Birçoğu çevresel koşulların getirdiği zorluklar nedeni ile henüz öğrenci iken böyle bir yolu tercih etme zorunluluğunda kalan bir çok öğretmen, o günün getirdiği zorlukların, zorunlulukların bir gereği olarak öğrencilik yıllarının yanı sıra memuriyet hayatını tercih etmişlerdi.

Kimi evli çoluk çocuğuna bakmakla yükümlü olduğu için, kimi ekonomik durumu kötü diye ailesine zor durumda bırakmamak için, kimi anne ve babası vefat etmesi nedeni ile kardeşlerine yük olmamak nedeniyle... Hepsinin farklı bir hayat hikayesi ve öğrenci iken memur olmalarının kendilerince haklı gerçekçi bir sebebi var. 

Ne sebeple olursa olsun, bu arkadaşlar memuriyet hayatlarını sürdürürken yaşadıkları zorluklara rağmen öğrencilik hayatlarına da devam etmiştir. Yıllarca emek vermiş, ter dökmüş ve başarılı bir şekilde lisans diplomalarını alarak öğretmen olmaya da hak kazanmıştır.

Kimi çoluk çocuğa kavuşup sorumluluk sahibi olduğu için, kimi çalıştığı memuriyet koşullarının zorluğundan KPSS’ye çalışmaya vakit bulamadığı için, kimi ilerleyen yaşından ötürü bilgilerinin köreldiğini düşündüğü için, kimi bir başka sebeple… Hepsi öğretmen olmayı hak ettikleri lisans diplomalarını alsalar da, hayalini kurdukları öğretmenlik mesleğini şu veya bu sebeple yapamamakta ve asıl olmaları gereken yerlerde, sınıflarda bulunamamaktadırlar.

Yapılan yasal düzenlemeler ile dershane çalışanları da, ücretli öğretmenler de kadroya alınmalarının önünün açıldığını biliyoruz. Dilekçelerine istinaden 28 Şubat mağduru öğretmenlerin tekrar görevlerine dönmelerinin de önü açıldı. Peki memur olan öğretmenler için de bu söz konusu olamaz mı? Yani yapılacak bir yasal düzenleme ile veya bir KHK ile kurumlar arası geçişleri sağlanamaz mı?

Dershane öğretmenleri ne kadar mağdur olduysa, ücretli öğretmenler ne kadar mağdur olduysa, memur öğretmenlerin de o kadar mağdur olduklarını düşünüyorum. Hatta bugün bazı üniversitelerde araştırma görevlisi, okutman olarak çalışan bazı akademisyenlerin de öğretmenlik meslek hayatına geçmek istediklerine dair talepleri duyuyoruz. Bu tür akademisyenler istifa edip, öğretmen olarak atanmak için yeniden oturup sınavlara çalışmaları gerekir ki, akademisyenlik gibi belli bir sosyal statüyü kazanmış bir birey için bu durum pratik zeminde ne derece isabetli olur, düşünülmesi gereken bir konu.

Öğretmenlik meslek hayatından yorulan, şu veya bu sebeple “öğretmenlik mesleği yerine keşke memuriyet hayatını tercih etseydim” diyen öğretmenler de var. Memuriyetten öğretmenliğe, öğretmenlikten memuriyete geçmek isteyenler arasında bir becayiş hakkı da tanınabilir. En azından bir nebze de olsa insanların yapmak istedikleri mesleği icra etmelerinin önü açılmış, demokratik taleplerin gerçekleşmesine zemin hazırlanmış olur.   

Milli Eğitim Bakanlığı’nın ve Yüksek Öğretim Kurulu’nun kriterlerine göre öğretmenlik mesleğini yapma hakkı/salahiyeti/ehliyeti bulunmasına rağmen farklı kurumlarda Genel İdare Hizmetleri Sınıfı’nda memur veya Yardımcı Hizmetler Sınıfı’nda kamu personeli olarak çalışanlara devlet bütçesinden zaten maaş ödenmektedir. Bu kişiler içerisinden isteğe göre, arzu edenlerin gerek kurum içi, gerekse kurumlar arası geçiş hakkı tanınarak Eğitim Öğretim Hizmetleri Sınıfı’na öğretmen unvanına alınmaları sanıyorum devlet bütçesine ekstra bir yük getirmeyecektir.

Binlerce ihraçlar, çalışan binlerce ücretli öğretmenler ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın ihtiyaç duyduğu on binlerce öğretmen sayısını göz önünde bulundurunca kurumlar arası geçiş sayesinde öğretmen açığını kısmen kapatmak neden mümkün olmasın?  Bu durum aynı zamanda Milli Eğitim Bakanlığı’nın elini de rahatlatmaz mı?

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Sn Yusuf Tekin’in vaktiyle “MEB dışındaki aile bireyleri” olarak tabir ettiği kesim sanıyorum ki memur öğretmenlerdir.  

Ufak bir yasal düzenleme ile MEB dışındaki aile bireylerinin MEB bünyesine alınmasıyla aile bireyleri içerisindeki birlik ve beraberlik daha da pekişecek, kardeşlik bağları daha da güçlenecek ve bu birlik ve beraberlik eğitim camiasında güzel bir sinerji oluşturacaktır.

Ailenin birlik ve beraberliğine önem veren devletimizin öncü kadroları olduğunu biliyoruz. Memur Öğretmenlerin bu beklentisine değerli yetkililerin yabancı kalacağını düşünmüyor, en kısa sürede bir yasal düzenleme yapacaklarına inanıyorum.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Güray Arslan 2018-04-11 10:24:18

i̇lginiz için tekrar teşekkürler sayın özkan erdem

Avatar
Alp aksu 2018-04-11 10:49:02

Biz memur öğretmenler hep mağdur olduk. MEB de konuyu gündeme alırsa güzel olur. Çok teşekkür ederim.

Avatar
Murat Ateş 2018-04-11 10:41:00

Mağduriyet yaşayan binlerce kişinin/devlet memurunun sesi olduğunuz için size sonsuz şükranlarımızı sunuyoruz. Allah sizden razı olsun.

Avatar
niğdeli 2018-04-11 08:05:44

inşAllah...

Avatar
Poyraz 2018-04-11 10:52:20

Bizi gündeme getirdiginiz için teşekkür ederiz.

Avatar
BaştanSonaGerçekHaberEmeği geçenlere teşekkürler.. 2018-04-11 14:15:01

ttk-meb'e göre asilöğretmenolmuş&adayöğretmenolacak yönetmelik değişikliği mağduru asilmemurlar asıl meslekleri öğretmenliğe kurumlararası-kurumiçi geçişi 5,5 yıldır bekliyor. 31.08.2012'den beri #memuröğretmenlermağdur

Avatar
Mehmet 2018-04-11 07:28:24

Harika bir yazı olmuş Özkan Bey çok teşekkür ederiz.

Avatar
Abiddin Barut 2018-04-11 08:26:55

Yazarımıza teşekkür ediyoruz. Duygularımıza tercüman olmuşa