Demiştik ki;

“Dindarlar Yaşlanıyor!..”

Ne demek bu?..

Şu demek:

“Kendisini dindar olarak nitelendirenlerin yaş ortalaması gittikçe artıyor!”

Avrupa karşısındaki üstünlüğümüz malûmdur…

Hep deriz ki,

“Batı’da nüfus hızla yaşlanıyor. Biz bu alanda oldukça iyi durumdayız. En büyük gücümüz, genç ve dinamik nüfusumuz!”

Batı karşısında övündüğümüz “yaş” meselesi, içeride “aleyhimize” çalışıyor maalesef…

İçeride…

“28 Şubat Zihniyeti”ne destek verenlerin yaş ortalaması düşerken…

Dindarlar yaşlanıyor!..

Ben böyle görüyorum:

 28 Şubatçıların etkinliklerine “genç” katılımı belirgin bir şekilde artarken…

“Yerli ve Milli Etkinlikler”e katılan “gençlerimizin oranı” düşüyor…

Sivil toplum örgütlerimizin faaliyetlerine bakın lütfen…

Ya da…

Belli başlı sivil toplum örgütlerimizin kahir ekseriyeti “yaşlı” olan yöneticileriyle konuşun…

Diyorlar ki,

“Etkinliklerimize gençleri getirmekte güçlük çekiyoruz!..”

Etrafınızda vardır birileri, lütfen sorunuz…

Neredeyse tamamı, “Gençleri çekmekte zorlandıklarını” söyleyeceklerdir.

Bazı faaliyetlere ilgi gösteren gençlerin önemli bir bölümü de…

 “İş bulabilmek” veya “farklı dünyevî menfaatler elde edebilmek” ümidiyle gidiyor oralara!..

Özellikle…

“Mülâkatlarda” işe yarayabilirmiş belki, buralara “takılmak”!

Gençlerimizle oturup konuşuyoruz…

İdealler!..

Hedefler!..

Ne söylesen itiraz ediyorlar…

Diyoruz ki,

“Kendini geliştir, gayret et ve dua et!..

Nasip ise…

Yolun açılır elbet!”

İstediğin kadar söyle…

Iıııh!..

Diyor ki genç;

 “Tek çarem KPSS’den yüksek puan çekmek, mülâkat kısmını ayarlamak ve Devlet’e kapağı atmak!”

Hayır öyle değil!..

Sen çalış, çabala…

Altın ise elindeki, kıymetini bilen bir “sarraf” olur elbet!..

Yok…

Öyle olmuyormuş!..

Genç, basit bir hesap yapıyor:

Eğitim işleri için ailesinin cebinden çıkan parayı, harcadığı yılları…

Harcanan yıllarını…

Karanlık, kabiliyet tüketen “eğitim labirentlerinde” aşağı yukarı 20 yılını geçirdikten sonra…

“Hayata” veya “Sokağa” atıldın…

Sonrası ne olacak?..

Koca bir mesele!...

Geçenlerde, bir “İmam” dostum geldi…

Çocuğunu evlendiriyormuş, davetiye bıraktı sağ olsun…

Sordum;

“Ev tutmaktı, içini döşemekti, takıydı, düğündü, dernekti… Kaça çıkıyor bu iş?”

Dedi ki;

“Yüz bin lira Abi (25 bin dolar yani) kıstık, kıstık böyle!”

100 bin lira, dar gelirli için çok para çok!..

Üniversitenin matematik bölümünden mezun çocuğu, devlete “kapak” atamamış…

“Özel”de çalışıyormuş…

Kirada oturacakmış…

Allah kolaylık versin.

“İmam” dostumuz diyor ki;

“Yüce Allah’ın nasip etse de, memuriyete bir kapağı atsa…Hiç olmazsa iş garantisi olur!..”

Çok eskiden…

Yetmiş sene evvel mesela…

Herkes kızını “Memur”a vermeye çalışırmış!..

Garanti iş, garanti maaş...

Garanti tatil!..

Şimdi…

Nice genç erkek, “memure” ile evlenmenin derdinde!

“Garanti iş, garanti maaş…”

Özel sektör?..

Çok çok iyi üniversitelerin, çok çok iyi bölümlerinden birini bitirmişsen…

Çok donanımlıysan…

“Ben iş aramam arkadaş, işi olan beni bulur!” havasını atabilecek durumdaysan…

Özel sektör iyi.

Yoksa…

“Şartların evlâdı” olursun!..

Primini düşük göstermişlerse eğer, gel de şikayetçi ol…

Kolay mı iş bulmak!..

Gençler…

Çok meşgul…

Sorun bakalım;

“Kemal Derviş kimdir, niçin Türkiye’ye gönderilmiştir?..”

Sorun bakalım, kaçı cevap verebilecek?

Gençlere…

“Sultan Abdülaziz niçin katledildi?” diye sorun…

Bakalım, kaçı söyleyebilecek…

Bunlarla uğraşmaya vakit yok…

İdeolojiye yönelenler, “Gezici” takımından.

Onlar sosyal medyada, gece gündüz “küfür” etmekle meşgul!..

Türkiye nerelerden gelmiş, Sayın Erdoğan ne mücadeleler vermiş…

Ne bilsin!..

Kim öğretti ki?..

Bırakın onları…

İmam Hatipli gençlerden bazıları bile, 28 Şubat’ın ayrıntılarını bilmiyor…

“Kenan Evren”i duymamış liseli gençler gördüm, buna ne dersiniz!..

Sorun bakalım;

Rahmetli Erbakan Hoca’nın “Havuz Sistemi”ni şöyle kaba hatları ile anlatabilecek olan yüzde kaç?..

D-8’deki “8 Ülke”yi  sayabilecek olan var mı?..

Milli Eğitim’in okullarında okuyan gençleri çevirin ve Milli Eğitim Bakanı’nın ismini sorun…

 Yüzde 20’si bilirse ne alâ!..

Malûm, sınır ötesinde destanlar yazıyoruz…

“Milli Savunma Bakanı Kim?” diye sorun…

Amaaaan sen de…

Bunları bilse ne, bilmese ne!..

Yok öyle değil…

 Genç,

“olan biteni takip edecek.”

Dününü, bugününü bilecek…

Bilecek ki, nereye gitmek istediğini bilsin!..

Bilmiyorsa, ilgilenmiyorsa…

Bilmelerini, ilgilenmelerini sağlayacak ortamı meydana getirememişiz demektir…

Sıkıntı bizde, hepimizde demektir!..

En büyük hedefi “Devlete Kapağı Atmak” ise bir gencin…

İşimiz çok demektir!..

Allah kolaylık versin;

2019 sonrasına amma çok iş birikti!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Halil ibrahim KALKAN 2018-04-10 09:33:18

okunası ve çok anlam yüklü bir yazı olmuş kaleminize sağlık.

Avatar
Orhan 2018-04-10 11:16:40

ya da yabancı isim yapmış bir şirkete kapağı atabilirler. yerli şirkete neden girsinlerki. yan hak yok. sosyal hak yok. patron milyon tl'lik arabaya biner yanında çalışan ev bile alamaz. rabbim insaf, isar duygusu versin

Avatar
Abdurrahman 2018-04-10 14:07:55

Devlet kendi insanları kamu ya kapak atmaya mecbur ediyor. Bu memur benim 3 katım maaş aliyor.en az.ve benim ayrıca ben onun 2 katı çalışıyorum.sabah 8 akşam 8 hafta içi 1 gün izin senede toplam 2 şer günden 4 gün dini bayramlarda izin asgarî ücretin dışında artı hiç birşey yok . ayrıca devlete kapak atanlar ın bir çoğunda liyakat bile yok

Avatar
Emine 2018-04-11 09:16:49

Eğitimin suçlusu öğretmenler için performans gelince tüm dertler bitecek korkmayın vurun öğretmene alın işte yetiştirdiğiniz gençlik eli kolu bağlı,notunu öğrenciden az çalışan arkadaşından sevmediği müdürden hangisinden alıp rahatlıkla ders yapacak

banner624