Sonbahar faniliği hatırlatıyor.

Aynı zamanda Baki’ye doğru bir hareketliliği de..

Çınar’ın namazı

Haydi her yaprak kendi dalına, güzel güzel yoluna...

Niyet ettim yeniden filizlenip yeşermeye...

Yeni bir meyveye ve göğe...

Yeryüzünde ağırlığı, değeri nedir insanın? Neyin kefesine konulur, nasıl tartılır insan? Mizanı nedir?

Ağır mıdır?  Hangi ağırlığı ağırdır?

Kilosu, imajı, parası, pulu, diploması, titri, popülerliği maddi gücü, yetkileri kadar mıdır?

Cürmü, günahı ya da sevabı; iyiliği, güzelliği kadar mıdır?

Demir bir külçe kalbi tartabilir mi?

Bir kefesinde ağırlık kalbiyse, kalbi ağırlayan mizan nasıldır?

Yer/topraktan kalkıp gelen insan, yeniden yere/toprağına dönüyorsa, biz hayattayken bizi besleyen toprak öldüğümüzde bizimle besleniyorsa, onunla birbirimizi yuttuğumuzu, birbirimize dönüştüğümüzü, sırayla birbirimiz olarak varlığın devamına vazifeli olduğumuzu, dahası bu doğurgan döngüyü aslında nihai olarak Yaradan’a borçlu/verecekli olduğumuzu biliriz.

Toprağın sofrasından doyduk elhamdülillah. Toprak da bize doyduğunda yer sofrası kalkacak… Bir ayaklanma, bir kıyamet...

Gün gelip çattığında dünya gebeliklerinden kurtulacak.  

Gecenin ortasında mışıl mışıl bir uykudan, rahat yataklardan, bir rüyanın yarısından kulakların yabancısı olan korkunç çığlıklarla fırlamak zorunda kalışını hayal et kalabalıkların…

İnsanlık bu günleri yaşayacak. Çok da küçük olmayan örneklerini sadece tabii afetler olarak değil; ahlaki, siyasi, ekonomik, kültürel, sanatsal alanda çokça felaketler olarak da yaşıyor. Fakat bu bambaşka. Bu dünyanın kıyamı olacak!

Çok geçmeden toprak sancılanacak ve insanlık höyüklerden, tepelerden, ovalardan, mezarlardan, tarihini doğuracak; yaşanmışlıklarını, bütün birikimlerini, gömülerini… Üst üste şehirlerini, medeniyetlerini, uygarlıklarını, kronolojisini, özgeçmişini, yığdıklarını, diktiklerini, yıktıklarını, bütün hatıralarını… İyisiyle kötüsüyle albümlerini, çeyizlerini, kilitlerini, kasalarını, zenginliklerini ve yoksulluklarını, geçmişinin içinden geleceğini, bir anlamda geçmemiş olanını, arta kalanını…

Yeni bir dünya, yani ahiret için bu. Son kez bir hayat, sonsuz bir hayat için.

Ahiret, dünyadaki yaşanmışlıkların bize -ileri dönüşü- olacak. Geçmişimizden ne kadar kalabildiysek, kalan yanımız bize gelecek olacak. Yaşanmışlıkların birazı yaşadığımız şu hayatta, yaşarken, kalan bütünü de öldükten sonra, yaşamın ve ölümün ahirinde, ertesinde bizi karşılayacak…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.