Bu ülkenin kültür ve irfanına paha biçilemez katkılar sunan Cemil Meriç; “Bu memlekette sağcı-solcu, ilerici-gerici yoktur, bu memlekette namuslu ve namussuzlar vardır. Siz namuslulardan olun” diyordu. “Siz namuslulardan olun.” Asıl mesele bu olsa gerek; namuslu/lardan olmak… Ekonomik hayatta, siyasette, ticarette, hülasa, hayatın her alanında namuslu olmak ve namuslu kalabilmek…

Ancak zordur, bu ülkede ve özellikle politik hayatta namuslu olmak… Hani İsmet İnönü; “Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur” diyordu ya… O hesap bizimki… Bu ülkenin esaretlerinden kurtulması, yeniden ayağa kalkması ve kendi sözünü söylemesi, namuslu insanların çoğalmasına bağlı… Ancak siyaset, sıklıkla insanlarımızı zehirliyor. Güç, baştan çıkarıyor. Çürüme biraz daha hızlanıyor, derinleşiyor.

Peki, tüm bunları neden söylüyorum?

Biliyorsunuz; Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile birlikte bazı sanatçılar Hatay’daki sınır karakolunu ziyaret ettiler. Bu ziyaretin amacı; terörden yorulmuş toplumumuza, terörist ile mücadele eden askerlerimize ve o bölgede yaşayan insanımıza moral vermek, onların yanında olduklarını hissettirmekti. Millet olmak biraz da bunu gerektiriyordu çünkü. Ancak her ne hikmetse bu ziyaret, Kemal Kılıçdaroğlu’nu ve bir kısım CHP’li vekili rahatsız etti. Kılıçdaroğlu, neredeyse öfkeden deliye dönmüş vaziyetteydi; “Afrin’de 52 şehidimizin kanı kurumadı. Toplanmışlar bir grup güruh… Davul zurna, şarkılar kıyamet… Bulunduğumuz apartmanda eğer bir kişi vefat etmişse televizyonu bile açmayız. Bu rezil adamlar ve onları oraya götüren adam, sen eğer yüreğin yetiyorsa… Bir Afrin şehidinin evinin bulunduğu sokaktan geç ve Yaylalar türküsünü söyle bakalım” diyordu. Tam bir aymazlık şöleniydi konuşması…

Peki, insana sormazlar mı; hani, “YPG, terör örgütü değil de vatanını savunmak için örgütlenmiş bir oluşum”du?

Kılıçdaroğlu’nun hakaretamiz konuşmasını dinlerken CHP’nin zulmü altında inleyen ve sonunda kahpe bir kurşuna hedef olan solcu Sebahattin Ali’nin “Ne Zor Şeymiş” başlıklı yazısını hatırladım. 25 Kasım 1947’de Ali Baba dergisinde yayımlanan ‘Ne Zor Şeymiş’ başlıklı yazısında gördüğü zulme isyan ediyordu Sebahattin Ali: “Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer! Bir gün Almanların pabucunu yalayan ertesi gün İngilizlere takla atan, daha ertesi gün de Amerika’ya kavuk sallayan soysuzlar gibi olmak istemedik. Yalnız ve yalnız bir tek milletin önünde secdeye vardık. O da kendi cefakeş milletimizdir.

Meğer ne büyük günah işlemişiz! Kanunlu, kanunsuz baskılar altında ezile ezile pestile döndük. Bugünün itibarlı kişileri gibi, kese doldurmadık, makam peşinde koşmadık. İç ve dış bankalara para yatırmadık, han, apartman sahibi olmak, sağdan soldan vurmak ve milleti kasıp kavurmak emellerine kapılmadık. Bütün kavgamızda kendimiz için hiçbir şey istemedik. Yalnız ve yalnız, bu yurdun bütün yükünü omuzlarında taşıyan milyonlarca insanın derdine derman olacak yolları araştırmak istedik.

Bu ne affedilmez suçmuş meğer! Neredeyse, yoldan geçerken mide uşakları arkamızdan bağıracaklar: “Görüyor musun şu haini! İlle de namuslu kalmak istiyor ve ahengimizi bozuyor…”

Çalmadan, çırpmadan, bize ekmeğimizi verenleri aç, bizi giydirenleri donsuz bırakmadan yaşamak istemek bu kadar güç, bu kadar minnetli, hattâ bu kadar tehlikeli mi olmalıydı?

Namuslu olmak ne zor şeymiş meğer! Bereket, zora katlanmasını bilen bu millet de namuslu.”

Evet, ne zor şey milletinin yanında durmak...

Ne zor şeymiş namuslu olmak…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Süleyman Hoca 2018-04-08 16:06:48

gerçekten zordur namuslu olmak. hele namuslu yazmak!

banner623

banner624