Zaman sanki 1450 yıl öncesine çakılıp kalmış... Şimdi kumlara kızlar gömülmüyor; bedenlere kurşunlar gömülüyor… Aile içinde kadına şiddet, çocuğa şiddet gözü dönmüşlere kâfi gelmiyor, hayatlara son veriyorlar ve bazen de cinayetlerini seriye bağlıyorlar…

Çocuğa Elif gibi ulvi şeyleri çağrıştıran isim koymak önemli değil; maddi ve manevi sağlıklı şekilde büyütmek, hem hayatlarını hem de ahiretlerini kazanmaya vesile olmak babalık ve analık vazifesidir. Allah’a sırt çevirmişlere, çocuğuna tuhaf isimler koyup zulmedenlere denecek bir şey yok. Fakat çocuğuna Elif ve Miray ya da Zeynep, Hatice ismini koyup, sonra canlarını yakıp, öldüren babalar belli ki İslamiyet’i yanlış anlamışlar, ya da dinin merhamet ve kibarlık yönünü fazlalık görmüşler… Dinden merhamet ve kibarlık çıkınca çıplak dolaşan insan gibi olur. Merhamet ve kibarlık İslam’ın hem de en güzel elbisesidir. Gerçi en bozuk dünya kanunları bile vahşeti, cinayeti hoş görmez. Fakat Müslüman olup da bu tür vahşilikler sergileyenler hiç anlaşılır değil. İnanıyorsak eğer, en insanı biz olmak zorundayız! Eğer Allah’a ve gönderdiği kitaba inanıyorsak; şiddeti ve can yakmayı karakter cebinden fırlatıp atmak lazım.

Maltepe’de İki kardeş; Elif Mina (4) ve Miray Hira (2) babaları tarafından katledildi. Biri yeni ayaklanmış, bir diğeri ise dünyanın ne olduğunu, hayatın ne olduğunu merak ve sorular kapısından girerek anlamaya çalışmaktaydı… Tek bilmediği şeyi ise babalarının eliyle yaşayarak göçüp gittiler… Baba olmak, hele kız babası olmak ve onların kılına zarar gelmesine asla izin vermeden hayata atılmalarını sağlamak, aynı zamanda cehalete ve diri diri gömmeye bu günden düne en güzel kız babası cevabıdır… Cahil ve imandan gerçek manada nasibini almamış zalim bir baba iki meleğinin kolunu kanadını kırmış; pompalı tüfekle hayatlarına son vermiş. Bu sergilediği vahşetten sonra kendisini de öldürse ne çıkar?

Zulüm önceden cehaletten, imansızlıktandı; şimdi ise arızalı ruh halinden dolayı. Bedenler daha sağlıklı daha bakımlı; sahip olunan ruh hiç bu çağa yakışmayacak çirkinlikte. Giyim, kuşam, aksesuar alabildiğine, ama kalbin altyapısı yok, ruhun, duyguların altyapısı yok... Ve bu değerler için kişisel bakım, yatırım yapılmıyor… 25 yılda inanılmaz değişikliklere uğrayan telefon akıllandı; kullananlar ise istisnalar hariç, inanılmaz şekilde zirzop... Kapitalizmim kazanmak için, çeşidi çoğalttı ve değişkenliği daima diri tuttu, tuzak haline getirdi, insanlığa insanlık katacak hiç bir şey sunmadı. Sürekli insandan aldı ve insana hiçbir şey vermedi.

İnsani değerleri olmayan modern zamanlardan ancak merhametsizlik, duygusuzluk çıkıyor... Tahammülsüzlük pompalayan güya modern zamanlar, çocuklarını öldüren bir caninin elinde pompalı tüfek oluyor. Bu yaşanan cinayetler, bizi bu arızalı medeniyeti gözden geçirmeye ve Hz. Kur’an’ın sunduğunu ise iyi anlamaya ve yaşamaya sevk ediyor.

Öldürülen minik yavrular, hayatın kirine pasına bulaşmadan melek olup uçtular… Ama onların gidişi dünyayı bir kez daha kire bulaştırdı… Elifler, Miraylar merhametsizliği dünyanın yüzüne, gözüne çarparak gittiler... Bir baba iki çocuğunu tüfekle vurabiliyorsa, onu yetiştiremeyen sistem katildir. Onun vahşi bir hayvan olmasına engel olamamış eksik ve sakat talim terbiye katildir! Baba suçludur hayatta olsaydı parça parça edilesi suçludur! Ama dini öcü gösterip, şeytani olan her şeyi boyalayıp, cilalayıp sunanlar, cinayeti sıradanmış gibi gösterenler, katili en çirkin kılıkta göstermeyenler çok daha suçludur!..

Şehirlerin özellikle İstanbul’un fildişi kulelerinde yaşayan İslam düşmanlarının gözü aydın; 100 yıllık tahribatın meyvelerini epey bir süredir almaktalar… Dedelerinin verdiği emeği devam ettirerek, bu milleti bozdular… İnsanlarımızı, inancına, örfüne ait şeylerden uzaklaştırdılar, canavar bir mahlûk haline getirdiler... Cenneti ananın ayağı altına koyan dine küstüler, erkekleri kadın ve çocuk katleden varlık haline soktular… Elbette aynı vahşi ruhu taşıyan kadınlarda var. Ama erkek zulmü bir moda gibi yaygınlaşmaya başladı! Bu eli yüzü kir içinde, günahı bol sözde medeniyet, savaşta düşman askerinin yaralılarına merhamet gösteren ecdadın torunlarını kendi çocuklarını ve eşlerini öldürecek modern görünümlü, teknoloji kullanan ve bilimi kullanan canavarlar haline sokarken, İslam ne getirdi diye merak edip, kapısını aralamadı.

Mutlaka diyeceklerdir: Biz mi öldürün diyoruz? Biz mi bu suçları işleyin, ahlaksızlık yapın diyoruz? Doğru siz demiyorsunuz. Ama siz insanı öyle bir hale getirdiniz ki; Allah’ı unuttu, ahreti unuttu, hesap sorulacağını unuttu; dünyayı ebedi sanan bir anlayışla hiçbir kötülüğü yapmaktan çekinmedi, kendi menfaatine, hırslarına tapınır bir hale geldi…

Bu kirli medeniyetin sahipleri Allah’ı sevmedi; sevenlere ise nefret etti…

Er-Rezzâk’ımızın verdiği nimetlerin kadrini bilip, şükretmediler; şükür edenlerden öyle bir tiksindiler ki…

Yaradılış gayesinden bihaber olup, vazifelerini yerine getirenlerin önünde engelleri çoğalttılar…

Sonuç: Sadece pis ve şeytani şeylerin önünü açan çirkin medeniyete silah geri tepti; vesile olduğu çirkinlikler tokat gibi suratına çarpıyor… Bu medeniyetin, mesuliyetten kurtulması için; yeni nesillere İslam’ın merhamet dini, kibarlık dini olduğuna bütün imkânları ile kendiside örnek olarak inandırması lazım ve şiddete nefret ettirmesi lazım. Ve demesi lazım: Allah’ın kabul etmediği hiçbir şeyi bizde kabul etmiyoruz…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.