Bir yılı geride bırakmanın vermiş olduğu hüzün, telaş, muhasebe duyguları derken geçip giden zamanın hızına yetişemiyoruz. Derin bir yara gibi içimize işliyor zaman.

Ben bu hafta geride bıraktığımız yılı değil de edebiyat dünyasının internet ile olan imtihanını anlatmak istiyorum. Çünkü bir imtihan ile karşı karşıyayız. Kaynağın kitap olmadığı, bilgiye; özellikle kirletilmiş bilgiye kolay ulaşmanın yolu olan internetin tercih edildiği bir dünyada yaşıyoruz.

Bir şiire ihtiyaç duyulunca başvurulan kaynak şairin kitabı olması gerekirken son zamanlarda internette bulunan şiirlerin doğruluğuna bakılmaksızın pervasızca şiirler sanal ortamda, kitaplarda paylaşılıyor. Kitaptan uzaklaşmanın, kitabı hayattan çıkarmanın ve kolaycılığa kaçmanın bir neticesidir bu.

Kitaplar dururken bir başka kaynak aramak insanın başına ne haller getirir en hazinini geçen hafta yaşadık. Necip Fazıl Ödülleri’ni duyuran gazete, bu duyuruyu daha etkili hale getirmek için olsa gerek Üstad’ın bir şiiri ile bunu yapmak istemiş olacak ki internet aleminde en sık kullanılan resimli bir Necip Fazıl şiirini manşete taşıdı. Sonuç nedir; şiir Necip Fazıl’ın değil.

Sıradan okuyucuların bunu yapması bir nebze hoş karşılanabilir ama gazetelerin, dergilerin böyle hatalara düşmeleri hoş karşılanacak bir durum değil.

Necip Fazıl şiirine ulaşmak o kadar zor değil ki. Üstad’ın Çile adlı bir kitabı varken arama motoruna güvenmek de neyin nesi…

Bir bakıyorsunuz akla ziyan şiirlerin altında Necip Fazıl Kısakürek yazıyor. Bilmeyen, Üstad’ı tanımayan da alıp bu şiirleri çarşaf çarşaf sayfasında paylaşılıyor.

Sadece Necip Fazıl değil elbette arama motorlarına kurban edilen. Aralık ayının son günlerindeyiz. Sosyal medya müdavimleri yılbaşı kutlamanın ne kadar fena bir eylem olduğunu anlatmak için yine şiire sarılacaklar. Yazacaklar googleye yılbaşı şiiri diye, karşılarına çıkan Mehmet Akif Ersoy şiirini gönül rahatlığı ile paylaşacaklar.

İnternet ortamında dolaşan ve altında Mehmet Âkif’in ismi bulunan yılbaşı şiiri, üzerinde çalışılmış bir şiir. Mehmet Âkif’in üslubunu çok az andıran ama birçok yönden Mehmet Âkif’in şiiriyle ilgisi olmayan bu şiirin doğruluğunu anlamak da zor değil. Safahat adlı bir eser elimizin altında iken bu yanlışlara düşmek de yine hazıra konmaktan başka bir şey değil. Safahat’ı açıp oradan devşirilen kelimelerle kurulmuş, aruzdan bîhaber bu şiiri daha fazla yaymak şairin de ruhunu incitecektir.

Necip Fazıl’ın Çile’si belki biraz daha yaygın olarak okunan eserlerdendir ama Sahafat’ın sadece edebiyatının yapıldığına, bunun yanında bu eseri anlamak için bir çaba sarf edilmediğine maalesef şahit oluyoruz.

Safahat’ı baştan sona okuyan, anlamak içim çaba sarf eden büyük bir kitle yok maalesef. Kişisel çabalarla, Safahat okunmaları ile küçük bir kesimin gündeminde kalıyor bu eser. Söz konuşmaya gelince herkes Akifçi, herkes Asımın Nesli.

Sadece Mehmet Âkif ya da Necip Fazıl değil elbette bu durumla karşı karşıya kalan şairler. Bilgi kirliliği her gün sanal bir hızla yayılmaya devam ediyor.

Mevlana’nın adıyla özdeşleşmiş olan “Gel, ne olursan ol yine gel…” diye başlayan evrensel çağrı metninin Ebu Said Ebu’l Hayr’a ait bir rubai olduğu gerçeği varken ince eleyip sık dokumak gerek karşılaşılan şiirlerle, dizelerle, sözlerle.

Kendi sözünün itibarına ve gücüne inanmayan silik karakterli kişilerin sarf ettikleri safsataların altına usta isimleri yazmak gibi bir hastalıklı durum da yaygın şekilde gündemde iken kitabın varlığından ve kokusundan uzaklaşmak insanı en hafif söylemle aymazlığa iter.

Sanal alem ya da başka bir ortam, fark etmez. Kitaplar baş konuğumuz olsun ki yanlışa düşmekten, ifade edemeyeceğimiz durumların altında kalmaktan kurtulalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.