1986 yılında Tercüman gazetesinde Ergun Göze Bey’in haberinde İsrail eski Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e sorulan soru ve verdiği cevap bugünü doğrular mahiyette.

-“Kur’an, sizin devletinizin yıkılacağını haber veriyor. Buna ne dersiniz?” cevabı kanımı dondurdu. Kendime gelemedim. Gözlerime uyku girmedi.

-“Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar gelsin, düşünürüz.”

Şu an düşünmeye bile gerek duymadığı bu söylemi gerçekten doğru muydu?

Etrafıma baktım. Müslüman aradım. Özü sözü doğru, güvenilir, verdiği söze sadık; yapacağım dedi mi yapan, vereceğim dedi mi veren, geleceğim dedi mi gelen…

İşlerini doğru yapan, hile yapmayan, çalmayan, hırsızlık yapmayan, iftira etmeyen, dedikodu yapmayan, bir haber duyduğunda aslını araştıran, faize bulaşmayan…

Evlerinde huzuru olan, akrabalarıyla komşularıyla sıkıntı yaşamayan, evladına söz geçiren, girdiği yerde iş yapan, gitmediği zaman aranan, dertlere derman olmak derdinde olan…

Tuttuğunu koparan, kitabı anlama derdinde olan, anladığını yaşayarak örnek olan ve kapı kapı dolanıp anlatan, emanete sımsıkı sarılan, kalp kıracağım diye titreyen…

Her baktığında Allah’ın yüce kudretini görüp “subhanallah” diyen, her şerde hayrın olacağını bilip sabredip Allah’a dayanan, her imtihandan güçlü çıkıp teslim olan…

Kur’an’ın bahsettiği Müslümanlar acaba daha hangi özelliklere sahipti?

Söylemlerimiz eylemlerimizle beraber bizi huzura kavuşturmayacak mıydı?

Allah’ın koyduğu sınırları görmezlikten gelip aşanlar mutlu olur muydu?

Sükûna ermek için kurulan ama hüsranla sonlanan evlilikler dünya nimeti değil miydi?

Allah’a ve bütün bildiklerimize rağmen yaşanan bir din vardı. O da Şimon Peres’in kabul etmekte zorlandığımız sözü, Kur’an’ın bahsettiği Müslümanların hala olmadığıydı.

Halbuki alemlerin tek sahibi kitabında iman edenleri Maide suresinin 54. ayetinde şu şekilde uyarmıştı:

“Ey İnanıp güvenenler!

Sizden kim dininden dönerse Allah, çok geçmeden onların yerine sevdiği bir topluluk getirir. Onlar da O’nu severler.

İnanıp güvenenlere karşı saygılı, ayetleri görmezden gelenlere karşı başları dik olur. Allah yolunda mücadele eder ve kınayanın kınamasından korkmazlar.

İşte Allah’ın lütfu budur; onu, tercihini doğru yapanlara verir. Allah’ın imkanları geniştir, her şeyi bilir.”

Tercihin doğru yapılması elbette doğru bilgi ve örneklik üzerine olmalıydı. Başı dik olan, asla zalimin karşısında eğilmeyen, devamlı kıyamda, Allah’ın her emrine amade, güvenini her daim belli eden, kaybetmekten korkmayan olmalıydı.

Doğru bilginin tek adresi; Allah’ın, içinde şüphe olmayan kitabıydı. Zira şüphe, kurt misali içindeki imanını da yok edecek kadar etkiliydi.

Bundan dolayı Allah’a inanan kişinin hidayete tabi olabilmesi için, zerre şüphe götürmeyen kitabın Hak olduğunu bilmesi ve öğrenme gayreti içinde olması ilk önceliği olmalıydı. Zira içinde yalan olmayan bu kitap hidayetin yolunu gösterecek tek rehberdi.

Hidayete tabi olmanın yolu da öncelikle özü sözü doğru, güvenilir, sadık, yalansız; elinden, belinden ve dilinden herkesin emin olması ile mümkündü.

Hak Teala bu kişileri muttaki olarak tarif etmekteydi. Hidayetin yani güzelliğin, Müslüman olmanın ilk şartı da buydu. Güvenilir olmayanlar, hakka tabi olmayı hak edemeyenlerdi.

Hakka tabi olana örnek olanlar da yine şüphe olmayan kitabın içinde, hayatları ile örneklik sunan nebilerdi. Gömleğin ilk düğmesi elbette vahye ilk muhatap olan Allah’ın elçileriydi.

Şah damarından ve sinir uçlarından daha yakın olan Allah’a boyun eğmek, her yaptığının hatta düşündüğünün hesabını vereceğini bilmek bu örneklere uymanın uzantısıydı. Zira ancak bu şekilde Müslüman olunacaktı.

Kudüs, bugün hakim güçlerin bir sözü ile Müslümanım diyenlerin elinden alınıp da İsrail devletinin başkenti ilan ediliyorsa, bu da Müslümanların Müslümanlığın gereğini yerine getirmediklerinin deliliydi.

Ne zaman Hakka tabi olup, kıyama kalkılırsa Kudüsler düşmeyecekti.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa EROĞLU 2017-12-28 11:22:56

çok güzel bir konuya değinilmiş, Allah teâlâ mükafatını versin

Avatar
Hanifi yazit 2017-12-28 14:02:33

Gerçekten muslumanmiyiz oturup düşünup kendimizi gerçek anlamda sorguya cekmemiz lazim

Avatar
Abdullah trkn 2017-12-28 20:47:42

Gerçekten acı bir gerçek...
Allah bize hidayet versin, Kuranın bahsetdigi Müslümanlardan olmaya güç versin.. zor bir dönemden geçiyoruz
Cahiliye dönemi bitmedi

Avatar
Abdullah trkn 2017-12-28 20:48:15

Gerçekten acı bir gerçek...
Allah bize hidayet versin, Kuranın bahsetdigi Müslümanlardan olmaya güç versin.. zor bir dönemden geçiyoruz
Cahiliye dönemi bitmedi

Avatar
Sibel Çetiner 2017-12-31 01:07:22

Efendim bırakın kudüse sahip çıkmayı adı müslüman olan ama evlatlarının arasında bile adalet yapamayan bu sebepten kardeşler küs hatta düşman ailelerle dopdolu ülkemiz malesef şahsen bende eşimde bu konunun mağdurlarıyız. Adı müslüman ancak yaşantısıyla bambaşka sorunlara neden olan naaptığını bilmeyen bir toplumuz üzgünüm ama benim gözlemlediğim sonuç budur yazarda çok hassas bir konuya değinmiş tebrikler.Başarılar dilerim

Avatar
Sibel Çetiner 2017-12-31 01:08:11

Efendim bırakın kudüse sahip çıkmayı adı müslüman olan ama evlatlarının arasında bile adalet yapamayan bu sebepten kardeşler küs hatta düşman ailelerle dopdolu ülkemiz malesef şahsen bende eşimde bu konunun mağdurlarıyız. Adı müslüman ancak yaşantısıyla bambaşka sorunlara neden olan naaptığını bilmeyen bir toplumuz üzgünüm ama benim gözlemlediğim sonuç budur yazarda çok hassas bir konuya değinmiş tebrikler.Başarılar dilerim

Avatar
Zafer 2018-01-04 11:20:42

maide 54 olacak;)