Çok geriye gitmeye de gerek yok. Yani “kabul edilmek için verdiğimiz kan ve can bedeliyle” üye olduğumuz NATO’nun, Amerika başta olmak üzere emperyalist haçlı Batı ülkelerinin kendi içlerindeki birliği sağlayıp çıkarlarına uymayan her karış toprağı işgal ve sömürüyü meşrulaştırmak için oluşturdukları kurumlardan bir kurum olduğunu anlatmakla başlamayacağım yazıma.

NATO da aynı Birleşmiş Milletler, Avrupa İnsan Hakları ve diğer Batı merkezli kurumlar gibi sadece Batı ülkelerinin çıkarlarını korumak için oluşturulmuş kurumdur. Yıllarca “dünya barışı, insan hakları, demokrasi, ifade özgürlüğü, adaletin tesis edilmesi” masallarını okuyarak bu kurumlar üzerinden dünyanın anasını ağlattılar. Nerede bir savaş sömürü işkence yağma varsa orada ya NATO vardır ya BM. NATO tatbikatında düşman listesine Mustafa Kemal ile Tayyip Erdoğan'ı, Türkiye’nin Cumhurbaşkanlarını koymaları artık bu maskeler ardına saklanamayışlarını göstermesi bakımından önemli. ‘Boyun eğmezsen bünyenin içinde görünsen de düşmansın’ mesajı.

Eşitliğin sadece kendileri gibi ‘eşitler' arasında olduğunu, insan haklarının sadece ‘Batılı ülke vatandaşı ve Hristiyan ve Yahudiler için olduğunu, hukukun sadece emperyalist düzenin sahiplerine işlediği, düşünce ve ifade özgürlüğüne sadece bu ülkelerin gazeteci ve yazarlarına mahsus olduğunu son dönemde yaşanan ve kaskatı vakıa olarak tespit edilen bir çok hadiseyle gösterdiler dünyaya.

Bütün bu yaşananlara rağmen hala “Batının özgür ve çağdaşlığından bahisle yönümüzü Batıya çevirelim türküsünü okuyanlar Batı tarafından beyinlerine virüs bulaştırılarak ruhları ele geçirilmiş hastalıklı kişilerdir.

NATO’da düşman listesine Mustafa Kemal ile Recep Tayyip Erdoğan’ın konulması, bu ülkenin Cumhurbaşkanlarının şahsında ülkemize düşmanlığın tezahürüdür. Bu kadim düşmanlığın son günlerde görünür hale gelip ayyuka çıkması artık eskisi gibi onların çıkarlarına göre hareket etmeyip dayatmalarına boyun eğmeyişimiz sebebiyledir.

Batı ile ilişkimizin çerçevesi ne olacak veya ne olmalı ? Eskilerin deyimiyle “Ayıdan post gavurdan dost olmaz” Batının ahlaksız sömürü düzeniyle mücadele edebilmek onların dayattığı kurallar ve yaşam tarzından kurtulmakla başlar. Bu kuralları öylesine dikte etmiyorlar ya, belirli kurumlara dahil oluyor, onların anlaşmalarını kabul ediyor ve neticede onların çerçevesini çizdiği alan dışına çıkamıyorsunuz.

Düşünün; Haçlı Batı ülkelerinin çıkarlarını korumak ve güvenliğini sağlamak üzere kurulduğunu deklare eden ve buna göre faaliyet gösteren NATO'nun dost dediğini dost, düşman dediğini düşman kabul etmek zorundasınız ! Böyle saçma şey mi olur. Ki yıllardır bizim için herhangi bir fayda sağlamadığı gibi ülkemiz aleyhine her faaliyetin arkasında da bu güçlerin olduğunu bilmeyen kalmadı. Adamlar 15 Temmuz işgal girişiminin fiilen içindeydiler ve bu darbecileri açıkça korumaktan da çekinmediler.

Sadece Türkiye’de bilinen yirminin üstünde NATO üssü var. Bi o kadar da ABD üssü. Bir yanda emperyalist Batı ülkelerinin saldırısı ile diğer yanda iktidar olmak için Batıdan medet bekleyen ruhunu satmışlarla uğraşmak zorunda kalıyoruz. Başta İncirlik üssü olmak üzere bütün Batı üslerini kapatarak zihniyeti bozuk Batıcı tipleri de bunların yanına katıp ülkemizden göndermeliyiz.

“Hadiseler Türkiye’yi tarihi misyonunu üstlenmeye zorluyor. “ Bu yolda, bağımsız ve güçlü bir ülke olma yolunda adım attıkça saldırılar artacaktır. Buna karşı durabilmek için NATO, AHİM ve diğer kurumlardan ayrılmak ve kendi kurallarımızla oyun kurabilme şartlarını oluşturmak zorundayız.

Çekinmeye, ahu vah edip Batıdan koparsak kötü oluruz diye ağıt yakanlara bakmayın. Her şartta bizim aleyhimize çalışan bir yapıda durmanın mantıklı bir izahı olabilir mi ? Bir an önce bu kurumlardan kurtulmamız gerek. NATO’dan ayrılmak ve AB faslını tamamen kapatmak bu ülkenin hayrına atılacak en güzel adımlardan biri olacaktır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.