Ülke olarak tarihin yeniden yapıldığı ve yeniden yazıldığı çok zorlu süreçlerden geçiyoruz. 100 yıl sonra öncü kadrolarla sırtındaki kamburu atıp ayağa kalkmaya çalışan, emperyalist oyunları ve dayatılan haritaları bozmaya çalışan, değişim ve dönüşüm hamlesinde büyük yol alan Türkiye, uluslararası boyutlu bir saldırı ve kuşatma altında. Dost ve müttefik dediğimiz aslında düşman ülkelerin terör örgütleri eliyle doğrudan saldırılara maruz kalıyoruz. Hesaplaşma çok büyük. Topyekûn saldırıya karşı yurdun her sathında amansızca bir topyekûn kardeşlik müdafaası gereken böyle bir durumda bakıyorsunuz kimileri, “PKK ile tüm Kürtleri bir tutma, özdeş kılma, şüpheyle bakma, vatanseverlik testine tabi tutmaya çalışıyor. Kimileri “Irak’taki, Suriye’deki gelişmeleri değerlendirirken işi Kürtlere hakarete kadar götürüyor, ırkçılıkta tavan yapıyor. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı milyonlarca Kürdü kışkırtıp devletten soğutmaya çalışıyor.” Kimi profesör olmuş eski milletvekili ve kelli-felli bazı yazar-çizerler de Suriye’nin toprak bütünlüğünü savunan ve Afrin’in terörden temizlendikten sonra Arap, Kürt ve Türkmenlerden oluşan Afrinlilere teslimini öngören bir devlet söylemine karşı aynen YPG/PKK kafasıyla Suriye’yi bölecek şekildeAfrin’i temizledikten sonra burada Türkmen kantonu ilan edelim, Suriye Türkmeneli federe devletini kuralım” diyor. Kimileri de Ortadoğu’daki bütün Kürtleri düşman ve PKK/YPG’yi tüm Kürtlerin temsilcisi gibi gören bir anlayış ve üslupla sınırlarımızda PKK/YPG yapılanması ve koridoru istemeyiz demek yerine, “sınırlarımızda Kürt koridoru, Kürt oluşumu istemezük” cümlelerini sarf ediyorlar.

PROVOKATÖRLER PKK VE FETÖ İLE AYNI AMACA HİZMET EDİYOR.

Yaşadığımız dönem ikinci Kurtuluş Savaşı misali bir istiklal ve istikbal mücadelesidir. Bu söylem ve ırkçı yaklaşımlara en çok sevinen emin olun ki PKK ve FETÖ terör örgütleridir. Bu ırkçı söylemlerde bulunanlar onlarla aynı amaca hizmet etmektedirler. Türkiye’nin işgal edilmeye çalışıldığı böyle kritik ve riskli süreçlerde, bu şekilde ayrılıkları körükleyen, etnik ve mezhepsel farklılıkların sinir uçlarını kaşıyanlar bilin ki kötü niyetlidir. Onlara var gücümüzle karşı çıkmalıyız. Türk ve Kürt kökenli vatandaşlarımız, birbirine en çok muhtaç oldukları ve her ikisini de esir etmek için uğraşan nice dış düşmanlar varken, sırf ırkçılık fikriyle birbirine yabani bakmak ve birbirini düşman telakki etmek, öyle bir felakettir ki, tarif edilemez. Etnik milliyetçilik karşıt milliyetçiliği tetikliyor, tahrik ediyor. Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle yani 80 milyonun tamamıyla hepimiz bu ülkeye aidiz. Yani hep birlikte büyük Türkiye’yiz.” Bir ve kardeş oldukça Allah’ın izniyle, öncü kadrolarımızla, yeni kurucu akıllarımızla beraber üstesinden gelemeyeceğimiz sorun da yoktur. Milli şairimiz Mehmet Akif’in vurguladığı gibi “ Girmedikçe tefrika bir millete düşman giremez; toplu vurdukça yürekler onu top dahi sindiremez.

ARTIK ESKİ CEBERUT DEVLET AKLI YOK

Bakınız bu ülkede bir Türk-Kürt çatışması çıksın isteyen ırkçı provokatörler ister Türk ister Kürt olsun en çok zaafları kaşır, etnik ve mezhepsel iç çatışmaları körükler, aklıselimi ortadan kaldırmak ister, sağlıklı düşünmeye darbe vurur, öfkeyi körükler, ırkçılık ve hamasetten beslenir, farklılıklar arasında kin ve kan çıkmasını” ister. Ancak şu hususu kimse unutmasın ki bugünkü devlet aklı artık eski ceberut devlet aklı değildir, bütün farklı yapı ve gruplara eşit mesafede durmaya, bütün farklı yapı ve grupları da bir birine olabildiğince eşit mesafede tutmaya çalışan, Allah bize “Men Rabbüke? Ve men nebiyyüke? Ve ma dînüke? Ve ma kitabüke?” sorularını soracak, “Ve ma kavmüke?” diye bir soru olmayacak kabulünde olan, yaratılanı Yaradan’dan dolayı seven Erdoğan’lı bir Türkiye var.

CAYDIRICI TEDBİRLER DEVREYE GİRMELİ

Son günlerde devleti eski vesayetçi ve kirli sularına geri çekmeye çalışan azınlıkta olsa belli bir yapı ve grup var. Özellikle sosyal medyada ve kendi yayın organlarında Kürt vatandaşlara organize bir şekilde hakaret ediyorlar, ırkçı söylemlerle aşağılıyorlar, bilinçli bir şekilde devlete karşı tahrik ediyorlar. “2019 seçimlerine kadar, özellikle Kürtlere, Alevilere ve mülteci kardeşlerimize karşı hükümeti zora sokacak, iç çatışmayı körükleyecek ırkçı ve nefret söylemleri ve eylemleri artarak devam edecektir.” Bunlara karşı güvenlik ve yargı organları, özellikle sosyal medya ve basın-yayın yoluyla terör ve şiddeti öven ve teşvik edenlere olduğu gibi derhal soruşturma başlatmadığı ve davalar açmadıkları takdirde tüm Kürtleri PKK olarak gören, hakaret ve tahrik eden ırkçı gruplar daha da cesaret alıyor, ırkçı söylemlerine ısrarla devam ediyorlar. Oysa en basitinden Türk milletini alenen aşağılamak suçunun düzenlendiği TCK 301. maddesi sadece etnik olarak Türk ırkını korumak amacıyla getirilmemişti.Sayın Cumhurbaşkanımızın defalarca dile getirdiği gibi “Türk, Kürt, Arap, Boşnak” fark etmez hepimizi tek milletiz deniyorken Kürtlere edilen onca hakaret ve aşağılayıcı söylemlere karşı yetkili makamlar Kürtleri de Türk milletinin bir parçası olarak görüp TCK 301. maddesini rahatlıkla ve caydırıcı olacak bir şekilde işletebilir ve işletmeli de.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
envar 2018-01-31 11:18:30

Evet eyvAllah....Zamanın akışını artık okumak ve uhuvvet ve kardeşliği daha da pekiştirme zamanı.Zira canavarlar anarşi ile bizi gözetliyor...

Avatar
Bahaddin 2018-02-01 15:07:17

Değerli Ercan Ezgin bey kalemine ve yüreğine sağlık. Keşke herkes senin gibi bu Devleti ve halkı düşünse idu . Bu gün ülkemizde ellerine silah değil gençler kalem alır idi. Selamlar

banner624