Mucizelere inanmıyoruz, yaşadığımız dünyada hüküm sürebileceklerine… Yanağımızı avuçlarımıza yaslayıp seyredince dünyayı, manayla bütünleşen her şeye karşı inanç kırılması yaşıyoruz. Gürültü, gittikçe artan ağırlık, gidişat olanca sisiyle çöküyor kalbimizin üzerine… Bunun için en çok, hatırlamaktan alıyoruz takatimizi… Çocukluğumuza, ilk gençlik yıllarımıza, hülasa mazimize ait iyi, güzel ve temiz olan ne varsa sığınıyoruz gölgesine… Kökleri ile edep yüklü rüyalara dokunan o ulvi çınarı, atalarımızı, şanlı tarihimizi tesellisi biliyoruz ömrümüzün…

Oysa, bugüne dair bir şeyler de birikiyor yanı başımızda… Medya, ferdi yalnızca zulüm ve acıya odaklamaya muvaffak olsa da sıcacık bir umut enerjisi var bizi ayakta tutan. İlim, kültür, adını “ihtiyar” koyduğumuz o olgun tecrübelerin yaşamda olabilmeleri güç veriyor ruhumuza.Bir şiirin çoğalışı gibi, sanatla kalbini inceltmek isteyen incinmiş ama güzel kalabilmiş insanların varlığı gibi, Allah’a tutunan hakikat gibi, içimizle konuşan uzaklar gibi, vatan için can sunan, kan akıtan ve uzakların sultanı olan şehitler gibi… Şehitlerimiz gibi. Her yanımızı talan eden madde ve makam savaşına rağmen işte mucize… Toplumun, bireyin, kültürün, geleneğin eteklerini çekiştiren dünya debdebesinin ve şımarıklığının içinde kendini Mevla’ya, vatana, millete gönüllü sunanlar… “Madem ölüm tek bir defa gelecek, o da neden Allah için olmasın?” diye diye yüce divana varanlar…

Tefekkür edince, arttığını hissediyoruz borçlarımızın vakarla gidenlere, daha büyük acılarla tutuşuyor kalbimiz çünkü tanımıyoruz hiç birini… Nasıl bir ömrün imtihanını vererek bu makama gelebildiklerini, hangi güzide amelin hürmetine şehadet şerbetini içtiklerini bilmiyoruz hiç. Unutacağız birkaç kere görebildiğimiz cisimlerini, isimlerini, resimlerini; mezar taşlarında rastlayıp gözümüze yaş bırakıncaya dek hatıralarını bile ama işte onlar, unuttuğumuzda da anlatmaya devam edecekler bize, duymasak bile… Hicret kelimesi mi daha güzel durur dünyadan gidişlerini izaha, firar mı bilinmez ama onlar, boyut değiştirirken de, geride kalanların kalp istikametini değiştirecek güce muktedir olabilen birer mucize… Varlıkları ile direnişin en soylusunu insanlığa sunan vefalı birer vasiyetname…

Dışarısı bir deli hüzün… Firkatten kopmuş gibi duran dünyada yüzünde hıçkırığı, stresi, öfkeyi gezdiren insanlar dışarısı…  Nefisten beslenen arzular, ötelere varan yollar üzerinde barikat kurmuşlar. Dinlesek, susabilmek için can verecek binlerce çığlık var, acı çeken on binlerce sükût… İşte, gönül darlığını içerimize sürükleyen bu köhne uğultuda ışıldayan birkaç tebessüm, birkaç samimi bakış, baharı ve yağmuru ardına alan birkaç şiir sancısı… Mucize. Pervazlardan sarkan yarım, yaralı, yaşanamamış, yazılamamış ama saf kalmış hikâyeler, kar duaları… Mucize. Olanca mahcubiyetiyle, kâinatı kuşatan zulmete başkaldıran kalem… Yağmurun her şeye rağmen geliyor olması ve camlarımızdan çok canlarımıza uğraması.Mucize…

Arkadaşları oyundayken Satürn’e ayak basma hayalleri kuran küçük çocuk; mucize…

Kendini ısrarla kitapların bağrına hapsedebilen edepli genç; mucize…

Kurtulup sinesine çağıran uykulardan, mum ışığında bir mısra arıyor olabilmek; mucize…

Gözümüzün içine bakan yıldızın, uzaklardan bir habercisi olması ve kimseye sunmadığı lisanıyla kalbimizle konuşması; mucize…

Bitti zannedilen yerde, yepyeni başlangıçlar bulmak ve konforun güven telkin ettiği dönemde, asırlar öncesini, kuru bir hasır üzerinde sohbet dinleyen o topluluğun bulunduğu demleri özlüyor olmak, mucize…

Sen mucizesin en sükût ve en konuşkan hâllerinle. Şiir yüklü, şiir yüzlü varlığının dünya üzerinde olabilmesi mucize… Yaşayanların birbirini ısrarlı kırgınlıklarla öğüttüğü, birbirlerine devasa duvarlar ördürdüğü şu âlemde yüzüme dokunmadan gönlüme değen ellerin de mucize, hâlen bir çocuk safiyeti taşıyabilen gözlerin de…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
C.OKÇU 2018-02-11 23:29:45

Güzeldi..

Avatar
Aynur Eralp 2018-02-12 10:39:12

oku emrinin ifası için çabalayan göz, kâinatın her halini, her durumunu okumanın rahatlığıyla ben vazifemi ifa ettim ey kalem sıra sen de yaz gözlerimden derunuma akıttığım anlamları” demiş sanki. çok güzeldi

Avatar
Üftade 2018-02-12 13:46:03

Yaz emrine amade kalem ise kendine sunulan mana incilerini tek tek yazdıktan sonra o da dönmüş bize OKU ey kari diyor.