İnsan birinden küstüğü vakit, o şahsın bulunduğu yere gitmek istemez, görünmek istemez... Hatta gittiği veya karşılaştığı yerlerde, sevdiklerinin içinde o kişi bulunsa, geri dönmek ister. İçtimai hayatta bu davranışı sergileyen aynı insan, hiç düşünmez ki; mevcudatı küstürmüş, hukuklarına tecavüz etmiş, ama utanmadan sıkılmadan görüşmeye, onlardan faydalanmaya devam eder…

Herhangi bir iş yerinde veya resmi kurumlarda, ya da askerde, görevinden kaytaran biri için; herkes kendi bacağından asılacak diyip, yakasını bırakmaz. Kendi işimizi yaparken, o tembel şâhısa yani görevinden kaçan-yırtmaya çalışana biz için için sinirleniriz, öfkemizden parçalamak derecesine geliriz... Herkesin kendi vazifesinde, ahenk içinde çalışması, liyakatli davranması, binlerce kişi bile olsak, patırtı gürültü olmadan, huzurlu bir ortamın oluşmasına, zevkle çalışılmasına sebep olur. Demek ki; varlık âleminin kendine has görevi-ibadeti, Allah’ı tanıması mevcut. Mesela ağacın ibadeti; meyve vermesidir vs.

Allah’a kulluk yapmayan kişi, bütün mevcudatın hukukuna tecavüz ettiği için onları küstürmüştür... Utanmadan güneşle görüşmeye-ondan faydalanmaya, ağaçtan faydalanmaya, sudan, havadan, topraktan kısaca bütün varlıklardan istifade etmeye ve hayatının bekası için ihtiyacı devam eder durur... Kul olmamak, güneşin kulluk hakikatini, ağacın meyve verme ibadetini ve bulutun yağmur kulluğunu yerden yere vurmak, tanımamak, tecavüzle çiğneyip geçmektir!

İnsan, madem Allah’a kul olmaz, neden her gün küstürülen güneşe sırnaşır, utamadan sırtını verir?  İlah’ı Kudret tarafından aşçılık görevi de verilen güneşin pişirdiği meyveleri nebatatı yer ve yüzsüzlük edip, küsen suyu içer, havayı solumaya, her an yüzsüzlüğe devam eder? Gündelik hayatında, küstüğü bir kişi ile görüşmemesini, yardımını kabul etmemesini benim onurum var o şahısla küsüm ne konuşurum, nede giderim diye adlandıran adamın yüzsüzlük yapıp, küstürdüğü tarlaların ekmeğini yemesi ve üç öğün küstürdüklerini mutfağından tabağına koyması hakiki manada bir onursuzluk, şahsiyetsizlik değil midir?

Evet, Sevgili Psikoloğum Bediüzzaman’ın iman hakikatlerinden bize verdiği derse göre; Cenabı Hakkın bizim ibadetimize ihtiyacı yok. Bizim ihtiyacımız olduğu için, ibadetlerini yapan, görevden kaçmayan, mıntıka temizliğinden kaytarmayan kâinatın hukukuna tecavüz etmemek için, verilen hayat hediyelerine teşekkür etmek için, mevcudatı küstürmemek için kulluk yapmaya, onlarla barışık olmaya ihtiyacımız var. Eğer bir ıspanak kadar kudret-i kâmile-i İlâhiyeyi tanımaz isek, kulluk yapmaz isek, bütün duygularla donatılmış ve üstün özellikli varlığımıza zıt ve kızdırılan cehennemin kucağına düşmeye hak kazanmış oluruz!

Evet, ağacı küstürmemek ve meyvesini yemek için, havadan-sudan-topraktan yüzsüzce faydalanmamak için barışık olmak; onlar gibi ibadet edip, hukuklarına tecavüz etmemek için en önemlisi de Allah’ı tanıdığımızı ve teşekkürü ancak kullukla yapabileceğimizi düşünüp, ona göre hareket etmek için kulluk yapmalıyız... Ve ibadetin bütün nevilerini içinde barındıran beş vakit namaza kendimizi teslim etmeliyiz... Yoksa mevcudat içinde yüzsüz dolaşıp, onlar bizden küs olduğu halde, onlardan onursuzca faydalanıp, onursuzca yaşayacağız...

Madem her varlığın hususi ibadeti var. Bizim ibadetimiz ise Kur’an’ın emrettiği şekilde olmalı! Kulluk ile önce kendimizle ve bütün varlık âlemiyle barışmalıyız... Güneş, sırtımızı barışık halinde iken daha bir güzel ısıtacak, içtiğimiz su, soluduğumuz hava bir başka güzellikte olacaktır. Yoksa ibadetsiz adi varlığımızla, büyük ve ebedi cehennemin ellerine teslim edileceğiz.

Son söz: Gelin narları, elmaları, üzümleri, ayı güneşi, etine muhtaç olduğumuz hayvanatı küstürmeyelim... Üstünde barındığımız toprak bizden küs olmasın! Cehennem korkusuyla yapılan ibadet değil; Allah’ı razı etmek, bize verilen nimetlere teşekkür etmiş olmak ve bütün kâinatın hukukuna tecavüz etmemek için ibadet…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.