Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, MHP lideri Devlet Bahçeli ile yaptığı yarım saatlik son görüşme sonrasında 2019’un Kasım’ında yapılacak olan seçimlerin 24 Haziran’da yapılacağını açıkladı. Erken seçim kararı, öncelikle iktidara “hodri meydan” diyen muhalefet partilerini şaşkına çevirdi. CHP’den HDP’ye, İYİ Parti’den Saadet Partisi’ne kadar irili ufaklı bir birçok siyasi aktör, şaşkınlığını farklı yargılarla ifade ettiler. Ancak erken seçim kararı, diş macununu, tüpünden çıkardı; artık geri dönüş yok, seçimin sathı mailindeyiz.

Peki, AK Parti ve MHP’nin oluşturduğu “Cumhur İttifakı” neden erken seçim kararı aldı? Cumhurbaşkanı Erdoğan, ısrarla seçimin normal zamanında yapılacağını belirtmesine rağmen, hangi gerekçeler seçimin erkene alınmasına neden oldu?

Öncelikle, Türkiye’de siyasi ve ekonomik ortaklıkları uzun süre devam ettirecek bir formülasyon bulunmamaktadır. Öyle ki ekonomik alanda bile ortaklık kavgalarına şahit oluyoruz. Siyasi alanda da durum buna benzerdir; kavga veya ayrılık kaçınılmazdır. Siyasi bir ortaklık olarak değerlendirilebilecek olan koalisyonlar bile bu ülkede en fazla altı-yedi ay devam edebilmiştir. Özellikle baştan çıkarıcı bir güç oyunu olarak betimlenen siyasal alanda, ortaklığı başarılı bir şekilde sürdürmek imkânsıza yakındır.

Bir de bu ülke, özellikle seçim dönemlerinde siyasi mühendisliklere maruz kalır. Ekonomik alan daraltılmaya, toplum kutuplaştırılmaya ve siyaset ipotek altına alınmaya çalışılır. Seçim tarihinin belirlendiği bir süreçte siyaset, fazlasıyla mühendisliklere ve farklı politik senaryolara boğulacaktır. Türk siyasal hayatı bunu söylemektedir. İktidar partisinin açıklamaları da bu durumu teyit eder niteliktedir.

Peki, bu süreçte muhalefet ne yapmalı, nasıl bir strateji izlemeli?

Muhalefetin en büyük sorunu, inandırıcı ve sahici olamamasıdır. İktidar partisi, hala bu ülkeyi yönetebileceği inancını topluma vermektedir. Toplumun büyük çoğunluğu, Erdoğan’ın bu ülkeyi yönetebilecek beceriye sahip olduğu inancını korumaktadır. Daha aday bile çıkaramayan, oy oranını artıramayan, gerçek bir sahiciliğe ulaşamayan, topluma iyi bir gelecek tasavvuru sunamayan ve Erdoğan karşıtlığı dışında herhangi bir vizyonu olmayan siyasi partilerin, 24 Haziran’da yapılacak olan seçimlerde varlık gösterme şansı pek bulunmamaktadır.

Muhalefette tablo aşağı yukarı şöyle; on altı yılda hiçbir seçimi kazanamamış bir Kemal Kılıçdaroğlu, silahlar ile politika arasına mesafe koyamamış bir HDP, Erdoğan karşıtlığı dışında bir sermayesi olmayan Meral Akşener ve son dönemde medyanın cilaladığı bir Temel Karamollaoğlu…

bir trajik yanı da Erdoğan’dan ve AK Parti’den kurtulma yolu olarak eski bir AK Parti’li olan Abdullah Gül’e müracaat edilmesidir. Bu müracaat bile, muhalefetin acziyetinin göstergesidir.

Hülasa, seçimin sathı mailinde muhalefeti zor günler bekliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.