Soru şudur: Evrim Kuramı Ateistler Sahipleniyor Diye Mi Reddedilmektedir?

Benim “Müslüman Evrimciler” diye nitelediğim kesim tarafından çokça ifade edilen bir durumdur bu iddia. Bunu göre evrimin kendisi aslında teizme (özelde İslam inancına) aykırı bir şey içermemektedir. Buna göre karşı çıkanlar cehaletlerinden dolayı evirimi İslam karşıtı bir anlayış gibi görüp karşı çıkmaktadırlar. Bunun için de şöyle düşünmek gerektiği tavsiye edilir: Evrime kimin sahip çıktığına bakıp reddetmek yanlıştır. Evrimin kendisine bakmak gerekir. Evrimin kendisine baktığımızda ise İslam dinine ve Kur’an’a aykırı bir durum göremiyoruz denilmektedir.

Bir kere şunu belirtelim ki evrime karşı çıkanlar evrimin bilimsel sonuçlarına ve metodolojisine değil onun ortaya koyduğu inanç ve felsefi yapıya karşı çıkmaktadırlar. Evrim salt bilimsel bir faaliyettir denilemez. Çünkü elde ettiğini ileri sürdüğü sonuçlar itibarıyla bilimsel olduğu kadar bir teoloji gibi ele alınmaktadır. O nedenle denilebilir ki tam aksine “Müslüman evrimciler”in sıklıkla yaptığı şey budur. Yani “geçmişte falanca Müslüman düşünür, yazarçizer de evrimi savunmuştur onun için evrim İslam dininde vardır” derler. Burada tam olarak “Müslüman Evrimciler’in itiraz ettiği bir mantık hatası vardır. Evrimin kendisinin savunulur olduğunu ele almak yerine ona Müslüman kimlikli birinin zamanla sahip çıkması ile evrim savunusu yapılmaya çalışılmaktadır. Bu aslında bilinçli bir hedef saptırmacadır. Çünkü biliyoruz ki bir kuram veya bir inancın doğru olup olmadığını geçmiş “İslam âlimleri”nin, İbn-i Miskeveyh ve Mevlana gibi,  ona karşı tutumu değil Kur’an ve sahih sünnet belirler. İslama uygunluk kriteri budur.

Burada evrimin kendisinin ortaya çıkardığı anlayış karartılmaktadır. Salt doğa bilimi faaliyeti gibi ele alınıp ona karşı çıkmanın Müslümanları bilimden uzaklaştıracağını ileri sürmek bir durum karartmasıdır. Evrim insanı salt biyolojik bir süreç olarak kabul ediyor ise buna karşı çıkmanın bilimle çeliştiğini söyleyemeyiz. Çünkü biyolojinin konusu burada İnsanın biyolojisidir, ruhsal, zihinsel ve benliğini oluşturan manevi alan değildir zaten. Bu konu ile hiç ilgilenmeyip o alanı yok saymaz ise o zaman biyolojinin sadece biyoloji yaptığını düşünüp evrim kuramının inanç ve felsefi tartışma alanına müdahalesi de söz konusu olmayacaktır. Böylece söz konusu tepkiler de gelişmemiş olurdu. Mesela evrim kuramı sadece hayvanların evrildiğini söyleseydi büyük olasılıkla büyük karşı çıkışlar olmayacaktı. Çünkü hayvanda manevi kişilik ve bilinç durumu söz konusu değildir. İnsanı insan yapan bu temel manevi yapısı görmezden gelindiğinde veya evrimin doğal sürecinin bir devamı gibi yorumlandığında kaçınılmaz olarak evrim kuramı insana dair teolojik ve felsefi bir tutum içine girmiş oluyor zaten. İnsan da hayvanlar gibi doğanın ve çevrenin yönlendirmesiyle şekillenmiş bir varlık olarak kabul edilmiştir. Bu durumda insanın ne olduğu sorusu karşımıza kaçınılmaz olarak çıkacaktır. Haliyle insan bilinç sahibi olduğu için özgürlük fikrine, sorumluluğa, buluş yapmaya, şiir ve metafor kullanmaya, dil icadına, duygulanmaya … sahiptir. Bütün bunların evrimsel süreç içinde yeri yoktur. Böyle bir insan anlayışı bırakın İslam dini, materyalizm hariç hiçbir felsefi düşünce ile de uyuşmaz. Çünkü tek boyutlu insan anlayışı hatalıdır. İnsan tanımı insanı izah etmeye yeterli değildir evrim kuramının. Bunun için her din mensubu evrim kuramının yaydığı bu inanç sistemine karşı durmaya doğal olarak bir ihtiyaç hisseder.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.