Türkiye’yi enerji bağımlılığından bir nebze olsun kurtaracak 63 yıllık hayalimiz gecikmeli de olsa gerçekleşiyor. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından Akkuyu Nükler Santrali’nin temelleri atıldı.

Türkiye her geçen gün farklı sahalarda kan tazeleyen bir ülke olduğu için,yeni enerji kaynaklarına ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın hem ucuz hem de temiz olarak karşılanması nükleer enerjiyi gündeme getirmiştir. Sadece yüzde 10’luk bir enerji ihtiyacımızı karşılayacak olan Akkuyu Nükleer Santrali’nin yeterli olmayacağını da biliyoruz.

Hani bizde bir kaide var ya; “Uzun mesafeler ilk adımın atılmasıyla alınır” diye. Nice hayırlı adımların devamının gelmesi bu ilk adımın başarılı olmasına bağlıdır. Bu yüzdendevlet ve millet elele vermeli, bu vizyoner çalışmaların akamete uğramasına müsaade etmemeliyiz. Çünkü bu sahada yapılacak çalışmalar bizimhem bölgesel hem de küresel hizmet sahamızı genişletecektir.

Türkiye’de nükleer bir santralin inşasıhiç şüphesiz beraberinde birçoknükleer iş sektörünü de getirecek, yeni sahalar da açılmış olacaktır. Bu yeni sahanın Türkiye’nin ekonomisinin gelişmesine doğrudan olduğu gibi dolaylı katkıları da olacaktır.

Dünya genelinde halen 31 ülkede 450 nükleer santralin faaliyet halinde olduğunu hatırlarsak, Türkiye’nin ne kadar geç kaldığını da farketmiş oluruz. Ayıca 55 ayrı nükleer santralin de inşa halinde olması yapılan çalışmanın önemini gösterecektir.

Türkiye’nin yıllarca bu sahadan uzak tutulması, diğer sektörlerde olduğu gibi, dışa bağımlılığımızın devamettirilmesi içindi. İlk defa nükleer enerji meselesi Türkiye gündemine ABD ile imzalanan “Sulh İçin Atom” anlaşması ile 1955 yılında girmiş, 1976 yılında Mersin’in Akkuyu Sahası’nın nükleer güç santrali yeri olarak uygun görülüp lisanslanması ile devam etmişti.

Fakat bu çok önemli çalışma birçok girişimlerde bulunulmasına rağmen her seferinde akamete uğratılmış, hayata geçirilmesi engellenmişti. Şu anda, AK Parti hükümeti olmasaydı, bir çok projelerde olduğu gibi, bu nükleer enerji projelerimiz de engellenmeye devamedecekti. Bunun en büyük göstergesi muhalefetin AYM ve AİHM’e gideceğini söylemesidir.

Her devirde olduğu gibi şimdi de vatan hainlerinin zihniyetini seslendirenlerin eksik olmayacağı malumdur. Onlar ülkenin faydasına olan herşeye karşı çıktıkları gibi şimdi de nükleer santral projesine karşı çıkarak diyorlar ki “Bu ölüm santrali faaliyete geçmeyecek.” Türkiye’nin gerçekleştireceği bu hayati öneme sahip projenin durdurulması için ellerinden geleni yapacaklarmış. Aman Allah’ım bu nasıl bir ferasetsizlik? Bu bun nasıl bir ihanet? İnsanın hafsalası almıyor.

İşin ilginç tarafı, bu ferasetsizlerin Almanlarla aynı teraneyi okumaları, bu hayati öneme sahip projeden rahatsız olmalarıdır. Daha önce bunların yerli otomobil üretme projemizi sulandırıp karşı çıktıklarını hepimiz biliyoruz.

Türkiye’nin Rusya ile stratejik hamlelere girişmiş olması enerji ihtiyacımızın karşılanmasının yanında Batı’ya karşı alternatif denge politikamızı da güçlendirecektir. Bu bakımdan nükleer santrallerimizin yapılmasına ilaveten Putin’in S-400 hava savunma füze sistemlerinin Türkiye’ye tesliminin öncelikli projeleri arasında olduğunu söylemesi Batı’yı tedirgin etse de ülkemizin menfaatine olacağı açıktır.

Biz inandığımızdan geri duramayız. Çağ açıp Çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet Han’ı dünya hükümdarı haline getiren en önemli etken kuşkusuz onun bulunduğu çağı çok iyi okuyabilmesiydi. O zaman henüz insan aklının keşfedemediği Şahin toplarını döktürerek Peygamber Efendimiz’in (sav) müjdesine nasıl nail olduğunu çok iyi biliyoruz. 

Şimdi çağın anlayışını en azından yakalayabilmemiz, Fatih Sultan Mehmet Han’ın vizyonunu anlayıp, misyonunu yüklenebilmemiz ancak nükleer güç haline gelmemizle mümkün olabilecektir.

Bunu yaparken de toplumun manevi gelişimi asla ihmal edilmemelidir.  Yine hatırlarsak Fatih Sultan Mehmet Han Şahin toplarını döktürmeye başlamadan önce halkının ahlaki değerlerinin zirvede olup olmadığından emin olmuştu. Çünkü Allah bir toplumu ancak ahlaki değerlerine göre yüceltir yada alçaltır.

İşte bu yüzden nükleer gücümüzle birlikte manevi gücümüzü de sağlamlaştırmalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.