Müslümanlar olarak gerçek manada bir birlik meydana getiremeyişimizin faturasını bugün dünyanın dört bir tarafında zulüm gören Müslüman kardeşlerimiz ödüyorlar. Bir tek Türkiye'nin çabaları ne yazık ki yeterli olmuyor. Ekonomik ve kültürel olarak batı medeniyetinin emri altına girmiş kukla hükümetlerin hüküm sürdüğü Müslüman devletlerin zaten kılını kıpırdatacak hali yok.

Oysaki Müslüman bir ülkeye yaptırım uygulamak söz konusu olduğunda hamileri Amerika'nın emirleri ile Müslümanlara karşı kaplan kesilen Arap ülkeleri Müslümanların başına bir şey geldiği zaman her zaman olduğu gibi yine sırtlarını bu ümmete dönmekten çekinmiyorlar.

İnsanın aklına şöyle bir sual gelmiyor değil; Mescid-i Aksa fiilen muhasara altında peki ya Allah'ın evi, kıblemiz Kâbe’miz?

Bana kalırsa kutsal Kâbe’miz de Vehhabi Araplar tarafından işgal altında. Tıpkı yüreklerimizin ahir zaman telaşesinin işgali altında olduğu gibi...

Şöyle bir dış basına bakıyorum da Türkiye de olduğu gibi kamuoyu oluşan başka bir ülke yok. Bu tablo neden Müslüman Türklerin kutsal emanetlere, halifelik makamına ve İslam'ın sancaktarı olmak gibi kutsal ve büyük hizmetlere Cenabı Allah tarafından layık görüldüğünün açık bir vesikası olsa gerek.

Öyle ya ne demişti Merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan? "Bu milletin külüne üflesen altından iman çıkar. “Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da haklı çıktı merhum Erbakan hocamız.

Bir buçuk milyarlık ümmetin kutsalı çiğnenirken hala bir şeyler yapmakta nakıs kalması hiç bir mazeret ile açıklanamaz. Ayrılıkta rahmet yoktur! Rahmet cem olmakta, bir araya gelmektedir. Fakat ne yazık ki Osmanlı Devleti tarih sahnesinden çekildi çekileli böyle bir şey söz konusu değil. İçinde bulunduğumuz zaman diliminde bunu hayal dahi edemiyoruz!

Sahi biz Medine Müdafii Çöl Kaplanı Fahrettin Paşa ve onun kutlu askerlerinden hiç mi ibret almıyoruz? Bizi yücelten dinimize karşı duyduğumuz büyük aşkken biz baki aşkı fani maddelerde aramaya mı koyulduk?

***

Davamızı önümüze katıp sarp yokuşları tırmandık. Amacımız davamızı en yüksek, en kutlu tepelere çıkarmaktı. Şimdi tepenin zirvesindeyiz. Ama davamız yanımızda değil!

Çünkü biz dava adamlığını yanlış anladık! Dava adamı olmak makamlarda baş olmak değil, Filistinli çocuğun elinde taş olmaktı. Dava adamı olmak Kuşçubaşı Eşref Bey’in emir eri Zenci Musa gibi aslan yürekli olmaktı!

Biz dünyevi makamlar için kendi aramızda dövüşerek davamızı sekteye uğratırken yani daha açık bir ifade ile biz öz kardeşlerimizde hak yolunda ayrışırken, batıl ise batıl davasında birleşiyordu!

Vebaldeyiz...

Dünya, ahiret vebaldeyiz...

E diğer Müslüman ülkeler? Dediğinizi duyar gibiyim.

Dedim ya kimse yoksa Müslüman Türkler olarak biz varız! Ebabiller gelip bizi bulmadan bu vebalden kurtulmalıyız. Bu vebalden kurtulmak için kucaklaşmalıyız. Milli birlik duygusu ile hareket etmeliyiz.

Allah ferasetimizi, imanımızı kuvvetlendirsin. Allah bu aziz milleti İslam'a hadim eylesin...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.