Konumuza kaldığımız yerden devam edelim. Umarım ki bu satırlar, neslimizin yüreklerinde fetih ruhunun ihya ve ikamesine katkı olur. Çünkü sadece İslam ümmeti değil, tüm insanlığın bugün her zamankinden çok daha fazla İslam’ın yürekler fethine ihtiyacı var. Dünya İslam’ın adaletini kaybedeli, perişan haldedir. Çağdaşlık, özgürlük vb. sözcükler, sadece birer teselliden ibarettir. Bütün dünya debelenip durduğu şu anki çirkef ve çilelerden sadece İslam’ın adaletiyle kurtulabilir.

  • Vatanından edilen Resulullah (sas) ve ashabı (Rıdvanullahu aleyhim ecmaîn) 13 yıllık Mekke dönemindeki çile ve işkenceler. Yerini yurdunu, malını mülkünü, nice yakınlarını da bırakarak Medine’ye hicret etmeleri... Hicretlerinden sonra bütün mallarının çapul ve talan edilmesi… 8 yıl boyunca Medine’de de rahat bırakılmayıp müşrik ordularına karşı savaşmak zorunda kalmaları… Ancak tüm bunlara rağmen, neredeyse damla kan dökmeden Mekke’yi teslim almaları. Asla intikam histerisiyle hareket etmemeleri. İnsanlık tarihinde böyle şefkat ve merhamet dolu başka bir fetih var mıdır? Tim bunlara rağmen İslam’a terör, İslam’ın kutlu peygamberine terörist, o peygamberin ümmeti, Müslümanlara terörist diyenlere veyl olsun. Yazıklar ve yuhlar olsun…
  • Fetihler fatihlerle mümkündür. Resulullah (sas) Mus’ab bin Umeyr ve her bir sahabe (Rıdvanullahu aleyhim ecmaîn) fatih idiler. Mus’ab (ra) bir yılda Medine halkının yüreklerini fethetti. Çünkü o, sair sahabeler gibi, Resulullah (sas) tan yüreklerin nasıl fethedileceğini çok iyi öğrenmişti. Bu sebeple Resulullah (sas) döneminde de ondan sonra da İslam’ın fetihleri hep devam etti. Fetih ruhu onlara öyle köklüydü ki, ihtilaf ve kargaşaların en çetin döneminde bile fetihleri durmadı. Ali (ra) ve Muaviye (ra) arsı ihtilaflar, Emevi ve Abbasiler arası ihtilaf ve kavgalar döneminde bile fetihler, tüm hızıyla devam etti. Çünkü gerçekten kalbi fetholan fertler, fetholunmuş aileleri, aileler de fetholunmuş toplumlar oluşturmaya devam ettiler.

Peki ya şimdi? Heyhat… Bir milyar yedi yüz elli milyon olarak tahmin edilen ümmet fetih ruhunu kaybetti. Artık başkalarının yüreklerini fethetmek bir yana, fıtrat üzere doğan kendi nesillerinin yüreklerini bile İslam üzere muhafaza etmekten aciz hale geldi. Çünkü bizzat kendi yürek fetihlerimizde sorunlar var. Tarihteki sayısız fetihler, bizim yürek fetihlerimizi ihya edemez se, daha ne ihya edecek?

  • Resulullah (sas) sadece Kâbe’yi değil, tüm bölgeyi putlardan temizledi. Bu gün taştan, tahtadan tapınılan putlar yok belki ama putlaştırılmış öyle anlayışlar, uygulamalar var ki, putlara dört çeker. Sadece yöneticilerin idari birtakım protokol ve ritüelleri değil, bizzat en mütedeyyin Müslümanlar bile çağdaş putperestler oldular. Lüksü konforu put edinenler. Mevki makam veya karizmayı put edinenler. Para ve serveti, kazanma ve harcamayı put edinenler. Modayı, futbolu vs. ma la ya’niyi put edinenler.
  • Bu gün İslam coğrafyasının her bir şehri, köyü, mahallesi, hatta ümmetin büyük bir kısmı bizzat ve fert fert fethedilmeye muhtaç. Ne ki, kendi evlerimiz, ehlu iyalimiz fethedilmeye muhtaç durumdadır. Kendileri fethedilmeye muhtaç olanlar nasıl başkalarının yüreklerini fethetsinler. Son birkaç asırdır. İslam’ın fetihlerinin durmasına bir de buradan bakılmalıdır.
  • Fetih ve başarılar görünmeye başladığında, insanlar fevç fevç İslam’a koşarlar. İslam düşmanlarının son bir asırdır, ümmeti nasıl meşgul ettikleri malum. Mekke’nin fethi, kısa zamanda Arabistan yarımadasının fethini getirdi. Oradan sonra çok geçmeden fetihler fetihleri besleyip geliştirdi ve çok geçmeden kıtalar fethedildi. Dolayısıyla ümmetin acilen fetih ruhunu kuşanıp günün şartlarına uygun, yeni fetihler geliştirmesi gerekmektedir. Teknolojinin altın çağında, kitle iletişim ve ulaşımın devasa gücü, bunu çok daha hızlandırıp kolaylaştırması gerekirken, bu konuda yerimizde saymamız normal bir durum değil.
  • Zorluk zamanında İslam’a icabet edenler, daha farklı, daha fedakâr ve samimiyet imtihanını pekiyi derecesinde vermiş kimseler olur. Çünkü zorluk zamanında İslam’a icabet edenler, hiçbir çıkar menfaat, mevki makam vs. dünyalıkları hedeflemeden, ihlasla sadece ve sadece Allah (cc) rıza için gelmiş olurlar. Zaten zorluk zamanında dünyalık imkânlar yoktur ki… Nitekim Mekke döneminde münafık yoktur. Münafıklar, imkân ve çıkarların ucunun görülmeye başladığı, Medine döneminde başlamıştır. Tam aksine Mekke döneminde çile, işkence, türlü zorluklar ve ölüm korkuları vardır. Bu sebepledir ki, ashabı kiram kıyamete kadar gelecek tüm insanların efendisidirler. Mekke ashabının da, genel ashab içinde farklı bir yeri vardır. Çünkü onlar zor zamanların insanlarıdır. (Rıdvanullahu aleyhim ecmaîn) Selam… Dua…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-08 00:37:25

Yazarımızdan ALLAH razı olsun. Bizleri bilgilendirdigi için selam ve dua ile Hayırlı günler