O günkü ruh dimdik ayakta

Serdar Arseven kitabın ortasından

Milli Mücadele Kahramanı Merhum Sütçü İmam’ın torunu Yaşar Türkkorur’la o günleri ve bugünleri konuştuk…

“Sütçü İmam Merhum dönemini, olayları içinizden geldiği gibi anlatır mısınız?” sorusuyla başlayan sohbet:

“İngilizler daha önce Maraş’a işgalci güç olarak gelmişler. 8 aylık bir süre içerisinde sadece kışlada bir askeri birlik olarak kalmışlar, şehre inmemişler. Yani kışladan dışarı çıkmamışlar. Onların gözü Musul petrollerinde. O zamanlar Musul petrolleri zaten gündemde… Fransızlarla değiş-tokuş yapmışlar Maraş’ı. Önce İngilizler işgal etmiş 8 ay. Fransızlar gelince yerli Ermenilerin bir kısmı, onlarla beraber olmuş. Fransızları Maraş girişinde törenle karşılamışlar, ‘Nasıl olsa biz bunlarla beraber iş yaparız.’ diye… Fransızlar şehri tanımıyorlar tabi. Oradaki yerleşik halktan olan Ermenilerin bazılarından yardım görerek Maraş’ın caddelerini, sokaklarını, mahallelerini tek tek gezmişler. Fransızların Maraş’a gelişinin hemen ertesi günü -Uzunoluk semtinde Uzunoluk Hamamı var- İkisi Fransız, bir de yanlarında rehber olarak bir Ermeni ile üçlü bir grup, hamamdan çıkan kadınlara, ‘Burası artık Fransız müstemlekesidir, burada peçe ile gezilmez, açın peçeleri!’ diyerek yüzlerini açmaya çalışmışlar. Oradaki olay Fransızların elini uzatarak kadınlarımızın peçelerini açmaları… Hamam’ın yanında kahve var, buradan bir iki genç çıkıyor. Silah yok. İngiliz işgal etmiş ama bir zorluk görmedikleri için kendilerini savunacak tertip almamışlar. Ama Fransızların bu ilk yaptıkları eyleme oradakiler kahveden çıkarak kaba kuvvetle müdahale etmek istemişler. Fransızların silahı var, bizim delikanlılar ise güç-kuvvetle karşılarına çıkınca hemen orada silah kullanıyorlar ve gençlerden birini şehit ediyorlar. Hamamın karşısında da Sütçü İmam’ın dükkânı var. Sütçü İmam’ı tarif edecek olursak… Eskiden insanlar yaptıkları mesleklerle anılırlardı. Sütçü İmam da sütçülük mesleğini icra eden birisi. ‘İmam’ da esas ismi. İmamlığını herkes kadrolu cami imamlığı zanneder ama o dönemde kadrolu imamlık yok. İmam ismi de çok. Uzunoluk Hamamı ile Sütçü İmam’ın dükkanları karşı karşıya olduğu için dükkândan olayı görüyor. Delikanlı gencin biraz tartaklanıp sonrasında şehit edildiğini görünce silahı çekiyor ve o zamana kadarki ilk tepkiyi gösteriyor. Fransızlardan birini öldürüyor, biri de yaralı bir şekilde kışlaya doğru kaçıyor. Sütçü İmam Olayı’nın tarihi 31 Ekim 1919. Milli Mücadele’nin Fransızlara karşı ilk kurşunu bu olay ile atılmış oluyor. Her şehirde işgal kuvvetlerine karşı ilk kurşun mutlaka vardır. Sütçü İmam’dan önce Hatay’ın Dörtyol kazasında ‘Kara Mustafa’ adında birisi Fransızlara kurşun atıyor ama herhangi bir olay üzerine değil. Onlar gelirken silah sıkıyor. Hasan Tahsin, İzmir’e gelen işgalci Yunan kuvvetlerine karşı ilk kurşunu atıyor, Sütçü İmam da Maraş’ta Fransızlara karşı ilk kurşunu atıyor. Her 31 Ekim’de Maraş’ta Sütçü İmam Olayı canlandırılır.”

SÜTÇÜ İMAM HAKKINDA

“Eskiden fotoğraf çektirmenin günah olduğunu düşündükleri için hiçbir fotoğrafı yok. Yukarıda gördüğümüz resim (Duvarda asılı olan resmi işaret ederek) Osman Sınav’ın kardeşi tarafından yapıldı. Ben matbaada çalışırken benden iş istemek için gelmişti. ‘Kitap kapağı tasarımı olursa yaparım.’ demişti. O arada babam sağlık sebebi ile buradaydı ve o sıra aklıma geldi: Sütçü İmam’ın hiçbir resmi yok. Babam orada tarif etti. Bir hafta sonra resmi bitirip getirdi. Rahmetli Babam, ‘Bu ressam arkadaş sanki dedeni görmüş gibi yapmış” dedi. O resimden başka Sütçü İmam’ı tasvir edecek başka hiçbir şey yok. Babam özel idarede merkez tahsildarıydı. 12 Şubat 1999’da vefat etti. Babamın ölümü de enteresan. Her 12 Şubat’ta biz ‘Kahramanmaraş Kurtuluş Bayramı’na gideriz. İki elimiz kanda dahi olsa gideriz. Kardeşim telefon açtı, ‘Babamın durumu biraz ağır, 12 Şubat’a geleceksin ama biraz erken gel.’ dedi. Bende 10 Şubat’ta Maraş’a vardım. Son zamanlarıydı. 12 Şubat’a kadar dayandı, Maraş’ta kutlamalar çok şenlikli olur. Top sesleri gelmeye başladı. Bana, ‘Oğlum sen niye duruyorsun’ dedi. Ben de ‘Baba, seni nasıl bırakayım?’ dedim. ‘Oğlum, sen bayramına git. İnşallah sen gelene kadar bir şey olmaz.’ dedi. Saat 12’ye doğru tekrar telefon ettiler, ‘İyice ağırlaştı Baban, hemen gel!’ dediler. Geldik bir Yasin okumaya başladım. Yasin’in üçüncü sayfasında ruhunu teslim etti.’

“TÜRKİYE TEHDİT ALTINDA, ERDOĞAN BU MİLLETE ALLAH’IN LÜTFU”

Milli Mücadele Kahramanı Sütçü İmam’ın torunu Türkkorur, bunları anlattıktan sonra, bugüne geliyor ve “Sütçü İmam Ruhu bugün ayakta. Türkiye, tıpkı o günlerdeki gibi işgal tehdidi altında.” dedikten sonra şöyle devam ediyor:

“Recep Tayyip Erdoğan bu millete Allah’ın bir lütfu. Eksikleri var mı, elbette var… Ama onun dışında kim olsaydı şu anki durumun altından kalkamazdı. Şu anki durumu idare edecek kapasite yok başkasında. Zaten çalışmayla okumayla olunmaz. Allah vergisiyle olur. Birileri, ‘Erdoğan gitsin de ne olursa olsun!’ diyor ama… Türk milleti olarak bizim şunu iyi bilmemiz gerekir ki, Allah bize böyle bir lider vermiş. Kıymetini bilmezsek kötü olur! Düşünün ki biz savaş halindeyiz. Babam çeltik kepeğinden un yapardı değirmende, buğday bulamazdı. Çeltik kepeğinden yapılmış ekmeği de karne ile verirlerdi. Paran olsa da, zengin olsan da karne ile sana ayrılan kadar ekmek alacaksın. Şimdi de bir savaş halindeyiz. Evet şehrimiz işgal edilmedi ama etrafımızda bombalar, silahlar patlıyor. Biz bu savaşın içindeyiz. Buna rağmen aksamadan devam ediyor işler. Gittiğin zaman markete, her şeyi buluyorsun. Memursan maaşını alıyorsun. Arabanın taksidini ödüyorsun. Milli Mücadele zamanında ne adamın giyecek ayakkabısın vardı, ne silahı, kömürü, yiyecek ekmeği, evi hatta ahırı... Türkiye’nin başına neler geldi…

Uçak düşürme meselesi hâlâ bir muamma. Yine de o bile idare edildi, anlaşma yapıldı. Bir barış sağlandı. Eğer, başımızda Sayın Erdoğan değil de bir başkası olsaydı, krizi yönetemezdi. Rusya ile bizim düşman olmamamız çok önemli. Bilhassa ‘Yeni İpekyolu’ meselesinden dolayı çok önemli. İngilizler bir defa bunu hiç istemiyorlar. Dolayısıyla NATO krizi de ayrı bir muamma... Düşünün yılların kuruluşu böyle bir hata yapabilir mi? Bilerek yapılan bir şeydir. Bize gözdağı vermek gibi bir şeydir. Ama karşısında dik durduğumuz zaman onlar da özür dilemek zorunda kaldılar. Bir Ecevit Hükümeti olduğunu düşünün, 1 milyon dolara ihtiyacımız olduğu zamanları… IMF kapılarında süründüğümüz o günleri. Bir paket margarin yağı için hanımın sabah 5’ten 8’e kadar kuyruk beklediği zamanları düşünün.

“2019’da Erdoğan’ı Deviremezler”

Yaşar Türkkorur, “2019 seçimleri” hakkında da şunları söylüyor:

“Sayın Erdoğan’ı deviremezler. Ama yine de 2019’da başkanlık öyle çantada keklik değil. Çok zorlaması lazım. Nerede sıkıntı varsa bunların hepsinin tespit edilmesi lazım. Vatandaş ne istiyor? Sayın Erdoğan, 10 Kasım’da, “Atatürk’ü biz CHP’nin tekeline veremeyiz.” dedi, bence iyi bir çıkıştı. Milletimiz geçmişle bugünün muhasebesini yine yapacaktır. Bizim çocukluğumuzda bir okul müdürünün dahi arabası yoktu. Bugün bir okula giriyorsunuz. Bahçesinde en az 20 tane araba var. Gelirleri var ki almaya teşebbüs ediyorlar. Vatandaşların ihtiyaçları çoğaldı. Para onun için yetmiyor. Taşeron işçilik meselesi de iyi bir şekilde çözülmeli. “

FETÖ'CÜLER AYAĞA KALKAMAZ

Türkkorur FETÖ’nün geleceği hakkında da şunları söylüyor: “Yurtdışında ciddi şekilde çalışmaları var. Türkiye’de hiçbir şey yapamazlar. Belleri kırılmış vaziyette atık. Bir vakitler konuşmalarına ve yapılan işlerine gıpta ile bakıyorduk.

Kimse de aleyhine konuşamıyordu. Göstermelik namaz kılıyor, çocuklara göstermelik şarkı okutuyorlardı, İstiklal Marşı söyletiyorlardı. Bütün foyaları ortaya çıktı.

Ama şu anda öyle sıkıntıda insanlar var ki ciğerini, içini tanıdığım insanlar var ki; bunlarla alakası olmayan hele kendi nefsimden öte kefil olacağım birileri de FETÖ’den atılıyor.

Tabii, ayrıştırmak da zor şimdi. ‘Biz şimdi bunları tek tek toplarsak tek tek araştırıp bulursak ya kaçarlar veyahut da çok uzun zaman alır. En iyisi biz o dönemde girenlerin hepsini toplayalım.’ Bu bir düşüncedir, doğrudur.

Bunlar, duruşmalarda, bu kadar belgeye rağmen “hiç görmedim, duymadım, haberim yok” diyorlar. Ne derlerse desinler, kurtulamazlar.!

MERAL AKŞENER’DEN HİÇBİR ŞEY OLMAZ!

Yaşar Türkkorur “İyi Parti” hareketi hakkında da şunları söylüyor:

“Meral Akşener’den bir şey olmaz. Onu şişiriyorlar. Geçen bir istatistik yayınlamışlar yüzde 65 demişler… Meral Akşener’e o kadar abartılı bir sonuç verilir mi? Böyle bir saçmalık olabilir mi? Yani insanlarla alay mı ediyor bunlar? Neye dayanarak?.. Yüzde 40, yüzde 20.. Uçuk rakamlar…

“KEMAL DERVİŞ’İ GETİRSELER OLMAZ!

Türkkorur, 2019 için “Yeni bir Ekmel Formülü”nün mümkün olmadığını söylüyor:

“Sayın Ekmeleddin Bey’in getirildiği gibi Kemal Derviş gibi birini getirseler de tutmaz. Öyle bir grup var ki, ‘Tayyip Erdoğan gitsin ülke ne olursa olsun!’ diyor. Bu nasıl Türklük, nasıl Milliyetçilik, vatanseverlik ben anlamıyorum. Sayın Erdoğan da, bazen yanlış yapıyor tabii… Bazen yaptığı yanlışlıklara bizde kızıyoruz. Bir kere Cumhurbaşkanı çok yüksek sesle konuşuyor. Özal’ın taktiği ne kadar güzeldi. Yumuşak üslupla konuşsa … Yüksek ses televizyonda izleyenleri rahatsız ediyor.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.