Türkiye’de askerin siyasete müdahalesinde ABD’nin rolü pek öyle gizli saklı bir sır değil. Amerika Birleşik Devletleri, yönetimini değiştirmek istediği ülkelerde sıklıkla ekonomik ambargo koyar, terör ve şiddeti azdırır, krizler çıkarır ve yönetimi değiştirir. O da olmazsa darbe düzeneğini harekete geçirir ve ordu bir sabah yönetime el koyuverir. Bu ve benzeri olaylar, sadece Türkiye’de de olmadı; Latin Amerika ülkelerinde de böyle oldu, Ortadoğu’nun bazı devletlerinde de… Bu anlamda ABD konsolosluğunda çalışan Metin Topuz’un deşifre olması ve tutuklanması, sağır sultanın bile duyduğu bir gerçekliğin ifşasıdır aslında. Öyle kasmaya gerek yok.

Türkiye, 16 Temmuz sabahı şöyle bir manzara ile güne uyanabilirdi, şükür ki uyanmadı. “26/27 Mayıs gecesi, her türlü tertibat yerli yerince alınmıştı. Plan gereğince önce PTT ve Ankara Radyosunu ve sonra da tespit edilen diğer yerleri ele geçirmek için sabah saat 04.00'da tam teçhizatlı ve elleri silahlı Harp Okulu talebeleri, uykuya dalmış şehre indiler. Yalnız PTT'nin işgali bir kişinin ölümüne mal oldu. Bilinçli patlayan silah sesleri durumu halka bildirmenin bir yöntemiydi. Çok kısa bir süre içinde bütün kilit noktaları işgal edilmişti. Önce hükümet üyeleri, sonra büyün milletvekilleri derhal Harp Okulu’na sevk edildiler. Bu arada Ankara Radyosu iktidarın silahlı kuvvetler tarafından ele geçirildiğini ilan ediyordu.Cumhurbaşkanı kendisine silah doğrultanlarca Köşk'ten sürüklenircesine çıkartılarak tutuklandı. Tüm bunlar gerçekleşirken, Menderes Eskişehir'deydi. Durumu haber alır almaz Konya'ya geçmek üzere Kütahya’ya hareket etti. Kütahya Vilayet Konağına geldikten sonra burada tutuklanarak Ankara’ya götürüldü.” Bunlar, Ali Fuat Başgil’in hatıralarından…

Gecelim, ABD’nin yapıp ettiklerine…

21 Ocak 1972 tarihli The Daily Telegrapy gazetesi ‘Where The CIA Has Worked’ başlıklı haber yayınlar. Haber, CIA’nın 1960 ve 1971 yıllarında olmak üzere iki kez Türkiye’deki siyasi gelişmelere müdahalede bulunduğunu iddia eder. (Siz iddia etmeyi, kesin müdahale etmek olarak anlayın) Bu olaydan kısa bir süre sonra, henüz iktidara hâkim olan muhtıracılar The Daily Telegrapy gazetesinin Türkiye’ye girişini yasaklar. Körün gözüne bu kadar da parmak sokmaya ne gerek var?

Hatırlayalım; Türkiye ile ABD arasında yaşanan vize krizi şöyle ortaya çıktı: ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu görevlisi Metin Topuz’un, Fetullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) 17-25 Aralık 2013’teki kumpasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında, haklarında dava açılan eski polis müdürleri ve firari eski savcı Zekeriya Öz ile irtibatı tespit edilir.

Topuz, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “casusluk” ve “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlarından tutuklanır. Ve bir anda kıyamet kopar. ABD, bir anda vize yasağını ilan eder. ABD ile Türkiye arasında yaşanan bu krizin, Türkiye tarihinde bir benzeri yoktur. Tam bir diplomatik savaştır açıkçası.

Şeytanın gör dediği yer, tam da burası; 15 Temmuz gecesi yaşanan darbe girişiminde ABD’nin rolü bir kez daha ifşa olmuştur. ABD, bir kez daha yakalanmıştır. Bundan dolayı, Metin Topuz, sadece bir konsolosluk çalışanı değildir. Varın, ötesini siz düşünün.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.