Eşime söz verdim, seneye İstanbul’u yürüyerek dolaşacağız!

15 Temmuz’da FETÖ’cülerin başından vurup, öldü sanarak bıraktıkları Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanı Turgut Aslan’dan önemli açıklamalar yaptı.

15 TEMMUZ İHANETİNİN KİTABINI YAZIYOR

Evinde ziyaret ettiğimiz Aslan, hızla iyileşmeye başladığını, meslek hayatını ve 15 Temmuz Gecesi öncesi FETÖ ihanetini anlatan bir kitap hazırlığında olduğunu söyledi.

UYANDIĞIMDA İLK SORUM: “FETÖ MÜ KAZANDI, YOKSA BİZ Mİ KAZANDIK?”

Hastanede uyandığında, ağzından çıkan ilk cümlelerin “Ülkede demokrasi var mı? Darbe başarılı oldu mu? FETÖ mü kazandı yoksa biz mi kazandık?” soruları olduğunu ifade eden Aslan, “Komadan uyandım ama hangi dünyaya gözümü açtığımı bilmiyordum. Demokrasi kazanmış, darbeci FETÖ kaybetmiş. Rahatlayıp Allah’a şükrettim. Hem Türkiye uyandı hem biz hastalıktan uyandık.”

SECCADEMİ VE TESPİHİMİ ÇALARAK MESAJ VERMİŞLERDİ!

“Bu öyle bir yapı ki... TEM Başkanı olduktan iki gün sonra, bu FETÖcüler makamımdaki tespih ile seccadeyi bile çaldılar ve sonra da bunların nerede olduğunu sorarak , “Her yere ulaşabiliriz, ayağını denk al!” mesajı vermiş oldular. Aldırmadık tabii… TEM’de büyük bir kadro değişikliği gerçekleştirdik. 30 şehre Fetullahçılara dikkat edilmesi yönünde talimat verdik. FETÖ bunlara çok kızdı, ama onları daha fazla kızdıran bir rapor var.”

“FETÖ-TERÖR ÖRGÜTÜ RAPORU HAZIRLAYINCA HEDEFE YERLEŞTİRİLDİM!”

Aslan şöyle devam etti:

“FETÖ’nün beni hedefe koymasının asıl nedeni Savcılık talebi üzerine 65 sayfalık rapor vermemdir. FETÖ’nün silahlı bir terör örgütü olduğunu ilk defa ve tek olarak ben söyleyerek altına ilk imzayı attım, her şey bu raporla başladı. FETÖcüler bundan dolayı 250’den fazla dava açtı bana. Darbecilerin 15 Temmuz’da başarılı olmaları halinde, içeri atmayı planladığı ilk beş kişi içerisinde yer aldım.”

15 TEMMUZ GECESİ VE SONRASINDA YAŞADIKLARINI ANLATTI

15 Temmuz Gecesi Jandarma Genel Komutanlığı’nda yaşananların ayrıntılarını da anlatan Aslan, “Aslında beni Akıncılar Üssü’ne götürmek istediler ama gelen helikopteri Özel Harekâtçılar ateş açarak indirmediler ve FETÖcüler, beni infaz ettiler. Kafamın arka kısmından yakın mesafeden ateş etmişler. Ambulanslar geldiğinde az bir bilincim varmış. İçeride arkadaşım olduğunu, Şehit Polis Memuru Hasan Gülhan’ın infaz edildiğini söylemişim. Sürekli kelime-i şehadet getiriyormuşum.  Aylarca komada yattım, ağır ameliyatlar geçirdim.”

İNŞALLAH TAM MANASIYLA YÜRÜYECEĞİM!

“Şehit korumam Merhum Hasan Gülhan’ın babasını ziyaret ettim. Elini öptüm, başsağlığı diledim. Sağlığım elverdiği sürece de ziyarete devam edeceğim. Haftada altı gün fizik tedavi ve konuşma terapisi görüyorum. İnşallah yakında tam bağımsız olarak yürüyeceğim. Eşime söz verdim, seneye İstanbul’u yürüyerek dolaşacağız.”

15 Temmuz’da FETÖ’cülerin başından vurup, öldü sanarak bıraktıkları Terör Mücadele (TEM) Daire Başkanı Turgut Aslan, o geceyi ve FETÖ’yü anlattı. Aslan, “Bu şer odağı ile mücadelede çok önemli mesafeler alınmıştır ama bundan sonra da çok dikkatli olmak şarttır.” dedi. 

FETÖcülerin menfur darbe girişimi sırasında başından vurup, öldü sanarak bıraktıkları o dönemin Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanı Turgut Aslan ile 15 Temmuz Darbesi öncesinde sık sık görüşür, kendisinin “terör örgütleri ile mücadele” alanındaki birikimlerinden istifade etmeye çalışırdık.

O günlerde, sık sık, “Bu FETÖ’nün ne kadar tehlikeli bir örgüt olduğunu Sayın Erdoğan biliyor ama çokları maalesef, tehlikenin olduğundan çok daha az olduğunu zannediyor ya da bazıları risk almaktan kaçınıyor.” derdi Başkan Aslan.

FETÖ hakkındaki ilk ve tek raporu hazırlamasından dolayı hedefteki isimlerden biriydi.

Kendisinin, 15 Temmuz hain darbe girişimi sırasında başından vurulduğunu ve öldü sanılarak bırakıldığını öğrenmemiz, o gecenin nice acısına büyük bir acı olarak eklenmişti.

Aradan iki yıl geçti.

Çok ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Başkan Turgut Aslan’ın sağlık durumundaki iyileşmeleri memnuniyetle izlediğimiz bu iki yılın ardından, “röportaj” gerçekleştirmek üzere randevu istemenin vaktinin geldiğini düşündük.

Sağ olsun, büyük bir memnuniyetle karşıladı ziyaret ve röportaj talebimizi.

“Serdar Bey sevdiğim bir vatanseverdir, güzel bir kardeşimizdir.” demesi, bizim için, bir Büyük Gazi’mizin taktığı madalya hükmündeydi.

Sağlık durumunun hızla düzeldiğini, 15 Temmuz’u ve FETÖ’yü anlatan bir kitabın hazırlığını yaptığını öğrenmekten dolayı çok memnun olduk.

Sohbet oradan başladı ve devam etti:

“17-25 Aralık ve sonrasında durumun ne kadar kötü olduğunu söyledik, birileri bize inanmadı. Genelkurmay’daki haftalık rutin toplantılarımızda da anlattık. O dönem, Efkân Ala bizim bakanımızdı, ona çok anlattım. O bize inanıyordu; Sayın Erdoğan tabii, çok dikkatli ve inançlıydı.

15 Temmuz günü Jandarma’ya gittim. Orada, “TSK yönetime el koydu” dediler. Rehin aldılar. Ellerimi bağladılar. Akşam saatlerinden sabaha kadar rehine olarak tuttular. Ondan sonra kafama sıktılar. Korumam Rahmetli Hasan Gülhan şehit oldu. Beni ‘öldü’ diye bıraktılar orada. Öldürmeyen Allah öldürmüyor. Ben kurtuldum. Aylarca komada yattım. Ağır ameliyatlar geçirdim. Ondan sonra Allah’a şükür bugüne geldim. İyi ki demokrasi kazandı. Biz kazanmasaydık, FETÖ kazanacak, ülke felakete sürüklenecekti. Allah nasip etti biz kazandık. Bizler, şükürler olsun çok dua aldık. Duasız hiçbir şey olmuyor. Şimdi bir kitap hazırlığındayım.  Meslek hayatımı, 15 Temmuz’un öncesini, altyapısını anlatıyorum.”

HASTANEDE UYANDIKTAN SONRA…

Hastanede uyandığında, ağzından çıkan ilk cümlelerin “Ülkede demokrasi var mı? Darbe başarılı oldu mu? FETÖ mü kazandı yoksa biz mi kazandık?” soruları olduğunu ifade eden Aslan sözlerini şöyle sürdürdü: “Gözümü açtım komadan uyandım ama hangi dünyaya gözümü açtığımı bilmiyordum ve bu benim için çok önemliydi, ilk bunu sordum. Demokrasi kazanmış, darbeci FETÖ kaybetmiş. Rahatlayıp Allah’a şükrettim. Hem Türkiye uyandı hem biz hastalıktan uyandık. Bunların terör örgütü olduğunu herkes gördü. Darbeden önce, FETÖ ile ilgili çok şey yazdım. ‘Hani delilin?’ dedi bazıları. Darbeden önce bunların çok tehlikeli bir yapı olduğuna dair, Milli Savunma Bakanlığı’na ve Genelkurmay Başkanlığı’na hepsini yazdım. Orduyu tehlikeye sokacak FETÖ’cülerin listesini verdim. Meslektaşlarım dâhil bürokratik hiyerarşide en alt kadrolardan en üste kadar herkese yıllarca anlattım.”

FETÖCÜLER ÇOK TEHDİT ETTİ!

Terörle Mücadele Daire Başkanı olarak göreve geldiğinde FETÖ’nün ciddi bir tehdit olduğunu çok daha iyi bir şekilde gördüğünü belirten Aslan, ilk iş olarak 30 şehre Fetullahçılara dikkat edilmesi, evrakların sızdırılmaması yönünde “elden ulaştırılan” bir talimat verdiğini buna rağmen elden teslim edilen gizli evrakın bile sızdığını belirtti.

FETÖ konusundaki uyarılarının ardından, FETÖ’cülerin kendisine gözdağı vermek için görevdeki ikinci gününde makam odasında bulunan tespih ve seccadeyi çaldıklarını, bununla da yetinmeyerek, “tespih ve seccadenin nerede olduğunu” sormak suretiyle “Her yere ulaşabiliriz, ayağını denk al!” mesajı verdiklerini belirten Aslan şöyle devam etti:   

‘Biz aldırmadık tabii… TEM’de kadrolarda değişikliğe gittik. 15 Temmuz’dan sonra kurumlardan yapılan temizlikler kapsamında en sorunsuz yerin TEM Daire Başkanlığı olduğu görüldü. Çünkü gerekli adımları atmıştık. FETÖ bunlara çok kızdı tabii.”

“İLK VE TEK FETÖ RAPORUNU YAZDIM, HEDEFE YERLEŞTİRİLDİM!”

“FETÖ’nün beni hedefe koymasının asıl nedeni Savcılık talebi üzerine 65 sayfalık rapor vermemdir” diyen Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Savcılık Fetullahçı yapının bir terör örgütü olup olmadığına dair bilgi talebinde bulunmuştu. 65 sayfalık bir raporla FETÖ’nün silahlı bir terör örgütü olduğunu ilk defa ve tek ben söyledim. FETÖ’ye karşı açılan davalarda bu rapor kullanıldığı için FETÖ beni hedef tahtasına oturttu. Bu yüzden, darbecilerin 15 Temmuz’da başarılı olmaları halinde, gözaltına alınarak derdest edilmesi planlanmış olan ilk beş kişi içerisinde yer aldım.”

“YÜKSEK YARGI RAPORU ONADI”

“FETÖ’nün terör örgütü olduğunu ortaya koyan tek rapor buydu ve delil sayıldı. Adliyeler bu rapora istinaden FETÖ’nün silahlı Terör örgütü olduğunu kabul ederek cezalar verdi” diyen Aslan, şöyle devam etti:

“Bu rapordan dolayı FETÖ hakkımda, 250’den fazla dava açtı. Raporu çürütmek istediler ama çok sağlam bir rapordu ve delil niteliği kazandı. Beni baskı altında tutmak istediler. Bu rapora itiraz ettiler, konuyu en son Yüksek yargıya kadar çıkarttılar. Orada da itirazlar reddedildi, FETÖ’nün silahlı bir terör örgütü olduğu kesinleşti. FETÖ artık terör örgütüydü ve altında da benim imzam vardı. FETÖ mensuplarının tüm dava dosyalarında bu rapor vardı. Başka çareleri yoktu, bundan dolayı davalarla, tehditlerle yıpratılmaya çalışıldım. Sindirilmeye çalışıldım. Tehditler gelmeye başladı. Bu raporu tuttuğum için zaten hedef konumundaydım. 15 Temmuz’da da özellikle bunun için vurdular. İnfaz, bizi rehin almaları olayının akışı, darbenin akışı esnasında olmadı. Bu infaz, bir suikast niteliğindeydi. Çünkü davaların hepsinde benim raporum yer aldı. O rapora istinaden cezalar verildi. Daha önceden de rapor talepleri geliyordu ama kimse buna imza atmamıştı. Adım şu anda iki iddianamede geçiyor: Biri Jandarma Genel Komutanlığı Davası’nda, bir diğeri de Çatı Dava’da.”

“KAMERALARIN GÖRMEDİĞİ BİR YERDE İNFAZ ETTİLER!”

Aslan, 15 Temmuz Gecesi Jandarma Genel Komutanlığı’nda yaşananların ayrıntılarını da şöyle anlattı: “O gün Jandarma Genel Komutanlığı yakınlarında gizli olarak yapılan ve yine FETÖ mensubu askerlerin gözaltına alınma planlamalarının yapıldığı bir toplantı vardı. Kalkışma başlayınca Jandarma Genel Komutanı Arif Çetin’i arayıp bilgi aldım. Arif Komutan da, 'Bir saldırı olduğunu, durumu öğrenmek ve müdahale etmek için Jandarma Genel Komutanlığına gittiğini' söyledi. Orada buluşmak için sözleştik. Biz bölgeye çok yakın olduğumuz için Arif Komutan’dan önce oraya vardık. Darbeciler komutanlıkta kontrolü ele geçirmiş. Kapıya geldiğimizde kesin emir almışlar, ‘Kimse girmeyecek’ diye, bizi de almıyorlar. Ancak Turgut Aslan ismi Jandarma’da yukarı gidince, alınacaklar listesinde de olduğu için isim yukarıda duyulur duyulmaz, biz tam geri dönecekken hemen içeri alıyorlar. Ondan sonra silahlar çekiliyor, silahlar isteniyor. Arif Paşa daha sonra ulaşıyor ancak nizamiye girişinde karışıklık olduğunu görüp içeri girmiyor. Saat 01.00-02.00 gibi kalkışmanın başarılı olamayacağı belli olmuş. Siz kaybettiğinizi bildiğiniz bir durumda, yeni bir suça imza atmaktansa bırakır gidersiniz. Daha fazla uğraşmazsınız. Burada muhtemelen Adil Öksüz’den talimat alarak suikast düzenlendi, yani buna dair kuvvetli şüphe mevcut. Ancak bu bilgi teyit edilmiş değil. Aslında beni helikopterle Akıncılar Üssü’ne götürmek istemişler ama beni almak üzere gelen helikopterin inmesini Özel Harekâtçılar ateş açarak engellemişler ve artık zaman da kalmadığı için FETÖ’cüler beni infaz ettiler. Sabah ezanı okunmuştu, tahmini olarak saat 06.00 civarıydı. Jandarma Genel Komutanlığı ikinci katta tutuluyorduk. İnfaz için giriş katta kameraların görmediği bir açıya geçmişler. Kafamın arka kısmından yakın mesafeden ateş etmişler. İki saatlik bir süre boyunca kan kaybına uğradım. Duruş pozisyonundan dolayı kan sürekli aktığı için beyinde pıhtılaşmadı. Zayıf bir nabızla bulundum. Ambulanslar geldiğinde az bir bilincim varmış. İçeride arkadaşım olduğunu, Şehit Polis Memuru Hasan Gülhan’ın infaz edildiğini söylemişim. Sürekli kelime-i şehadet getiriyormuşum.”

“EŞİME SÖZ VERDİM, İSTANBUL’U YÜRÜYEREK DOLAŞACAĞIZ”

Ziyaretimiz yarım saati aşınca, daha fazla yormama endişesiyle müsaade istedik  ama heyecanla devam etti Aslan:

“Şehit korumam Merhum Hasan Gülhan’ın babasını ziyaret ettim. Elini öptüm, başsağlığı diledim. Sağlığım elverdiği sürece de ziyarete devam edeceğim. Şu an fizik tedavi görüyorum. Süreç iyi gidiyor. Haftada altı gün fizik tedavi ve konuşma terapisi görüyorum. İnşallah yakında tam bağımsız olarak yürüyeceğim. İyileşme yolunda ilerliyorum. Yurdum direndi ayağa kalktı, ben de direndim ayağa kalktım geliyorum. Eşime söz verdim, seneye İstanbul’u yürüyerek dolaşacağız.

(Eşi giriyor söze burada, ‘Evet’ diyor, ‘Söz verdi, yapacağız İnşallah.’)

CUMHURBAŞKANIMIZA OY VERDİM ÇÜNKÜ MÜCADELECİLİĞİNE YAKİNEN ŞAHİT OLDUM, KENDİSİNE İNANIYORUM!..

Hanımefendi’nin sözlerine gülümseyerek karşılık verdikten sonra “İyiyim Elhamdülillah” diyen Aslan sözü yeni Kabine’ye ve Başkan Erdoğan’a getirdi:

“Yeni kabinedeki bakanlar da çok iyi. Sayın Süleyman Soylu’nun İçişleri Bakanımız olarak görevini sürdürmesine çok sevindim. Sayın Selami Altınok, TBMM’de Güvenlik ve İstihbarat Komisyon Başkanı olmuş. Arayıp tebrik ettim. Cumhurbaşkanımızla geçtiğimiz 15 Temmuz Anma programındaki yemekte görüştük; uzunca sohbet ettik. Ben seçimlerde Cumhurbaşkanımıza oy verdim. Çünkü görevim süresince kendilerinin mücadeleciliğine yakinen şahit oldum. Bundan sonrasında, FETÖ ile mücadeleye sıkı sıkıya devam etmek gerekiyor. Çok ciddi. Yeni Sistemle sorunlar daha etkin çözülür inşallah.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624