Yeryüzünde adaleti ve barışı tesis etmek üzere gönderilen İslam dininin mensupları olan bizler ve mazlum insanlar; maalesef son 3 asırda, özellikle de fiilen ve fiziken son asırda vahşetin ve zulmün temsilcileri olan Judeo-Christian Batı medeniyetinin temsilcilerinin kurbanı olduk. Varoluşçu (Egzistansiyalizm) felsefenin zirve noktası olarak kabul edilen Fransız yazar ve düşünür Jean Paul Charles Aymard Sartre, bunu bir tespit niteliğinde ortaya koyuyor. Sartre’a göre Batı medeniyeti, ancak köle edinmeyi ve canavarlar yaratmayı” başarır. Yine Varoluşçu felsefenin önde gelen isimlerinden Alman filozof Martin Heideggerde Batı medeniyetini “Vahşi bir canavar” olarak niteler. Irkçı emperyalizm olarak isimlendirebileceğimiz Siyonizmin güdümündeki çağdaş Haçlı/Batı medeniyetini bizzat kendi düşünürlerinin tespit ve itiraflarını içeren felsefi sözlerinden ziyade son 1 asırdaki dünyada gerçekleştirdiği savaş ve ölümlere bakarak daha somut ve net biçimde teşhis etmek mümkün. Şu aşağıda vereceğim rakamların gerçekliği ve bu rakamların her birinin bedeni ve ruhu olan bir canlıya, bir insana, bir bebeğe, anneye, bir gence tekabül ettiğini bir an olsun düşünürseniz, nasıl bir vahşi canavarla karşı karşıya olduğumuzu daha iyi anlamış oluruz.

Cornell Üniversitesi’nde MiltonLeitenberg’in (2006) yapmış olduğu 20. Yüzyıldaki Çatışma ve Savaşlarda Ölüm isimli çalışma insan eliyle işlenen cinayetlerin, katliamların, ölümlerin bir kronolojisini sunuyor. Araştırma kimi eleştirilere açık olsa da 20 yüzyıla ilişkin genel bir tabloyu yansıtıyor. Çalışmada iç savaşlarda, sivil savaşlarda ve devletler arası savaşlarda ölen kişilerin istatistikleri sunuluyor. Araştırmaya göre:

Birinci Dünya Savaşı’nda yaklaşık 13 ila 15 milyon,

1918-1922 yılları arasındaki Rus iç savaşında 12,5 milyon,

1909-1916 yılları arasında Meksika iç savaşında 1 milyon,

1936-1939 yılları arasındaki İspanya iç savaşında 600 bin,

1914 öncesi çeşitli sömürge müdahalelerinde yaklaşık 1,5 milyon,

İkinci Dünya Savaşı’nda yaklaşık 65-75 milyon,

1945’ten 2000 yılına kadar olan çatışma ve savaşlarda yaklaşık 41 milyon,

kişinin öldüğü tahmin ediliyor.

Leitenberg (2006) bütün sonuçların toplandığında 20 yüzyıldaki savaş ve çatışmalarda yaklaşık 136,5 milyon ila 148 milyon arasında insanın öldüğünü belirtiyor.

Hobsbawn20. Yüzyılda öldürülen insan sayısının 1900 yılındaki dünya nüfusunun %10’una tekabül ettiğini belirterek, bu yüzyılda “insan kararıyla” öldürülen kişi sayısını 187 milyon olarak belirtiyor.

Yukarıdaki rakamlara 21. Yüzyıldaki savaş ve katliamlar (Irak, Suriye, Yemen, Mısır, Doğu Türkistan ve Afrika’nın çeşitli bölgelerindekiler) dâhil değildir. Bu haliyle bile bu tablo, bir savaş makinesinden başka bir şey olmayan Batı Medeniyeti hakkında bize çok dramatik ve acıtıcı bir fikir veriyor, zira insan kararıyla, devletlerin taraf olduğu savaş ve çatışmalarda öldürülen insanların artık neredeyse tamamı bizim din kardeşlerimizden oluşuyor. Bunun en büyük misali de son 15 yılda sadece Irak ve Suriye’de katledilen yaklaşık 3 milyon Müslüman. İki Batılı düşünür, Sartre ve Heidegger’in tanımlarını birleştirdiğimizde ortaya “köleleştiren vahşi canavar” deyimi çıkıyor. Bu savaş makinası vahşi canavarın hedefi, hangi din ve milletten olursa olsun tüm insanlık âlemidir. Bu vahşi canavar mazlum ve mazlumların ölümü ile besleniyor ve onları kendisine köle ederek hayat süresini uzatıyor.

Judeo-Christian medeniyetin artık tek bir düşmanı vardır: İslam medeniyeti yani Müslümanlar. Doğu Bloku’nun yıkılmasından ve özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra Huntington'un“Medeniyetler Savaşı” tezi bir iddia olmaktan çıkıp farklı emperyalist stratejilerin temel ekseni olarak belirmeye başladı. Oysa Batının medeniyet iddiası ve savaşlarla bunu yayma hedefi Huntington’u çok aşan 500 yıllık tarihi bir gelenektir.Huntingtontarihin sonunu getirmek ve bir başka deyişle Tanrı’yı Kıyamete zorlamak isteyen Batı’nın manifestosu olan meşhur tezinde, adeta aşağılarcasına “West andtherest” yani “Batı ve diğerleri” diyordu, esasında bu tezin adı “Vahşi canavarların,diğer medeniyetlere saldırısı” olarak kabul edilebilir.

Yeryüzünde, özellikle de bizim (gönül) coğrafyamızda olan biten, medeniyetler savaşından öte, savaşların medeniyetinin temsilcileri ile masum ve mazlumlar arasındaki nihai bir mücadeledir. İnşaAllah bu mücadeleyi, tarihte olduğu gibi yine biz kazanacağız. Bize bunu, Rabbimiz müjdeliyor. Yeter ki, bizler bu müjdeye layık olabilelim.

"Onlar ağızlarıyla Allah'ın nûrunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır."(Saff Suresi, 8. Ayet)

İKİ DOĞU ve İKİ BATI’NIN RABBİNE EMANET OLUNUZ…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.