Geçtiğimiz haftaki yazımda gençliğin var olma savaşında tutunacak dallardan bahsetmiştim. Bu tutunacak dallar içerisinde Allah’ın kitabı ve peygamberin hadisleri ilk temel başvuru kaynağımız olduğunu söylemiştik. Ondan sonra velilerin kelam-ı kibar babından sözleri olduğunu da eklemiştim. Hele bu veliler, bir baba olarak nasihate başlamışsa bizim için nur ala nur seviyesindedir.

Şimdi günümüzde çocukların ve gençlerin eğitim-öğretimi ne minval üzerine veriliyor, bir bakalım. Günümüzde çocukların ve gençlerin eğitim ve öğretimi şu şekilde temellendirilmektedir. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak şeklinde nitelendirilir.

Bu eğitim ve öğretimde klasiklerimizden nasıl faydalanırız? Bu soruya öncelikle alanında eşsiz bir eser hazırlayan Şair Nâbî’nin Hayriyye’si etrafında dolaşıp durduk. Bir gül bahçesini andıran bu eserden en güzel gülleri devşirdik ve bir demet olarak sunmaya çalıştık.

Bu eserde dikkatimizi çeken mesele şu oldu. Klasik Edebiyatımızın kudretli kalemi Şair Nâbî, diğer şair ve ediplerin aksine oğluna hitap ederken sadece “ey oğul” demez. “ey gözümün nuru, yaşam kaynağım. Babanın varlık bahçesinin süsü. Sadece bunlar değil, “Ey eksiksiz ve noksansız bahçenin gülü! Ey babasının boynunu doğrultan oğul. Ey babalık bağının seçkin meyvesi. Ey hayat denizindeki sedefin incisi. Ey can gülistanının taze yetişmiş gülü. Ey bilgi ve anlayış dimağını kokularla donatan oğul! Ey şeref hanedanının hayırlı halefi. Ey edep çimenliğini süsleyen fidan! Ey sıfat aynasının süsü! Ey varlık ve vücut mecmuasının seçkin nüshası. Ey sıfat aynasının süslü ve yakışıklı resmi! Ey terbiyenin parıldayan yeşilliğin fidanı! Ey babasının gözünün ve gönlünün sevinci!”

Bu hitaplar, eserde daha fazladır. Bu eserde “ey oğul!” Yerine ey “gözümün nuru!” Denmesinin sebebi şairin kibar ve nazik bir yaratılışa sahip olmasıdır. Bunun yanında çocuğuna yaklaşım tarzı ve şairimizin gençliğinde arzuhalcilik mesleğini icra etmesidir. Yine bu mesleğin yanında İstanbul’a geldiğinde de önce paşanın sonra padişahın en güzel mektuplarını yazan biri olarak ister istemez nasihatlerine yansımıştır.

Şimdi birkaç nasihati sizinle paylaşalım. Nâbî’nin, ariflikle ilgili oğluna verdiği nasihat çok güzeldir.

Nâbî, oğluna arif ol, sakın ham sofu olma. Gayret göster de Allah’ın “ayne’l-yakîn” sırrına ulaşabilesin, diyor. Marifet sahibi ol ki bu Allah tarafından sunulan bir elbisedir, diyor. Cahillerle oturmamasını nasihat eder. Bir iki marifet ehliyle meclis kurulsun ki oraya bir cahil davet edile. Ancak o zaman Nâbî’nin tabiriyle şöyle ifade edilir. Bir cahilin yolu marifet ehlinin yanına düşerse o, utancından kendini ateşe düşmüş sanır.

Nâbî, oğluna tok gözlü olmasını da tembihler. Kimseye ihtiyacını arz etme de minnet yükü altında eğrilme. Sana ayrılmış olan rızık elbette seni bulur. Öyleyse açgözlülükten ele geçen yalnızca yüzsuyu dökmektir mealinde nasihatte bulunur.

Bütün bunlar ışığında Nâbî bir baba olarak neden öğüt vermiştir?

“Huyundan, davranışından, güzel ahlaka sahip oluşundan memnunum. Gerçi sana öğüt vermeye gerek yoktur ama bu benim tabii duygularımdır.”

Yani bu nasihatler, şunun için verilirdi. Hiçbir baba çocuğunun üzülmesini istemez. Kimsenin canını incitmesini istemez ki onun canı da yanmasın. Tutulan öğüt rezalete karşı gelinen bir direniştir. Nazik bir ifadeyle kulakta küpe olması lazımdır.

Nâbî ki bir nasihatinde “Felsefe ve hikmetten kaçın demiş… Ben buna itiraz ediyorum. İnşallah gelecek yazıda neden itiraz ettiğimi açıklayacağım. Acaba Nâbî, bizim anladığımız manadaki felsefe ve hikmete mi karşıdır?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mehmet 2018-01-31 09:14:39

Çok güzel bir yazı olmuş.Dilinize sağlık kaleminize kuvvet versin Rabbim

banner624