Okurken ve yazarken kendisine kaynak arayanlar birinci elden doğru kaynağa ulaşamamanın sıkıntısını çekerler. Malumdur ki yalan yanlış fikirler, listeler ortalıkta dolaşır ve kim kimden ne alacağını bilemeden bir devran içre döner durur.

Son yıllarda şiir, öykü, okuma atölyeleri memleketin dört bir yanında faaliyet göstermeye başladı. Edebiyata ilgi duyanlar bu türden atölyelere devam ederek kendilerini geliştirmek için çalışmalara katılıyorlar. Bunlar çok iyi gelişmeler.

Ne iş yaparsak yapalım sağlam kaynaklara ihtiyacımız var. Duran Boz’un editörlüğünü yaptığı Okuma Hikâyeleri ve Yazma Hikâyeleri adlı iki çalışması İz Yayınları tarafından okuyucularla buluştu.

Sıralamayı yapacaksak; önce okuma sonra yazma.

Duran Boz, Okuma Hikâyeleri’nin girişinde kitabın amacını dile getiriyor. “Öneriler, yol azığı olsun içindir yalnızca. Okuma Hikâyeleri’ndeki kitap isimleri ne okuyalım sorusuna bir karşılık arayışıdır her bakımdan.”

“Ne okuyalım” sorusu en sık karşılaşılan sorulardan biridir. Okunacak kitabı doğru seçmek çok önemli. Doğru kaynaklardan beslenmek fikir yapısının oluşmasındaki temellerden biridir. Okuma Hikâyeleri bu bağlamda kaynak bir eser niteliğinde.

Kitapta birçok isim okumaya nasıl başladığını, kimleri okuyarak okumayı hayatının merkezine aldığını bir anı tadında anlatıyor.   Seksen üç isim var kitapta. Çok geniş bir yelpaze sunuluyor okuyucuya. Rasim Özdenören, Atasoy Müftüoğlu, Arif Ay, İbrahim Demirci, Ömer Lekesiz gibi uzun yıllar edebiyat ve düşünce dünyamızda yer alan, eserleri ve çalışmalarıyla gençlere yol gösteren isimlerin yanında Aykut Ertuğrul, Vural Kaya, Suavi Kemal Yazgıç, Güray Süngü, Emine Batar, Hasibe Çerko gibi genç isimler de yer alıyor kitapta.

Ben de ilkokul sıralarında başlayan okuma serüvenimin günümüze uzanan serüvenini anlattım okuma hikâyemde.

Kitabın sonunda her sınıf seviyesinde hazırlanmış okuma listeleri de okuyuculara sunulmuş.

Duran Boz’un editörlüğünü yaptığı ikinci kitap Yazma Hikâyeleri. Bu kitapta da yazar ve şairler yazmaya nasıl başladıklarını anlatıyorlar. Verdikleri ilk ürünleri, eserlerinin oluşum aşamalarını paylaşıyorlar. Özellikle yazma konusunda kendisini geliştirmek isteyen, nasıl bir yol izlemek istediği konusunda bir rehberinin olmasını arzulayan herkes bu kitabı mutlaka okumalı.

Çok içten bir anlatım var kitapta. Yazarlar ilk kurdukları cümlelerini, ilk heyecanlarını samimiyetle paylaşmışlar. Gökhan Özcan “Yazmakla ilgili düşüncelerin zihnime düşmeye başlaması çocukluk yıllarına kadar gidiyor.” diyerek başlıyor anlatmaya. “Okuma süreciyle yazma sürecim birbirini tamamlayan evreler halinde gelişti.” diyor Duran Boz. Necati Mert hikâyelerindeki, yazılarındaki içtenliğe eş bir anlatımla paylaşıyor yazma hikâyesini. “Kabiliyet olarak doğmadım. Şartlar yazıya heveslendirip yönlendirdi beni, ben de gittim. Hele hikâye hiç mi hiç aklımda yoktu. Seçeneksiz kaldım, mecbur oldum. Buluşunca da sevdim yahut şöyle: Kendimi hikâyeci kıldım.”

Okuma ve Yazma Hikâyeleri kütüphanelerde mutlaka bulunması gerekenler listesine alınmayı hak eden iki güzide çalışma. Özellikle kendisine yol ışığı arayan gençler kitapla ve kalemle olan irtibatlarını kuvvetlendirmek için bu iki eseri okumalı.

Duran Boz Hocamı ve İz Yayınlarını bizleri böyle önemli bir kaynak eserle buluşturdukları için kutluyor, çalışmalarında kolaylıklar diliyorum.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.