Sosyal bir varlık olan insanoğlu hayatın pek çok alanında birbirleriyle yakın ilişki içerisindedir. Bu ilişkide maalesef her zaman seviyeli, makul, ahlaki davranılmamaktadır. Bir fikre olan aşırı bağlılık, taraftar toplama gayreti, bağnazlık, düşüncesizlik, ötekileştirme gibi sebeplerle insanlar, kardeşinin hak ve hukukunu çok rahat bir şekilde çiğneyebilmektedir.

Allah Resulü’nün hayatına baktığımızda neler görüyoruz acaba? O’nun örnek uygulamasıyla toplumsal kardeşlik ilkelerinden bazıları…

Efendimiz Aleyhisselam, iyiliği emredip, kötülüğü nehyetmeyi, haksızlığı önleme çabası içinde olmayı, müminlerin en temel görevlerinden kabul ederdi. Bunu terk etmenin, Allah’ın gazabını gerektirecek bir amel olacağını söylerdi. Hele hele bir insanın gücü yettiği halde bunu yapmamasını, Peygamber Efendimiz, şiddetle uyarmakta, tehdit etmektedir.

Bir toplulukta her hangi bir yanlışlık görüldüğünde uyarı yapılmasını isterdi. Ancak ikazlara rağmen sonuç alınamıyor, bir değişme ve gelişme olmuyorsa onlarla oturup kalkmamalı, tavır almalıdır. Böyle yapmamak Allah’ın gazabını celbeder.

Müslüman yeryüzünün herhangi bir yerinde bir kötülük duyar veya görürse, ona sevinmemeli, onu takbih etmelidir.

Bir yöneticinin işlediği haksızlığa karşı en güzel bir biçimde, korkmadan karşı çıkılmalı, gerçekler söylenmelidir. “Zalim bir yöneticinin yanında gerçeği söylemek, en büyük cihaddır.”

Toplumsal meselelerde duyarsızlık, ilgisizlik göstermek bir Müslümana yakışmaz. Böyle yapmak duaların kabul edilmemesi sonucunu da getirir. Bir müslümanın gördüğü yanlışlığa sessiz kalmamasını, eliyle veya diliyle düzeltmesini, şayet bunlara gücü yetmiyorsa en azından kalbiyle nefret etmesini öğütlerdi.

Resûlullah (sav); yaşlı Müslümanlara, Kur’an’la amel edip ondan uzaklaşmayana, adaletli yöneticiye hürmetli ve saygılı olmayı emrederdi.

Küçüklere merhametli, büyüklere saygılı olunmasını isterdi.

Peygamber Efendimiz’i görmeye gelen yaşlı bir kişiye yer verme konusunda ashap biraz ağır davranınca, Resûlullah (sav), onları şöyle uyarmıştı: “Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.”

Bir topluluğun, cemaatin önderi geldiği zaman ona daha hissedilir derecede hürmet ederdi. Cerir b. Abdullah (ra) geldiği zaman, oturacak yer bulamamış, bunun üzerine Efendimiz (as), ridasını yere sermiş ve ona oturmasını söylemiştir. Cerir (ra) de, cüppeyi kaldırıp öpmüştür.

Yetimler toplumsal birer emanet olup sahiplenilmelidirler. “Ben ve bir yetime bakan kimse cennette (yan yana) birlikteyiz.”

Dul ve kimsesizler ihmal edilmemelidir. Onlara sahip çıkanlar, Allah yolunda cihad eden veya gündüz oruçlu gece namazlı gibi ecir alır.

Resûlullah (sav); halka ait bir malı yemiş olarak ölen kimseye ahirette asla sahip çıkmayacağını hatırlatırdı. Bir savaşta şehid düşen mücahidin namazını kılmaması üzerine ashap çok şaşırmıştı. Şu açıklamayı yaptı: “Arkadaşınız Allah için cihad sırasında ganimetten çalmıştı.”

Resûlullah (sav), toplumun yararlandığı yerlerde özel mekânların yapılmasını kabul etmezdi. Mina’da dinlenmesi için bir ev yapılması teklifine şu gerekçeyle karşı çıkmıştı: “Hayır, orası (hac için) gelenlerin develerini barındırdığı bir yerdir.”

Resûlullah (sav), üç kişi beraber iken iki kişinin kendi arasında konuşmasını yasaklamıştır.

Bütün halka, genel olarak merhametli olunmasını emrederdi.

Bir ihtiyaç sahibinin işinin görülmesi için, bazı kimselerin aracı olmasını arzu eder, buna sevinirdi. Hak ve adalet için devreye girmek, ricada bulunmak bu kapsamdadır.

Efendimiz insanlara yararlı olan (iman, bilgi ve amel yönden) güçlü mü'minin zayıf mü'minden daha hayırlı olduğunu ifade ederdi.

Efendimiz (sav)’den…

“Akraba olmadıkları halde ve malî yönden hiçbir çıkarları olmadığı halde birbirlerini Allah için seven kimselerin yüzleri nurdur ve onlar nur üzerinde olacaklardır. İnsanlar korktukları zaman onlar korkmayacak, üzüldükleri zaman üzülmeyeceklerdir. Allah (cc) buyuruyor ki: ‘Haberiniz olsun! Allah’ın velileri var ya, onlar için ne korku vardır ne de mahzun olacaklardır.’

“Ruhlar techiz edilmiş askerlerdir. Ezelden tanışanlar birbirlerini severler. Ezelde birbirinden kaçanlar bir türlü uyum sağlayamazlar.”

“Bir adam bir kişiye ‘fasık, kâfir’ derse ve o vasıf da şayet onda yoksa söz kendisine döner.”

“Allah’a yemin ederim ki, iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş sayılmazsınız. Birbiriniz sevmenizi sağlayacak bir şeyi size söyleyeyim mi? Aranızda selamı yaygınlaştırınız!”

“Mü’min ülfet eden ve kendisine ülfet edilen kişidir. Ülfet etmeyen ve kendisine ülfet edilmeyen kimsede ise hayır yoktur.”

“İçlerinde kötülük işlenen bir toplum, bu kötülükleri bertaraf edecek güçte olduğu halde, seyirci kalır, müdahale etmezse, Allah’ın hepsini saran umumî bir bela göndermesi yakındır.”

“Zalim de olsa, mazlum da olsa kardeşine yardım et!

-Ya Resûlullah (sav), mazlumsa yardım edelim ama zalime nasıl yardım edelim?

-Onu da zulümden alıkoyarsın, bu da ona yardımdır.”


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-11-07 00:38:47

ALLAH razı olsun Yazarımızdan. ALLAH im bizleri Hayırlı Kul, Hayırlı Ümmet eyler inşAllah. Selam ve dua ile Hayırlı Gunler