Kuzey Irak’ta Kürt Bölgesel Yönetiminin aldığı bağımsızlık referandumu kararı ve yarın aksi bir karar olmazsa gerçekleşecek referandum bölgeyi iyice gerdi. Duruma müdahil ülkelerin açıklamaları farklı, davranışları farklı, gerçek niyetleri farklı. ABD’nin Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devleti isteyip Suriye Kürtlerinin otonom bölgesi ile birleştirmek istedikleri aşikârdır. İsrail’in Ortadoğu petrolünün musluklarını kendine bağlamak istediği diğer bir gerçek. ABD’nin sadece musluk İsrail’in elinde kalmasına karşılık Kürt Koridoru ile Suriye’nin Kuzeyinden Türkiye’nin güneyinden Akdeniz’e ikinci bir koridorun açılmasını istediği diğer bir gerçek. ABD’nin bizim Güneydoğu Anadolu bölgesinde PKK’ya hendek stratejisi ile gözdağı verdirmek istemesinin altında bu koridor hayali bulunuyordu.  İran’ın Suriye sevdasının altında da aslında mezhepsel gerçekliğin ötesinde bu gerçekler var. Şu unutulmasın İran açısından da sadece Basra Körfezinden dünyaya enerji pazarlamak sınırlı ve pahalıya mal olan bir gerçek. Onun için doğalgaz da Türkiye İran için ne kadar albenili ise İran petrolünün Akdeniz’e ulaşması da o kadar önemlidir. Rusya açısından da böyle. Hem İran hem Rusya açısından doğalgaz konusunda Türkiye Avrupa pazarlarına açılmak bakımından bulunmaz bir koridor. Bu sadece doğalgaz kadar petrolünde Akdeniz’e açılması bir o kadar önemli. Türkiye’nin bu açıdan Ceyhan’ı üst belirlemesi hem İran, hem Rusya, hem Azerbaycan, Kazakistan hatta Türkmenistan açısından farklı alternatifler.

Yıllardır İsrail’in Azerbaycan’da ve Orta Asya’da faaliyet gösterip değişik ikna yollarını kullanarak varlığını hissettirmesinin altında Orta Asya enerji kaynaklarının İsrail limanları üzerinden pazarlanması sevdasından başka bir şey olmadığı bilinmelidir.

Türkiye’nin Kürt Bölgesel Yönetiminin yarın yapmayı planladığı bağımsızlık referandumu konusunda kararlı şekilde daha önce yapılan uluslar arası anlaşmalar ve Irakla yapılan ikili anlaşmalara dayanan haklarını kullanma ısrarı nedeniyle diğer ülkeler açıktan tavır koyamasalar da asıl niyetlerini ortaya koymaktan kaçınıyorlar. Olağanüstü bir gelişme olmazsa yarın Kürt Bölgesel Yönetimi Bağımsızlık referandumunu yapacak. Bu referandum ile bağımsızlık ilanı Türkiye’nin Kürt Bölgesel yönetiminin hüküm sürdüğü alanlar da dâhil, Musul, Kerkük’le ilgili anlaşmalardan doğan hakları ortaya çıkacak. Bağdat’a kadar olan bölge.

Fakat yaşanan tüm bu olaylar ve Mesut Barzani’nin ukala açıklamaları yıllar önce yaptığım bir haberi hatırlattı bana. 2016’nin Haziran ayında vefat ettiğini Ekim ayı içinde ancak duyduğum ve hakkında bu sütunlarda iki ayrı yazı yazdığım Kerkük’ün cengâveri Necmettin Kasapoğlu rahmetlinin Türkiye’de yaşarken verdiği bir istihbarat. Bugün Kürt Bölgesel Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barazani o dönemde Live Teybet denilen operasyonel istihbarat birimi başkanıydı. İstihbarat başkanı olarak bizim Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde Aşiretler üzerinde çalışma başlattığı bilgisini vermişti. O dönemde bu haberi yazdıktan sonra Genelkurmay Başkanlığı’nda ilgili birimin karıştığını hatta ilgili albayın görevden alındığını duymuştum. Bu bilgi bizde neden yok diye.

Şu bir gerçek o dönem Neçirvan Barzani’nin Güneydoğu’daki aşiretleri hangi derecede ikna ettiklerinin bilgisini alamadım. Bu temaslarının hangi derecede devam ettiğini de takip edemedim. Ama bugün Bölgesel Kürt Yönetimi’nin referandum kararında Türkiye’nin tavrına karşı duyarsız davranışı dikkatimi çekiyor. Bu çerçevede 2001-2002’lere dayanarak ifade edeyim 15 yıldır Neçirvan Barzani’nin başlattığı bu çalışmalara Türkiye gerekli önlemi almadıysa bugünkü Barzani ailesinin tavrının arkasında Güneydoğu Anadolu da ki kendine yakınlık kurduğu bu Aşiretlere güveniyor olabilir. O nedenle Başkan Mesut Barzani yerine Neçirvan Barzani’nin hem geçmiş hem de bugünkü hareketlerini incelemek daha önemlidir. Yoksa Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ki Aşiretler den çıkacak muhtemel ters açıklamaları çözemezsiniz. Bugün itibarı ile yanlış politikalar sonucu Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki aşiretlerin Kuzey Irak’la doğan ekonomik ilişkileri geri dönülmez noktadadır. Türkiye bu konuda sağlam bir adım atmazsa işler o kadar kolay değildir. Bu aşiretlere yönelik vaatler mutlaka bilinmelidir.

Yoksa Musul ve Kerkük’le ilgili haklarımızı aldığımız bir nokta da başımıza Güneydoğu Anadolu bölgesinde yeni problemler çıkarabilirler. Bu arada bir dostum Kuzey Irak referandumunu gündemden düşürmek ve perdelemek için İsrail’in Rum kesimi ile yaptığı ve Türkiye’nin karşı çıktığı anlaşmaları gündeme taşımaya hazırlandığı bilgisini haber verdi. Türkiye bu açıdan da oyalanmak istenecek yani. Onun için dikkat diyorum.

Kalın sağlıcakla…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.