“Yâ Rab, şu muazzam Ramazân hürmetine,

Kaldır aradan vahdete hâil ne ise.

Yâ Rab, şu asırlarca süren tefrikadan

Artık ezilip düşmesin ümmet ye’se.”

                                     M.Âkif Ersoy

Ramazan; camiler¸ mahyalar¸ kandiller¸ iftar ve sahur sofralarıyla dünyamızı şenlendirdi. Evlerimizde başka bir mutluluk var.

Yeryüzü sofrasının türlü türlü nimetleriyle bizlere lütûfta bulunan Allah’a şükrediyoruz. Ramazan’da Allah, bizleri iftar saatinde ziyafete davet ediyor. Bu davete katılmamak olur mu?  

Üstad Bediüzzaman Said Nursî, “Ramazan-ı Şerifteki oruç, hakikî ve hâlis, azametli ve umumî bir şükrün anahtarıdır.” diyor. Ramazan’da bu anahtara hangimiz ihtiyaç duymayız?  Oruç ile görünmeyen kapıları da açıyoruz.  Yeryüzü sofrasının farkına varıyoruz. Bu sofra etrafında birleşen gönüller, birlikte açlığı ve susuzluğu idrak ediyor. Bu farkına varış, gaflet uykusunda olan bizleri uyandırıyor.

İftar saatini bekleyen insanın sabrı en büyük fiili duadır. Yemiyorum, içmiyorum ve senin emrini yerine getiriyorum, diyoruz Yüce Yaradan’a.  İftar çadırlarında ve evlerde iftar saatini bekleyen insanların yüzlerindeki masumiyetin yaydığı huzur ve güvene sığınıyoruz.

 Ramazan ile on bir ay boyunca acıkan gönüllerimizi doyuruyor, yalnızlaşan ruhlarımızı şenlendiriyoruz. Bir parça ekmeğe boyun büküyor, bir yudum su ile yetiniyoruz. Yetinmek, az ile şükretmek. Bizi kurtaracak olan da bu.

Bu ayda tüm hücrelerimize sabrı öğretiyoruz. On bir ay boyunca yıpranan, yorulan ve yok olan iç dünyamızın güzelliklerini tamir ediyoruz.

Oruç, unutulan adaleti hatırlatıyor. Hepimiz açlığın ne olduğunu birlikte idrak etmeye çalışıyoruz. Zengin, fakirin haliyle hâlleniyor. Birimiz, diğerimizi anlamaya çalışıyoruz. Aramızdaki uzaklık azalıyor.  Oruç ile nefsimiz dizginleniyor.

Ramazan ayı bir gelenek, bir ritüel değildir. Ramazan, uyanıştır, acziyetin bilinmesidir. Oruç anahtarıyla Rahman’ın kapısını çalıyoruz. Sığınıyor, kulluğumuzu hatırlıyor ve haykırıyoruz.

Kur’an bu ayda indiğine göre adeta yeniden iniyormuş gibi Kur’an’ı saygıyla karşılıyoruz.  Kur’an’ı karşılama ayında kalbimizin de tertemiz olması gerekmez mi? Demek ki oruç, bizim Kur’an ile muhatap olmamız için iç temizliktir aynı zamanda. Orucun farz oluşundaki hikmeti de bu olmalı.

Ramazan, dünya koşusunda durup dinlendiğimiz ve tefekkür için bir fırsat bulduğumuz aydır. Ramazan aç kalma ayı değil, açlık ile sabrı öğrenme ayıdır.

Ramazan, çocuklarımıza isimdir. Bu ayda doğduğu için ismi Ramazan olan binlerce insanımız vardır. Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi bu aydadır. Zira Kur’an nazil olmuştur. Bir diğer deyişle Allah, kullarıyla muhatap olmuştur. İsmi Kadir olanlar vardır.  Ömrü boyunca “Kadir Gecesi doğmuşum” diye sevinir bu kişiler. Şanslı ve bahtı açık insanlara, “Anan seni Kadir Gecesi doğurmuş.” deyişimizin sebebi de budur.

Ramazan şenliktir, mutluluktur. Seviniriz kavuştuk diye. Ondan ayrılmak zor gelir. Üzülürüz. Karşılarken de uğrularken de ilahiler söyleriz. Ramazan’a özgü şiirlerimiz vardır.

Ramazan ile çocuklar da yetişkinler de aynı heyecan içindedir. Hepimiz çocukça hallerle ezanı bekleriz. Ezanla birlikte patlayan ramazan topuna kulak veririz. Hepimiz oruçlu, hepimiz çocukça seviniriz. Kulluğun, acizliğin yaşı yoktur ki.

Kimi çocuklar tekne orucuyla sabrı öğrenir. Büyüklere satılan tekne orucu ile çocuklarımız ibadetin hazzını tadarlar. Takdir gören çocuklarımız, sonraki gün belki de tüm gün oruç tutmaya niyetlenir. Aslında herkes niyetlidir. “Niyet ettik Allah rızası için oruç tutmaya” deriz. Niyetimiz makbul olsun.

Ârif Nihad Asya'nın şu dörtlüğü ile orucumuzu açalım:

“Ey karlı köyüm, beyaz köyüm, hür yayla;

Bir gün –ki oruçluydu yamaç, dam, tarla–

Yoldaydım uzaktan okunurken ezanın,

Bir dağ tepesinde iftar ettim karla.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.