Personelinin Görevde Yükselme, Unvan Değişikliği ve Yer Değiştirme Suretiyle Atanması Hakkında Yönetmeliğin 23. Maddesinde değişikliğe gitmiş ve İlçe millî eğitim müdürü kadrolarına kimin atanacağına ilişkin düzenleme yapmıştı. Değişikliğin mürekkebi daha kurumadan 31.01.2018 tarihinde MEB, yönetmeliğe aykırı şekilde Bakan onayı ile çok sayıda ilçe milli eğitim müdürü görevden alındı ve yerlerine atama yapıldı. Basına yansıdığına göre aralarında ilk başörtülü İlçe millî eğitim müdiresi Şefika Biçer’in de olduğu görevden almaların yönetmeliğe aykırılığı apaçık ortada olduğuna göre, bu keyfi ve hukuk tanımaz işlemi nasıl değerlendireceğiz?

MEB’in üst düzey bürokratlarının ve şüphesiz Sayın Bakanın konuya ilişkin hassasiyeti hayati önemdedir. Devlet’i devlet olmaktan çıkarıp keyfiliğe alan açan iş, işlem ve ilişkilere yol verilemez, verilmemelidir. Keyfilik üzerinden bin yıllık devlet geleneği olan bir ülkeyi ifsat etmek anlamına gelen bu uygulamaların behemehâl önüne geçilmeli, yanlışlar düzeltilmeli ve sorumlulardan hesap sorulmalıdır.

Bırakın bürokratik geleneği, derme çatma bir kabile devletinde bile usul-erkânın bu kadar göstere göstere çiğnenmesine şahitlik edilmemiştir. Kendi yayımladığı yönetmeliğin daha mürekkebi kurumadan hükümlerini hiçe sayarak işlem tesis etmek neyin nesidir? Türkiye’nin en büyük bakanlığının kendi varlığına, itibarına ve imajına halel getirici uygulamaya yol verişi izah edilebilir mi? Kendine operasyon çeken, kendini itibarsızlaştıran bir yapı düşünülebilir mi? Öngörülebilirlik, şeffaflık, iş ve işlemlerin hukukiliği gibi yönetsel ilkeler yeni dönemin koşullarında yeterli derecede rantabl görülmüyor mu acaba?

Hem görevden alıp, sınıfı ve kadrosuna uygun olmayan yerlere atayan, hem de gerekli şartları taşımadığı halde İlçe müdürlüğüne atayan bu yanlış işlem, MEB’i gereksiz hukuki süreçlere muhatap kılarak meşgul edecek ve zarara uğratacak hem de eğitim bölgelerinde yönetsel karmaşaya, belirsizliğe neden olacaktır. Pek çok açıdan düşündürücü olan bu işlem aynı zamanda bugün çeşitli düzenlemelerle performans arttırımı için gayret gösterdiğimiz eğitimi de nitelik kaybına uğratıyor.

Öncelikle MEB, belirli bir mevzuat doğrultusunda hiyerarşik şekilde örgütlenmiş bürokratik aygıt mıdır yoksa taşradan merkez teşkilatına da uzanılabilen ve bambaşka şeyler söyleyip mevzuatı bile göz ardı edebilen ayrı/paralel yapılanmalar bütünü mü? Kural-kaide tanımayan bu işlem; ayrı bir politik kümelenmeyi mi, bir sınıf dayanışmasını mı yoksa bir saadet zincirini mi gösteriyor? İkincisi, devletin, niteliği ne olursa olsun, bağlı bulunduğu yasal prosedürlere riayet etmesini ve bürokrasinin rasyonelliğini devre dışı bırakarak devlet olma vasfını buharlaştıran bu işlemin herhangi bir denetim mekanizmasına yakalanmadan Genel Müdür-Bakan onayını alacak düzeye çıkabilmesi yönetim zafiyetinden öte tehlikeler barındırıyor. Zira mevzuata aykırı işlem varsa, bu işlemlerin yerindeliğine ilişkin görev ve sorumluluğu olanların en azından ihmali var demektir. Üçüncüsü, MEB bünyesinde denetim dışı birim ve alanlar oluşturulmuş, Genel Müdür ve Bakanı bile devreden çıkartarak iş ve işlem tesis etmeye cüret edebiliyor demektir. Dördüncüsü, bu yanlış işlem kamuoyuna yansıdığı halde MEB, bırakın herhangi bir düzeltmeyi makul bir açıklama bile yapma gereği duymayarak iddiaları mı haklı çıkarmak istiyor yoksa MEB’in kural ve kaidelerle işleyişi, imajı, itibarı dışında daha önemli işlerim mi var diyor?

MEB'in doğrudan varlığına kasteden bu işleme ilgili Genel Müdür’ün, Müsteşar’ın ve Bakan’ın el atması zaruridir. MEB'in varlığının ayrılmaz parçası olan mevzuatı geçersizleştiren işlemler açık ki MEB’i ve devletin kendisini hedef almaktadır. Bu yüzden cari mevzuatı yağmalayarak MEB'in altını oyan bu işleme razı gelinmemesi hayati önemdedir. Rıza gösterilmeyecek ki; hak ve adalet yerine gelsin, rıza gösterilmeyecek ki keyfilikten imtina etmeyenlere hesap sorulsun ve bu işlerin önü alınabilsin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.