Baş tacı etmemiz gereken öğretmenlerimizi olanca kuvvetle öteledik ve başkalaştırdık. Neredeyse her gün okullarımızdan öğretmenlere karşı şiddet haberleri geliyor. Öğretmene yapılan veli ve öğrenci şiddetinin sebebini de bir türlü bulamıyoruz. Bu duruma nasıl geldiğimiz ya da nasıl getirildiğimiz hâla faili meçhul bir şekilde suçlusunu arıyor.

Saygısından öğretmeniyle göz göze gelmeye korkan öğrencilerden, öğretmene yapmadığını bırakmayan öğretmenlere geçiş yaptık. Öğretmeni gördüğünde “Çay içmeden bırakmam hocam” diyen velilerden, “Öğretmen de ne biliyor ki” diyen veli profiline ulaştık.  Eğitimin bütün paydaşları öğretmenlerin hata yapması için hazır kıta bekliyorlar. Veliler “Çocuğuma neden düşük not verdin” deyip, öğretmenleri “Alo Şikâyet Hattına” rahatlıkla şikâyet edebiliyorlar. Fakat çocuğun düşük not almasında asıl etkili unsurun çocuğuyla ilgilenmeyen aile olduğunu, öğretmenler hiçbir yere şikâyet edemiyorlar. Toplum ve kanunlar, öğretmen cezalandırma konusunda mükemmel bir uyum içerisindeler fakat öğretmeni ödüllendirme konusunda ise yıllardır sınıf tekrarı yapmaktan başka bir şey yaptıkları yok. Üstüne, yeni performans sistemimizle okul basıp öğretmenleri taciz eden veli ve öğrencilere, “öğretmen performans notu(!)” verdireceğiz. Bunun sonucuna göre de öğretmenlerin performansını belirleyeceğiz! Varın siz düşünün ortaya çıkacak olan öğretmen performanslarını…

Eğitimle ilgili her sorunda suçlu ya da suçsuz ayırt etmeksizin, suçu öğretmenlere yıkmakta üzerimize yok. Mahkemede dahi duruşma bitmeden kişinin suçlu ya da suçsuz olduğuna karar verilmezken, öğretmenler hakkındaki suçlamalarda, hükmü hemen vererek “suçlu öğretmendir” diyebiliyoruz. Yazılı ve görsel medyamız da sağ olsun öğretmenleri karalama konusunda üzerlerine düşen her şeyi eksiksiz yerine getiriyorlar! Örneğin, öğretmen ve öğrenci arasında yaşanan okul idaresinin dahi çözebileceği basit sorunları haber bültenlerinde devasa bir sorun gibi sunarlarken, öğretmenlerin görevi başında şehit edilmelerini alt yazı şeklinde verecek kadar öğretmenlere verdikleri değeri(!) gösteriyorlar.

Öğretmene şiddet olayının ardı arkası kesilmiyor. Mardin’de İlkokul öğretmeni Beşir Sarıgül, uyardığı öğrenci velisi Fuat S.'nin muştalı saldırısında yaralanmıştı.

Öğretmenliğin herkesin fikir öne sürebileceği ya da ahkâm kesebileceği bir meslek grubu haline nasıl geldiğini anlamak için aslında çok da uzaklara da gitmeye gerek yok. Her fırsatta öğretmenlerin maaşı ve tatili üzerinden toplumla karşı karşıya getirilmelerinin, kameralar önünde okul müdürlerinin kulağının çekilmeye kalkılmasının, medya da öğretmenler aleyhine yapılan yalan haberlerin ve saçma sapan televizyon dizilerinin de öğretmenlere verilen suçlu rollerinin, öğretmenlerimizin bu duruma gelmesinde büyük pay sahibi olduğu muhakkaktır. Üstüne, eğitim üzerine yaptıkları çalışmalar anketten ileriye gidememiş eğitim uzmanlarının öğretmenler hakkındaki görüşleri ve piyasada da bolca bulabileceğimiz kes kopyala yapıştır yöntemiyle yapılan eğitim kitaplarının da tabi ki büyük katkısı var. Öğretmenler aleyhine bilinçaltına her gün subliminal mesaj gönderilen bir toplumun içerisinden öğretmenleri taciz eden, darp eden, hatta öldürebilen insanların çıkması gayet doğal bir sonuçtur.

Öğretmenlere karşı yapılan fiziksel ve psikolojik şiddetin ülkenin eğitim sistemini doğrudan etkilediği apaçık ortadadır. Bunu anlata anlata dilimiz de tüy bitti fakat sanki hiç anlatılmamış gibi öğretmenlere karşı şiddet olayları artarak devam etmekte ve bir türlü engellenememekte. Ve bundan sonra da öğretmenleri korumak için özel bir kanun çıkarıp suçlulara cezasını vermediğimiz sürece de engellenemeyecektir. Yüksek cezalarla donatılmış “Öğretmen Koruma Kanunu” çıkararak hem öğretmenlerimizin itibarını, hem de güvenliklerini sağlayabiliriz. Yoksa duyacağımız bütün haberlerin ana konusu “veli öğretmene silah çekti” ya da “düşük not alan öğrenci öğretmeni darp etti” şeklinde olacaktır. Öğretmenlerimizin bu psikolojik baskıyla okullarda eğitim vermeleri de gelecekte eğitim adına karşılaşacağımız en büyük sorunumuz olacaktır. Öğretmenler haricinde her şeyi yücelten bu sistem devre dışı bırakılmalı ve öğretmenleri koruyacak ve yüceltecek bir sisteme geçiş yapmalıyız. Bunun ön ayağı olarak da “Öğretmen Koruma Kanunu” çıkartmamız artık şarttır. Yoksa bütün öğretmenlerimiz her türlü şiddeti görmeye devam edecek ve biz de öğretmenler üzerinden eğitim çıktılarımızın başarısızlıklarını tartışıp durmaya devam edeceğiz.        

Türkiye’nin en büyük eğitim sendikası olan Eğitim Bir-Se,n konuyla ilgili hassasiyete dikkat çekmek için tüm Türkiye’de imza kampanyası başlattı. Öğretmeni yüceltmek ve ülkenin eğitimi adına taşın altına elini koyan herkesi ayakta alkışlayarak her nerede olursanız olun muhakkak bu dilekçelere imzanızı atarak iradenizi gösterin. Konuyla alakalı Eğitim Bir-Sen’in gösterdiği hassasiyeti siyasilerimiz ve bürokratlarımızdan da tez zaman da bekliyoruz.

Unutmadan, hayranlık duyduğumuz insanlarımızı da bu koruyamadığımız öğretmenlerimiz yetiştirdi. Ve onların eğitim gördüğü zamanda ne öğrenci öğretmene not veriyordu, ne de öğretmen bu kadar şiddet görüyordu. Şapkamızı önümüze alıp düşünmenin zamanı gelmiştir, öğretmenleri koruyamadığımızda başımıza nelerin geleceğini...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sercan Danış 2018-04-19 21:25:31

Yapılması gerekenler mükemmel bir sekilde özetlenmiş. Ağzınıza yüreğinize saglik.