Bugün ülke olarak uluslararası büyük bir kuşatmayla karşı karşıyız.

Bu sır değil…

ABD ve Batı’nın ekonomik, askeri vesaire saldırıları ardada geliyor.

Amaç bize diz çöktürmektir. Direnen bir Türkiye’yi eskiye döndürmek ve yeniden esir almaktır...

Bu yeni değil kuşkusuz.

Seksen öncesinde terörle, darbelerle, ekonomik krizler çıkartarak çok acımasız ve hayasızca yaptılar bunu. O zaman direkt topa girmiyorlardı. Nasıl olsa içimizdeki adamlarıyla başarıyorlardı. Önleri kesildiği için şimdilerde topa kendileri giriyor.

Kurdurdukları vesayet örgütleri iş başaramaz, verilen işleri ellerine ayaklarına bulaştırdıkları için direkt sahaya kendileri iniyor. Ülkeleri işgale kalkışıyorlar. 15 Temmuzda olduğu gibi ülkemizi de işgale kalkıştılar. Aleni ve direkt bizimle savaşıyorlar. Güneydoğuda, Suriye’de, Irak’ta İstikbal ve İstiklal mücadelesi veriyoruz ülke olarak.

Güçlenen, bağımsız ve iddiaları peşinde koşan hiçbir ülke onların işine gelmiyor. Kalkış noktası bu ülkenin değerleri olan bir Türkiye bunun için istenmiyor.

Böyle bir Türkiye ne demektir…

Bağımsız ve kendi çıkarları neyi gerektiriyorsa öyle davranması, kendi ayakları üzerinde durması demektir.

Onlarca yıl ihmal edilen gönül coğrafyalarımıza sahip çıkılması demektir. Koparılan bağlarımız yeniden dikiş tutuyor. Epey mesafeler alındı ve yol almaya da devam ediyoruz.

Bu başka ne anlama geliyor...

Coğrafi ve fiziki sınırlarımız oralara kadar ulaşmasa da, gönül sınırlarımızın Afrika’dan Asya’ya hatta Avrupa’nın içlerine kadar taşınması demektir. Türkiye’nin buralarda söz sahibi olması, onların planlarının akamete uğratılması anlamına da geliyor ayrıca. İşte bunun için sürekli üstümüze geliyorlar bizimle savaşıyorlar.

Kurdukları şer ittifaklarla her yerde karşımıza çıkıyorlar. Doğu Akdeniz de olduğu… Gaz yataklarımıza, yeraltı ve yerüstü kaynaklarımıza konmak istiyorlar. PKK/PYD bunun için kuruldu. Suriye’den Akdeniz’e kadar uzanan terör koridoru projesi bunun için var. Bu plan şimdilik Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarıyla akamete uğratıldı ama sürekli zorluyorlar. Gerekirse Kıbrıs’ın Rum Kesimine asker çıkartarak yeniden üzerimize gelmeyi deneyeceklerdir. Her yolu deniyorlar. Şeytanı olan her şey her plan devreye konuyor. Geçenlerde Yunanistan, İsrail ve Mısır Büyükelçileri toplantısında ülkemize askeri operasyon seçeneklerinin açıkça dillendirilmesi tehditlerin büyüklüğünü gösteriyor. ABD’nin hain Türkiye planlarında geldiği tehditlerin kırmızı renkte olduğunu gösteriyor.

ABD hedeflerine ulaşmak için; böl, küçült, yönet oyununa hız veriyor. Bunu dünyanın her yerinde yaptılar ve yapıyorlar da...

Sürekli kaşıyorlar. Halkları ayrıştırıp birbirine düşürüyorlar. Bunu seksen öncesi Türkiye’sinde başarmışlardı. Ekonomisi iflas etmiş, kamplara ayrılmış bir Türkiye bırakmışlardı. Sağ sol, Alevi Sünni ayrışması ve kavgası bizim çıkarımıza mıdır? Kimin işine gelir, kimin ekmeğine yağ sürmektedir.

Bugün, ABD’nin Dünyanın her tarafında terör örgütleri kurup silahlandırması zaman zaman da direkt saha inmesi daha büyük bir planın olduğunun izlemini verdiğini yazmıştım. Tekrar edeyim; ABD kendisine diren her güce boyun eğdirmek istiyor.

ABD dünyayı ekonomik esaretine almak istiyor.

Denetimindeki Uluslarası güçlerle yapmayı sürdürdü bugüne kadar ve yapmaya da niyetli görünüyor. Bunun için askeri kanat olarak NATO’yu, ekonomi alanda reyting kuruluşlarını devreye sokuyor.

Darbe yapmış ve askeri personel maaşları ABD tarafından ödenen Mısır’ın ekonomik puanını düşürmek yerine yükseltilmesi size anlamlı mı geliyor. Güçlü bir Türkiye’nin puanının düşürülmesi ne anlama gelir sizce. Şu anlama geliyor söyleyeyim; ekonomik kriz çıkartarak bizi teslim almak istiyorlar. Dövizin yükselmesi bu yüzden. Karşımıza çıktıkları ve karşılaştığımız her yerde çatışıyoruz ve çatışacağız belli ki…

Her alanda güçlenmek daha önemlisi bağımsız kalmak istiyorsak; ABD, ve Batı’nın bütün planlarını, tuzaklarını boşa çıkartmak zorundayız. Haçlı kuşatmasını ancak birlik olursak kırabiliriz. Milli ve yerli kimlik taşıyan herkes bunun farkında olmalı. Bu ülkenin menfaatleri, öncelikleri neyi gerektiriyorsa çalışmalıyız. Sağcısı, solcusu, muhafazakârı, İslamcısı, Alevi’si ve Sünni’siyle hatta dinlisi ve dinsizi ile güçlü bir direnç hattı oluşturup bu ülkeyi bu coğrafyayı yedirmemeliyiz…

Girişilen bu savaşta herkes üzerine düşeni yapmalı ve mutlaka bu savaşı kazanmalıyız. Bu nedenle Başkan Erdoğan’ın çağrısına acilen kulak verilmelidir. Yastık altında tutulan altın ve dövizi Türk Lirasına çevirerek ülkemiz ekonomisine kazandırmalıyız. Ülkemizin geleceği ve milletimizin bağımsızlığı bunu gerektiriyor çünkü. Her ev büyük bir direnişe sahne olmalı ayrıca. Ülkemize savaş açan ülkelerin malları ve ürünleri tüketilmemelidir.

Boykotsa boykot...

Emperyalist kuşatmayı kırabiliriz ama birbirimizi suçlayarak, kamplara ayrılarak değil tabi…

Başarmak zorundayız.

İnşallah başaracağız…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Müstekim Akdoğan 2018-08-09 13:27:50

Aynen doğru söylüyorsun üstad. Milli şuur olmadan birlik olmadan güç nasıl doğsun. Tebrikler

Avatar
Muammer Avşar 2018-08-09 14:11:02

Ülkemize ve Ümmete kurulan tüm tuzakları bozmak için birlik olmak zorundayız.!!!. Teşekkürler abim.

Avatar
reha mirsad kartal 2018-08-11 16:13:43

tebrikler lokman hocam..

banner623

banner624