Bizde yerli ve milli sinemanın tarihi, aslında çok eskilere gitmiyor. İlk nesil yönetmenlerin çektiği dinî filmlerde bile ezan sesleri ile dans sahneleri aynı filmde yer alabiliyordu. Tabii bu garip filmlerde yerli bir bakış, milli bir hassasiyet aramak boşunaydı. Lütfü Ömer Akat, Metin Erksan, Halit Refiğ, Natuk Baytan, Memduh Ün, Osman Seden ve Atıf Yılmaz gibi usta yönetmenlerin ‘ulusal sinema'sında bazı yerli çabalar fark edilse de insanımızın bütün hassasiyetlerinin gözetildiğini söylemek çok zor.

İlk kıvılcım Çakmaklı'dan

Türk sinemasında İslâmî duyarlılığın gözetildiği asıl yerli ve milli çıkış, rahmetli Yücel Çakmaklı ile başlar. Diriliş, Zehra, Memleketim, Oğlum Osman, Birleşen Yollar, Kızım Ayşe, Garip Kuş gibi ilk dönem çalışmaların ardından daha iyi filmlerin çekildiğini görürüz. Mehmet Tanrısever'in yapımcısı olduğu Minyeli Abdullah filmi, Çakmaklı'nın yönettiği ve en çok seyredilen filmler arasında yer alır. Çakmaklı'nın estetik bakımından ve tarih şuurunu ilk aşılayan filmler olarak Dördüncü Murat, Aliş, Hacı Ârif Bey, Osmancık (Kuruluş), Küçük Ağa filmleri ise milletimizin en çok sevdiği televizyon dizileri olarak hafızalara kazındı. Çakmaklı, köklü sinema geçmişi ve birikimi sayesinde bir çok ünlü sanatçıyı filmlerinde oynattı. Bu da yönettiği filmlerin geniş çevreler tarafından seyretmesini sağladı. 1980'lerde Mehmet Taşdiken, Peyami Safa'nın meşhur romanı Dokuzunca Hariciye Koğuşu'nu filmleştirmişti.

Uçakan ve Güneş

Ajans 1400'ün sinema alanında ortaya koyduğu yüzağartıcı çalışmaların yanı sıra iki yönetmen Mesut Uçakan ve İsmail Güneş, aynı hedefe farklı dillerle ulaşan ve bizim değerlerimizi esas alan başarılı yapımlara imza attılar, yol açıcı oldular. Bu filmlere yurtiçinde ve dışında ödüller verildi. Güneş'in bazı filmlerinin senaryolarını merhum Ömer Lütfi Mete yazdı. Uçakan'ın Kavanozdaki Adam dizisi yeni ve çarpıcıydı. Mesut Uçakan, bugünlerde TRT1'de yayımlanan Sevda Kuşun Kanadında dizisi ile yakın tarihe gerçekçi ve esaslı bir bakış getiriyor. Salih Diriklik'in arkadaşlarıyla birlikte kotardığı Gençlik Köprüsü, muhafazakâr kesimin idealist gençlerinin ilk filmleri arasında hatırlanıyor. Mesleği farklı olsa da Salih Diriklik'in bugün sinema alanında olmaması bir kayıp. Ali Osman Emirosmanoğlu ise geçmişte Yücel Çakmaklı başta olmak üzere dostlarıyla sinema filmlerine yapımcı olarak emek verdi. Milli sinema adına yapılan çalışmalarda MTTB'nin iyi bir okul olduğunu da unutmamak gerekiyor. Üstün İnanç'ın romanından Uçakan'ın uyarlayıp yönettiği Yalnız Değilsiniz, ses getiren ve kitleleri etkileyen filmler arasındaydı.

Ve Beyaz Sinema

Nazif Tunç başarılı televizyon dizileri ile adını duyururken, Mehmet Uyar senaryolarıyla öne çıktı. İhsan Kabil ve Ali Murat Güven, sinema yorumları ve eleştiri yazıları ile dikkatleri çektiler. Abdurrahman Şen de ‘beyaz sinema' anlayışı ve bu alanda çalışan sanatçıları bir dernek çatısı altında toplamaya çalıştı. Semih Kaplanoğlu; Yumurta, Süt, Bal gibi naif filmlere imza atarken bir işadamı olan Mehmet Tanrısever, sinemada iyi işler yapılabileceğinin iyi örneklerini verdi. Sürgün ve Hür Adam filmleri, adından söz ettiren filmler olarak görüldü. Bilhassa Hür Adam, Bediüzzaman Said Nursi'nin hayatını, fikirlerini ve ideallerini anlatması bakımından büyük bir dikkat çekti ve Anadolu'nun muhtelif bölgelerinde de ilgiyle seyredildi. Atalay Taşdiken'in Kızkardeşim Mommo, yüreğe dokunan hisli filmler arasında yerini aldı.

Diriliş Ertuğrul 

Adına ister yerli, ister milli, ister İslâmî, ister beyaz diyelim ama bize ait, değerlerimize sahip çıkan bir sinema doğmuş, yayılmış ve artık belli bir mesafe kazanmıştır. Bugün bu sinema dilinin zaferinden rahatlıkla söz edebiliyoruz. Şayet TRT1'in en çok seyredilen iki dizisi Diriliş Ertuğrul ile Sevda Kuşun Kanadında ise, bu gerçek gün gibi âşikârdır. Üstelik daha önceden yine TRT'de gösterilen Yunus Emre, Yedi Güzel Adam, Filinta dizileri de unutmamak gerek. Bir ödül töreninde, Türkiye'nin en çok seyredilen dizisi Diriliş Ertuğrul'a gösterilen kaba davranış, aslında bir kıskançlığı ve hazımsızlığı da gösteriyor. Evet temel değerlerine, dinî inançlarına saygılı olanların başarılı bir sineması vardır. Bu kesimin yaptığı sinema beğenilmekte, seyredilmekte ve filmleri ödüller almaktadır. Şüphesiz bu hakikati, hiç kimse artık inkâr edemeyecektir.

Yapımcısından oyuncusuna, yönetmeninden senaristine kadar bir çok değerli isim yüz ağartıyor. Üstün İnanç, Hasan Nail Canat, Metin Çamurcu, Salih Tuna, Tarık Tufan, Yusuf Kaplan, Abdurrahman Çapar, Ahmet Tezcan, İbrahim Kalkan ve daha bir çok kıymetli isim sinemaya emek vermiş, alın teri döküp aziz milletimizin ailece hicap duymadan seyredebileceği filmleri kültür hayatımıza kazandırmışlardır. Kısa bir süre önce ebedî âleme göç eden Hüseyin Aydemir ve Erol Mermer'i de unutmamak ve rahmetle anmak gerek. Geçen hafta Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de Türk Filmleri haftası düzenlenmiş ve Ali Osman Emirosmanoğlu'nun önayak olduğu “Yücel Çakmaklı Paneli” gerçekleşmiştir. Ahmet Yenilmez'in yönettiği ve oynadığı, Türkiye'nin yakın tarihinin karanlık cinayetlerini ışık tutan “Sevdam Gözlerimde Kaldı” filmi, dünden itibaren Türkiye'nin bir çok sinema salonunda beğeniyle seyrediliyor. Yedinci Sanat dalında milli sinema anlayışı, başarıya ulaşmıştır. Hak edilmiş bu muvaffakiyeti yeni zaferlerle taçlandırmak ise, bu sanata gönül verenlere düşer.

 


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.