Mevcut ABD Yönetimi, nükleer anlaşmadan çekildikten sonraki süreçte İran üzerinde kurduğu baskıyı arttırmakta kararlı gözüküyor. İran’a geçmişte uygulanan ambargoların genişleyerek yenileceğini deklare eden ABD, bunun yanında uygulanacak ambargolar konusunda diğer ülkelere de baskı kuruyor. İran ile ticaret yapan ülkeleri sert bir dille uyaran ABD, aslında bu konuda çeşitli geri dönüşler de aldı. İran konusunda kararlı bir baskı ortamı oluşturan ABD, kısa süre önce tesis ettiği “Küre İttifakı” ile de farklı bir baskı unsurunu elinde tutuyor. Ekonomik anlamda oluşturacağı baskıdan istediği sonucu alamazsa, yeni hedef Yemen üzerinden fitilini ateşlediği çatışma ortamını genişletmek...

Ekonomik ambargo karşısında en büyük gelir kalemi petrol olan İran’ın daha önce de yaşadığı krizler gibi bir ekonomik kriz yaşaması kaçınılmaz ki zaten şu anda büyük oranda da yaşıyor. Ekonomik kriz temelli bir iç kargaşa çıkartarak mevcut yönetimin gitmesi kesinlikle ABD için en maliyetsiz çözüm ama İran yönetiminin de o kadar kolay teslim olacağını varsaymak tabi ki doğru değil. Peki, İran bu kadar baskı unsuru karşısında nasıl bir hamle yapabilir?

İran’ın şu anda ABD’ye ve aynı zamanda ABD’nin “küre müttefiklerine” karşı en büyük kozu Hürmüz Boğazı. Zira Hürmüz Boğazı özellikle körfez ülkelerinin dışarıya deniz yoluyla açıldığı bir kapıdır. İran dışında Irak, Kuveyt, Bahreyn, BAE ve yüksek oranda Suudi Arabistan’ın üretmiş olduğu petrol diğer ülkelere bu boğazdan geçerek ulaşıyor. Tüm dünyada deniz yoluyla yapılan petrol ticaretinin 3’te 1’i bu boğazdan geçmektedir. Bölgeden çıkarılan petrolün ise neredeyse %90’ı buradan dünyaya açılmaktadır. Boğaz, aynı şekilde LPG nakliyatı konusunda da hayati önemdedir. Bu özellikleri ile boğaz, alternatifi olmayan bir nokta olarak adlandırılabilir.

Hukuki açıdan bakıldığında boğazın kullanımında çelişkili bir durum söz konusudur. Örneğin 1959 yılına kadar 21 millik boğazın 15 millik kısmı uluslararası sular olarak kabul edilirken bu tarihten sonra İran’ın karasularını 12 mile çıkarması ile durum değişmiştir. Benzer bir adım 1972 yılında da Umman’dan gelmiştir. İran, boğaz üzerinde tam bir hak iddia ediyor olsa da, birçok uluslararası otorite Basra Körfezi’nden alternatif bir çıkış bulunmadığı için boğazı “Uluslararası Transit Geçiş Noktası” olarak tanımlanmaktadır.

Son hamlede İran, Hürmüz’ü kapatma gibi bir adım atabilir mi? Öncelikle boğaz kendileri için hayati önem arz eden bölge ülkelerinin askeri güçleri dışında ABD’nin bölgeye yakın konumda çok önemli iki askeri üssü bulunmaktadır. Bu üsler ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük üssü olan Katar’daki Al Udeid üssü ve Bahreyn’de bulunan 5.Filo Deniz Üssü… Geçtiğimiz günlerde ABD basınında yer alan bir habere göre; “ABD Donanmasına ait Essex Amfibi Gemi grubuna ait 3 adet savaş gemisi, 5.Filo’da görev almak üzere 6 aylık geçici görev ile San Diego’dan ayrıldı.” Yani İran’ın bu kadar caydırıcı unsur karşısında Hürmüz kartını oynaması kolay bir karar değildir.

Şüphesiz ne İran nede ABD, sonu kestirilemez ve bölgeyi tamamen ateş topuna çevirecek olan bir çatışmayı alternatif çözüm yolları tükenmeden başlatmak istemeyecektir. Ancak, ABD’nin İran rejimini açıktan hedef olarak ortaya koyduğu aşikârdır ve “Hürmüz Krizi” bu niyetin devamında ortaya çıkması en muhtemel krizdir. Böyle bir durumda ABD’nin bölgedeki “küre müttefikleri” ile birlikte İran’a karşı hareket etme olasılığı “mezhep temelli” bir çatışmaya da evrilebilecek potansiyel taşımaktadır.

Kısaca Ortadoğu yeni bir “darboğazın” eşiğindedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624