Millî beka: Milletin var olma mücadelesi...

Türkiye, 1946'dan bu yana (yetmiş iki yıldır) çok partili hayatın içinde. Darbelerle muhtıralarla anarşi ve terörle geçmiş bir hayat. Başbakanın bakanların asıldığı, ikna odalarının kurulduğu, post modern darbe süreçlerinin yaşandığı yıllar...

Terör, siyasî krizlerden besleniyor. Otuz dört yılda itlaf edilen sadece PKK'lı terörist seksen bine yakın. Afrin'de dört bin beş yüz teröristin öldürüldüğü düşünülürse tehditin boyutları daha iyi anlaşılacaktır.

FETÖ, apayrı bir facia...

24 Haziran, beka mücadelesinin dönüm noktasıdır.

Olmak ya da ölmek...

"Eski hâl muhal ya yeni hâl ya izmihlal"...

Geçmiş, hayal ya değişimle yenilenip güçleneceğiz ya da istiklalimizi kaybedeceğiz.

Devrim mavalcıları yenilenme ve değişimi hâlâ anlayamadılar.

Millî bekamız tehdit altında.

Emperyal güçler, terör örgütlerinden terör devletlerine geçme aşamasındalar.

İsrail parlamentosu savaş çıkarma yetkisini Netenyahu'ya verdi.

ABD, 14 Mayıs'ta elçiliğini Kudüs'e taşımaya hazırlanıyor.

Mümbiç öylece duruyor...

Türkiye, millî bekasını güçlendirmek için Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini tesis etmek zorunda.

Malum çevre, eskiye dönüş için saldırıyor.

30 Mart 2014 belediye, 7 Haziran - 1 Kasım milletvekili seçimleri öncesinde FETÖ ve yandaşları, yalanları, iftiraları kampanyaya dönüştürmüşlerdi. Yönetilemez bir ülke istiyorlardı.

Eğer güçlü meclis desteğine sahip bir hükümet olmasaydı,15 Temmuz işgal girişimini bertaraf etmek mümkün olmayabilirdi. Böylesine sinsi ve kanlı darbe/işgal girişimini hafife almak, 'kurmacaya' dökmek ise tam anlamıyla hainliktir. 1 Ocak 2017'de Reina katliamı da bu melun sürecin devamıydı.

1990'dan sonra PKK terör örgütünü siyasî figür yapma çabasında olanlar, bugün FETÖ'yü de siyasetin bir parçası haline getirmek için var güçleriyle çalışıyorlar.

Türkiye, 15 Temmuz'la sistem problemiyle feci bir şekilde yüz yüze geldi. Bundan dolayı 16 Nisan tam anlamıyla bir huruç( yarma) harekatıdır.

24 Haziran'da ve sonrasında sadece hükümet sisitemi değişmeyecek; demokrasinin en önemli göstergesi olan muhalefet de değişecek. İster iktidar, ister muhalefet olsun, makul ve mutedil olan kazanacak. Aynı sosyal, kültürel çevreye hitap eden, aralarında sadece ton ve vurgu farkı olan siyasi oluşumlar ittifaklar kurarak seçime katılıyorlar.Seçim barajının da bir hükmü kalmıyor.

Millî beka bağlamında;

4 Mayıs'ta Sayın Devlet Bahçeli ve Başbakan Sayın Binali Yıldırım'ın YSK'ya verdikleri "Cumhur ittifakı Protokolü" tarihîdir.

Beş bölümden oluşan Protokolün birinci bölümünde: " Cumhur İttifakı, Türkiye'nin istiklâlini ve istikbâlini her şeyin üstünde tutan bir anlayışla, güçlü ve istikrarlı bir parlamento yapısının oluşturulması ve gelecek beş yıl içinde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşmesini temin etmeyi hedeflemektedir." ifadesiyle 24 Haziran'ın hayatîliği;

dördüncü bölümde ise : " Cumhur İttifakı, Türkiye’yi hedef alan saldırılar karşısında parti çıkarları ve günlük siyaset hesapları yapmaksızın ortak bir duruş ortaya koymaya ve Türkiye’yi zayıflatarak uluslar arası operasyonlara açık hale getirmeye yönelik her türlü faaliyetin karşısında yer almaya kararlıdır.." ifadesiyle de millî beka vurgulanmıştır. Ayrıca bu bölümde geçen " İ’la-yı Kelimetullah" ile de ittifakın, tarihî kodları, daimiliği açıklanmıştır.

Evet, Türkiye'nin beka problemi devam ediyor.15 Temmuz'da, 16 Nisan'da Fırat ve Afrin Harekâtıyla kuşatma yarıldı. 24 Haziran da süpürme, temizleme olmalı.

"Ya yeni hâl ya izmihlal"...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.