İnsan gücü nisbetinde sorumludur. Güç arttıkça sorumluluk da artar. Çaresiz kalmak belki bir bahane olabilir, ama haksızlık karşısında susmayı gerektirmez. İnsan yada devlet haksızlık karşısında, adaletin rencide edildiği durumlarda, imkânı ölçüsünde adaletsizliğin sonucu olan zulme karşı durabilecek yolları bulmalıdır. Hiçbir şey yapamasa bile haksızlığı haykırabilmeli, zulme itiraz etmeli, kısacası dilsiz şeytan durumuna düşmemelidir.

Bizde hakikatın bir yansıması haline gelen “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” söylemini her dâim yaşam felsefesi haline getirmeli, çaresizliğe makhum bir zavallı gibi zulme rıza göstermemelidir.

Her zaman olduğu gibi yıllardır Suriye’de yapılan zulümlere sessiz kalan Batı Dünyası ve onların temsilcisi olan ABD’nin Afrin’de kurmaya çalıştıkları DAEŞ tiyatrosu bozulmaya başlayınca etekleri tutuştu. Dün itibariyle 1439 teröristin etkisiz hale getirilmesi, özellikle de Afrin’in batısındaki Cinderes bölgesinde yapılan operasyon çok dikkat çekiciydi. Terör örgütü elemanlarının bir araca yükledikleri roketleri Türkiye topraklarına doğru rastgele fırlatmaları üzerine Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait bir İHA’nın onları adım adım takip ettikten sonra, sığındıkları yere bir füze fırlatarak etkisiz hale getirmesi taraftarlarını çılgına çevirdi.

Artık karşılarında bir çadır devleti olmadığını anlayacaklar...

Onlar DAEŞ bahanesiyle bölgede 1 miyonu aşkın masum sivillerin kimyasal silahlarla, misket ve varil bombaları ile katledilmelerine sessiz kaldılar. Koca bir ülke nüfusunun yarıdan fazlası ülkesini terketmeye zorlanıp sığınmacı haline gelirken hiçbir şey yapmadılar. Terör örgütü DAEŞ bölgede vahşi katliamlar yaparken ses çıkarmayan ABD şimdi Türkiye’nin terör örgütlerine büyük kayıplar verdirmeye başlamasıyla sesleri çıkmaya başladı. DAEŞ ile mücadele etme bahanesiyle terör örgütü PKK ve PYD’yi kendine gizliden ortak seçen ve binlerce tır dolusu silah yardımı yapan ABD bölge halkını aptal zannediyor. Ayırdıkları 550 milyon dolarlık bütçenin bölgede kurdurdukları terör örgütleri için yapıldığını bilmemek için aptal olunması gerektiğini herkes biliyor. Zeytin Dalı Harekatı onların kurdukları bütün tiyatroları bozarken kirli maskelerini de düşürdü.

Türkiye’nin gücü nisbetinde bölgesinde cereyan eden haksızlıklara, adaletsizliklere, zulümlere karşı gerekli olan üç yöntemi de başarıyla sürdürüyor olması zulme ortak olan şeytanları bile dize getirmeye başladı. ABD’nin Suriye’de çevirmekte olduğu tiyatroyu medya gücümüzle dünyaya gösterebilme kabiliyetimiz, düşmanın gücüne karşı silahlarımızla durabilme gücümüz onların oyunlarını deşifre etti.

Biz biliyoruz ki imkânımız ölçüsünde yanlışın karşısında özgüvenle durabilirsek, zorbalar da hadlerini bileceklerdir.

Geçen gün Erdoğan’ın özgüvenle zalimlerin yüzüne yaptıkları yanlışlıkları haykırıp başlarına gelecekleri hatırlatması çok önemli. Başta dediğim gibi insan yada devlet adaletsizliklere karşı hiçbir şey yapamasa bile haksızlığı haykırabilmeli, zulme itiraz etmeli, kısacası dilsiz şeytan durumuna düşmemelidir. İşte Erdoğan da bunu yapmakta. “Suriye’deki DEAŞ tiyatrosunun sonuna geldik. Hele hele bizi vururlarsa sert karşılık veririz diyenlerin ömürlerinde hiç Osmanlı tokadı yememiş oldukları da çok açık. Biz elbette kasıtlı olarak onları hedef almayacağız, ama hemen yanı başlarından başlayarak gördüğümüz her teröristi de imha edeceğiz. İşte o zaman teröristlerin yanlarında bulunmasalar kendileri için daha iyi olduğunu anlayacaklar”. Anlamak isteyen istediği şekilde anlayabilir bu sözü. Hakikatte bu sözü söyleyebilecek bir cesur yürek lâzımdı. Birinin Emri bil-maruf yapması gerekirdi. Onu da Erdoğan yaptı. Teröristlerle işbirliği içinde olanların başlarına gelecekleri baştan hatırlattı Erdoğan. Madem ki teröristlerle işbirliği içinde değilsin o zaman onlarla ne işin var. Madem ki DAEŞ’e karşısın neden onlarla çalışıyorsun?

Erdoğan’ın dik duruşu NATO Genel Sekreteri Stoltenberg’in açıklamasında buluyor yansımasını. “Hiçbir NATO üyesi Türkiye kadar terör saldırısına maruz kalmadı. Türkiye, bu güvenlik endişelerini çözme hakkına sahiptir.” Bu durumda eğer Türkiye yapması gerekeni yapmasaydı NATO bu açıklamayı yapmazdı. Ama Reis’in duruşu onları yola getirmeye başladı.

Osmanlı Tokadı’nın sesi NATO’ya böylesine bir açıklama yaptırabiliyorsa kendisi neler yaptırır acaba?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.