Son dakika haberleri bazen sevindirir,  bazen de üzer. Ülkemizde o kadar son dakika gelişmesi var ki takip edemez olduk. 

YÖK 9.11.2017 itibariyle üniversiteye giriş sistemini yine değiştirdi. Şaşırmadık! Sadece Türkçe ve matematikten oluşan 1. Oturum değişti. Güzel ama yetmez! Çocuklar birkaç sorunun çıkacağı biyoloji, fizik, kimya gibi ağır derslerde nasıl ve hangi konulara çalışacaklar? Ünite sınırlaması olmalıdır.  Olmuyor işte böyle! Gelin, birkaç iyi öğretmen bu işi halletsin!

Araba için sanayiye uğramıştım. Biraz da rahatsızdım, usta reçete yazmaya kalktı. Adam motor ustası, iyi mi? Çırağa seslendi:

  • Evlat, oradan bana ilaç rehberini ver?
  • Olur Usta!
  • Hocam, bu rehber var ya, tüm ilaçların özelliklerini anlatıyor. Doktora gerek bırakmıyor.

Bizim motor ustası olmuş doktor! Helal olsun, dedim!

Okula bir veli geldi. Hoşbeş, çay derken konu eğitim sistemine geldi. Adam öyle öneriler sunuyor ki şaştım! Dayanamadım, mesleğini sordum. Tesisat işleri yapıyorum, dedi. Hayranlıkla dinletti kendini. Eğitim durumunu sordum, “Liseden terk” dedi. İyi ama zeki adama benziyorsun, nasıl oldu da okuyamadın, dedim. “Hocam, bir matematikçi vardı bizde. Kafayı bana taktı, sürekli tahtaya kaldırıyordu beni. Ben de problemleri yapamıyordum. İyice rezil ediyordu beni. Matematik dersi olduğu günler okula gitmemeye başladım. Bir baktım ki devamsızlıktan kalmışım!”

Eve marangoz geldi. İnşaat mühendisi sandım. Öyle teknik bilgiler aktardı ki yine şaştık! İnşaat işlerine de girmiş. Bizi yeni bir ev almaya ikna etti. Hocam, hangi işte para var, oraya el atacaksın, dedi ve gitti.

Araba eskidi, yenilesek mi diye düşünürken,  öğretmen bir arkadaşım araba alım satımı yapıyormuş. Bana anında danışmanlık yaptı, modeller önerdi. Arabalara ait öyle ayrıntılar verdi ki ben yine şaştım kaldım!

Uzun süre görmediğim değerli bir dostumu gördüm. Neler yapıyorsun, dedi. Kültür, sanat ve edebiyat işleri. Yazı çalışmaları derken, birden araya girdi, “Bunlar boş işler Hoca!” dedi. İyi ama benim branşımın kapsamı bunlar diyecektim ki yine sözümü kesti, “ Karın doyurmaz!” dedi.

Uzman bir doktora gitmiştim.  Biraz sordum, soruşturdum adamı. Emlak işlerine girmiş. Doktorluğu da ek gelir için yapıyormuş!

Uzun lafın kısası Türkiye’de eğitim alanında ciddi problem olduğunu gösteriyor. İşinin erbabı ve işini severek yapan meslek mensubu insan bulmak zor. Sebebi nedir, diye düşünemiyoruz bile. Bizdeki sistemler kasırga gibi. Dönem dönem birilerini iyi vuruyor. TEOG, YGS, LYS deyip duruyoruz. Aslında değiştirilen  şeyler çok basit. Asıl tehlike çocukların endişe ve travma ile yaşamalarıdır. Anlık değişimlere dayanmak zor. Bir de şimdi nitelikli okul çıktı. Bir ilde birkaç nitelikli okul olacak. Diğerleri niteliksiz olacak algısı oluşmuştur. Yarın diyecekler ki : “ Niteliksiz okuldan mezun olmuş, kız da vermeyin!”

Ağalar, beyler, paşalar istediği özel okula gider! Onların okulu daima nitelikli ve özel olur.  Köyden, kasabadan gelecek çocuklara bir il merkezinde nitelikli okul bulmak zor. Fırsat eşitliğini zedeler bu anlayış. Adalet duygusunu zayıflatır. Köylü köyünde kalır. Etmeyin, tutmayın!  Gariban çiftçi Ahmet’in oğlunu şehir merkezinde iyi bir okula almazlar, almadılar da!

Nitelikli okullardan nitelikli öğrenciler yetişecek mi göreceğiz. Değişime karşı değiliz ama bundan kimin daha çok yararlanacağını bilemiyoruz. Öyle ya,  bir hizmet arz edilirken taleplere bakılır. Sahi ya, nitelikli okulu kim talep etti?


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.