“Eski günlere özlem”i abartmam.

Bununla birlikte…

“Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lâzım!”  özdeyişine de fazla itibar etmem

Eski günler geri gelmez evet, ama dün de, dünde kalmış değil!

Mesela…

Merhum II. Abdülhamit Han dünde mi kaldı?

Onu hedef alan tezgâhlar, farklı formlarda Rahmetli Erbakan Hoca’nın ve Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına çıkartılmadı mı?

Dünden kopmadan yenilenebilmekte ve yarın endişesine düşmeden gerekli tedbirleri alabilmekte marifet.

NEYDİK, NE OLDUK?

Meselenin para- pul boyutunu büyük ölçüde yoluna koymuş durumdayız.

Eskiden çok zor şartlarda yaşayan birçok “dost”umuz “mühim” pozisyonlarda…

Biraz dışlanmış gibi olanların bile, halleri- vakitleri -şükür- yerinde.

Memleket, birçok alanda büyük mesafeler kat etti; sağlık, ulaştırma, enerji, yerli savunma sanayii en çok dile getirilenlerden…

Öte yandan;

Eğitim ve Kültür’de “arzu edilen başarıyı yakalayamadığımızı” başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere, çok sayıda vatansever dile getiriyor.

Sayın Milli Eğitim Bakanı, niçin, “En iyi giden şeylerden biri de eğitimdir!” deme ihtiyacını hissetti bilinmez ama.

Durum böyle değil; öğretmenler, öğrenciler, anne ve babalar böyle düşünmüyor.

Piyasa da böyle düşünmüyor…

Mezunlar arasındaki “işe yararlar” oranı.  “ihmal edilebilecek kadar” düşük.

Ben, bu iki alandaki,  yani “eğitim ve kültür” alanlarındaki sıkıntının büyük ölçüde “plânsızlıktan, programsızlıktan” kaynaklandığına inanmıyorum.

Eskiden de doğru dürüst plân, program yoktu ama, “ruh” dimdik ayaktaydı.

O ruh sayesinde çokları okuyor, araştırıyordu.

Fikir sahipleri fikirlerinin âşığıydı ve bu durum “İslamcı”lar, “Ülkücü”ler, “Marksistler” vs. için böyleydi.

İnsanların bağlı oldukları dâvâları vardı ve bu dâvâlar için ödenmesi göze alınan bedeller vardı.

Zaman içinde -hemen- herkes “muhafazakârlaştı”, -hemen- herkes konumunu “muhafaza ve müdafaa”nın derdine düştü!..

TEMBELLİK Mİ, UMURSAMAZLIK MI?..

Yazının başında, “eskiye özlemi” abartmadığıma vurgu yaptıktan sonra…

“Eski günler geri gelmez evet, ama dün de dünde kalmış değil!” demiştim.

Bugünkü “gevşekliğimizin” reçetesi belki de çok yakın vakitlerdedir…

Mesela…

O 28 Şubat ruhunu kısmen de olsa yakalayabilsek…

O günleri hatırlayın:

Gazeteci olarak dibine kadar yaşadım; otobüslerle minibüslerle habere gider ve gittiğimiz yeri ülke düşmanlarına dar ederdik!..

O günlerde gerçek mânâda mücadele veren kaç gazetemiz, kaç televizyonumuz vardı ki…

Bizler o günlerde “imkâncılık” yapmazdık.

Bir “dâvâmız” vardı, o “dâvâ “uğruna her türlü tehlikeyi göze almaya değer bir “dâvâ”ydı ve biz mesleğimize salt bir “iş” olarak bakmazdık, bir başka gözle bakardık.

Şimdi arkadaş; mesele çok farklı boyutlara geldi.

Bakın güncel misal, gerisini varın siz hesap edin:

Son vakitlerde “BELEDİYELER” tartışması gündemde, değil mi?

Varsa yoksa, AK Partili belediyelerdeki sıkıntılar konuşuluyor; metal yorgunluğu, yolsuzluk iddiaları,  FETÖ’yle ilişkiler, şu, bu…

Bunlar…

Tamam, tartışılsın da…

Arkadaş, CHP’li belediyeler sütten çıkmış ak kaşık mı?

Oralarda nice sıkıntılar yok mu?

Hayır, yani, “Yerli ve Milli Medya” niçin bunların üzerine gitmez!..

Niçin?

Bunun sebepleri neler olabilir?

Tembellik mi, umursamazlık mı?

Ne!.

ESKİ SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ!..

Hiç kimse alınmasın; o 28 Şubat darbecilerine meydanları dar eden “sivil toplum örgütlerimiz” de…

O “beşli çete”nin karşısına dikilen sivil toplum örgütlerimiz de büyük ölçüde gevşemiş durumda.

“Efendim, dostlarımız iktidarda!”

Lâf mı bu?

“Vekâlet”i verince sorumluluğu üzerinden atmış mı oluyorsun?

Bunca sivil toplum örgütümüz var, bunca imkâna kavuşmuş durumdalar…

Yurt dışında ve içinde korkunç algı operasyonları yapılırken, “bizimkiler” ellerindeki geniş imkânları nice kullanmaktadırlar?

Yapılan faaliyetlerin -“göstermelikten” öte- “sonuç alıcı” olanları nelerdir?

Yurt dışında “Yeni Türkiye” tezlerinden bahis yok, kimse bilmiyor, kendimiz çalıp kendimiz oynuyoruz!..

Dışarıda bir şeyler yapıyormuş gibi görünen sivil toplum örgütlerimiz, daha çok “Türk’e Türk Propagandası” yapıyor.

“Projeler” de öyle, sözde Yeni Türkiye’nin tanıtımı için projeler geçiriliyor ama gidin bakın; kimlere, nasıl anlatılıyor Yeni Türkiye!..

Bir salonda, üç beş vatan evlâdını topla, zaten bilenlere Yeni Türkiye’yi anlat!..

Bilmeyenlere gitme, ne gerek var!..

Ah eski ruh!..

Evet, hiçbir şey eskisi gibi olmaz ama geçmişten de bu kadar uzaklaşılmaz!.. 

Bugün, hiçbir savunma çabasına girmeden, “dâvâ” aşkımızı yeniden sorgulamamız gerekiyor.

Ben bunu yapmaya çalışıyorum, çünkü ben de eski ben değilim!..

 DENİZ KIYISINDAKİ KUMDAN KALELER!..

Biz bu muhasebeyi yapmazsak, yapamazsak…

Silkinip kendimize gelemezsek…

“Deniz kıyısındaki kumdan kaleler gibi” olur bugüne kadar yapılanlar…

Bilirsiniz, çocuklar büyük bir hevesle kumdan kaleler yaparlar…

Çok da güzel kaleler yaparlar…

Sonra…

Bir dalga gelir…

Yıkılır bütün kumdan kaleler!..


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-10-31 14:58:52

Sevgili Yazarımızın yazısını okurken; Bir düşünce geldi aklıma: Milat Gazetesi nın misafir yazarlarıyla yazar sayısının fazla oluşu çok güzel bir avantaj içlerinden bir bolumude Akademisyen Eğitim ve ekonomi konularında ortak akıl ile çok faydalı işler yapılabilir. Artı Hafta sonu gazetemizde Çocuklarımıza faydalı bilgi ve eğlenceli bir ek olmalı isterdimki çocuğumada hitap etsin. Bu konularda Devletimize de rehber obilirsiniz Star gazeteden Saadet oruç hanımın yazısını okuduğumda neden benim ülkemde yok dedim; Gazetede ve Çocuk kanallarında özellikle TRT Çocuk da çocuklar için düzenli haber ve bilgi paylaşımı olmalı bu konularda çalışma yspilmali.

Avatar
iyildiz 2017-10-31 11:18:06

BİZİM MIKNATIS TAHTALARI ÇEKMEZ... BA'DE HARAB'UL BASRA...

Avatar
ŞAMDAN 2017-10-31 11:49:19

Serdar By,teşekkürler,iyiki varsınız